Image Hosted by ImageShack.us

05 Ocak 2010 Salı

Romantikomedi Aşkları!

Aşk keşke romantikomedilerde anlatıldığı kadar kolay yaşanılır olsaydı...
Kolay olsaydı,bizlerde o karakterlerdeki gibi cesaretli olsaydık birazcık...
Korkak olmadan söyleyebilsedik düşüncelerimizi,kızabilseydik kavga edip sonra anlayışlı anlayışlı barışabilseydik...


Bir film düşünün,karakterler hep kaybetmiş böyle hayattan sillesini yemiş bir kadın/bir erkek...Terk edilmişler işte,yalnızlar...
İşte bu bağlamda hah aynı ben diyebiliyorsun...
Sonra o iki insan bir şekilde bir araya geliyor,kavga ediyorlar çekişiyorlar sonrada birbirlerine alışıyorlar,araya parazitler giriyor bi aralık ayrılıyorlar sonra birisi çekip giderken diğeri koşup kendini madara edip "gitme hayatımın aşkısı" diyerekten onu durduruyorlar öpüş koklaş harika hayatları oluyor sonra evleniyorlar bitiyor film...

Şimdi bunun reel hayat versiyonuna bakınca hiçde böyle değil...Yalnızsın,karşına hep abuk subuk kişiler çıkıyor...Sonra birine aşık oluyorsun,gerçekten seviyorsun ama olmuyor işte,sen hiçbirşey yapmıyorsun,korkuyorsun çünkü ondan,kendinden...O romantikomedi insanları gibi cesaretli olamıyorsun...Duruyorsun,duruyorsun,duruyorsun...

Ama bence aşk o romantikomedilerdeki gibi değil...Buna inanmıyorum ben...
Canın ne kadar yansada sevdiğin kişiyi sevmekten vazgeçmeyişin,onu bir anlık bile mutlu gördüğün zamanki mutlu oluşun,her ne olursa olsun ne yaşanırsa yaşansın ona sevginin bitmeyeceğini bilmek,ona kızsan sarsmak istesen bile durup onu anlamaya çalışman,sırf o nefes alıyor diye bir şehiri çok seviyor olman,bir şarkıyı dinlerken ondan parçalar bulman ve akan gözyaşlarının seni eritmesi,saatlerce onu düşünerek uyuyamaman,sonra sızıp rüyanda onunla olman ve sabahında fazlasıyla mutlu uyanman...Ve tüm bunlar acı veriyor olsa bile,onlardan ve ondan vazgeçmemen...

Romantikomedilerde bunlardan bahsetmiyor...Ya hep ya hiç var onlarda...Ben seni seviyorum evet ama karşılığında bana sevgini sunmalısın bebeyim diyorlar...Hiçbirşey karşılıksız değil...Karşılıksızlık saçma komik birşey sanki...
Oysaki aşk karşındakinden birşey beklemeden sessizce onu seviyor olmaktır bir anlamda...
Aşk sessizliktir bazen,konuşamamaktır,konuşmak istemek ama önüne bakıp susmaktır...
Bağıra çağıra avaz avaz büyük laflar edememektir,boğazına takılan yumru,buz gibi üşüyor ve bir anlık güneşlerle ısınıp bununla huzur buluyor olmaktır...
Hadi bakalım holivud işleyin böyle bir konu,kore'den ordan burdan film araklayacağınıza bir defada gerçek duygulara dokunun...

Bu aralar o kadar çok yazı yazmaya başladımki aslında bu durumuma teşekkür bile edebilirim...Saatlerce yazıyorum,yazıyorum,yazıyorum başına geçince...
Onun için bile sevdiğim insana teşekkür edebilirim,onu sevebilirim...Al bi sebeb daha buldum:)

Favori Austen Erkeğim;Mr. George Knightley!


Dün Jane Austen Book Club'ı izledik...Film olarak pek beğendim ben,böyle bir grup insan Jane Austen kitaplarını işliyorlar ve kendi yaşamlarından kesitler bulmaya çalışıyorlar...
Güzel işlenmiş sevimli,eğlenceli bir romantik filmdi...
Özellikle Grigg karakterinin hiç Jane Austen okumamış bir erkek olarak(ki okuyan erkek çok azdır zaten)objektif bakış açısıyla arada olması,ayriyetten edindiği Austenin tüm eserlerinin bir kitapta külliyat halinde toplanmış kitabını görünce evet bundan istiyoruuuuuuuum dedim...
Filmde bir yerde Austen erkeklerinden bahsediliyordu...
Ve bende en sevdiğim Austen erkeğini düşündüm...Vee Mr Knightley'in benim en favori Austen erkeğim olduğuna karar verdim...

Mr Knightley'e baktığımız zaman;
Çok kibar naif biri,aynı zamanda konuşkan irdeleyici ve şirin bir şekilde ukala...Emma'yı sürekli tenkit ediyor ve sürekli olarak çekişiyorlar...Emma Mr. George Knightley'e sürekli çevresindeki birilerini ayarlamaya çalışıyor,Mr.Knightley ise Emma'nın insanların üstündeki hakimiyetine kızıyor,Emma'yı bu konuda sürekli uyarıyor...

Mr. George Knightley'de sıcak ve naif hava insanı onu sevmeye itiyor,aynı zamanda üslubunu kaba olmadan kalp kırmamaya çalışarak,kelime oyunlarıyla anlatıyor...Böylelikle bir yandan ona kızamıyorsunuz...Böyle bir erkekle çekişmek eğlenceli oluyor,itiraf edelim:)

Darcy'e baktığımız zaman soğuk ve kibirli bir tavrı var...Birazda itiraf edelim züppe...İnsanlara karşı önyargılı davranabiliyor...Ama bunun yanında duygulu bir adam...Hislerini ancak kağıda yazıp söyleyebiliyor,o kadarda kendinden beklenmeyecek kadar çekingen...

Bu iki adamda karar kılamıyordum en sevdiğim Austen erkeği sıralamasında...
Ama dün anladımki Mr. George Knightley açık ara Darcy'e fark attı...
Filmdeki Grigg Mr. Knightley olmuş bir nevi...Böyle araştırmacı,sürekli karşına yeni birşeyle çıkan,şunu oku buna bir bak,aa ben senin önerdiklerini okuyorum vs. vs. gibisinden her dakika yeni birşeyle karşına çıkan hafif ukala ama eğlenceli adam...



Filmi izleyin derim ben,Emily Blunt'un soğuk fransız aksanlı,mathilda saç kesimli halide baya hoş gidiyor...Ayrıca uzun salaş hırkalar,kahve kitap eşliğindeki okuma saatleri falan pek hoştu...
Sevdim...
Ve en favori Austen erkeğimde Mr. George Knightley!dir bu böyle biline...



01 Ocak 2010 Cuma

Summer Değilim Ben! Bu Böyle Biline!

Öncelikle söyleyim ben Summer değilim...Beni ona benzetenlere,aaa aynı sen diyenlere serzenişim büyüktür...Hatta en kıl olduğum insan tipi bu hatun,çok bahsetmişimdir aman evlilik boktur şudur budur ayaklarına yatıp,sonra ceeee ben aşık oldum evlendim modundaki insanlardan nefret ettiğimi...Her ne kadar duygusuz olsamda garip biçimde halen aşka olan inancımı kaybetmedim...Aşk bicibici muhabbetlere girmedende aşktır...
Yani Summer gibi adamın azına edip bırakmadım o kadarda kaltak olmadım çok şükür...


Şimdi film olarak beğendim o ayrı...Güzel yapmışlar,çok sevimli sıcak bir film...Sonra her ne kadar Summer'a kıl olsamda Zooey faktöründen dolayı ağız dolusu kaltaksın kızım sen demedim, diyemedim:) çok güzeldi abla,böyle al karşına saatlerce o konuşsun sen dinle Tom'a hakvermemek elde değilki ne yalan diyim...O kıyafetleri hele beni öldürüyor,her filminde ayrı bir alem...Eğer bu rolü başkası oynasa bence büyük şey kaybedermiş film oda ayrı bişey...

Ikea sahnesi pek eğlenceliydi,böyle eski klasik aile modunda falan tam retro havaları...
Ben tabi soundtracki önce indirmiştim...Summer'ın Ringo Star hayranlığı,The Smiths fanlığı mevzusu,Summer'ın lise yıllığına Belle & Sebastian'dan alıntı yapması,Tom'un dikkat çekici! tişörtü(söylemiycem filmi izleyenler zaten anlarlar ne tişörtü olduğunu:) hepsi pek güzel ayrıntılardı vesselam...

Ama her ne kadar Zooey'de oynuyor olsa Summer değilim ben banane derim her ortamda da çarpışırım bu konuda:)

Hepi Niv Yiıııır:)

Bütün yeni yıl saçmalıktır,ben sıkılarak geçircem,çok fazla bişey yapmıycamlarıma rağmen itiraf etmeliyimki bu yılbaşı eğlenceli ve güzel geçti:)


Zaten hep böyle olur ümidi kesip aman hiçbişey yapmayız dediğimiz zamanlarda çok eğleniriz...
Bizim planımız film izleyip öylece takılmaktı...
Sonra Nalan ablalar geldiler,önce Efenin Fındıkkıran bale cdsini izledik...Sonra içtik,sonra deli gibi tombala oynayıp hırs yaptık,güldük eğlendik...
Efeye baktığım zaman yaşlandığım gerçeğiyle karşılaşıyorum tabi o ayrı:) küçücüktü,hiperaktif çatlak bir bebekti:),şimdi ise çok hoş bi oğlan oldu,balet oldu çıktı başımıza,artiz herif:)

sonra herkes gitti salonda tek başıma yeni yıl süsleri ışıklarıyla oturdum karanlıkta...Düşündüm hayatımı,yalnızlıklarımı,insanlarla arama ördüğüm görünmez duvarları falan...Bunu nasıl kıracağımı bilemiyorum halen bu konu üstünde çalışsamda...
Mesela yalnız olmaya o kadar alışmışımki(aile üyelerimden bahsetmiyorum) böyle birileriyle zaman geçirme moduna girince panik oluyorum...Bana bir hafta öncesinde haber vermelilerki ben kendimi alıştırabileyim bu duruma...Biliyorum çok desperate bir durum farkındayım ama elimde değil...Eğer sizde hayatınızın neredeyse 7-8 yılını yapayalnız geçirseniz sizide görürüm:)

Öyle yani güzel geçti,sevdim:)

Ensemble, c'est tout


Dünki filmlerden bahsetmeye başlayım efendim...
Araya bi fransız filmide olsun diye sıkıştırdığım filmdi ne yalan diyim...
Hadi izleyelim dedik annemle...
Ama iyi etmişiz,çünkü çok çok sevdim,iyiki indirmişim...
Konu çok içten,sıcak ve naif işlenmiş...
Ve ayrıca Camille karakterinde kendimi gördüm ben...

Yalnız,kaybeden,çevresine duvarlar örmüş,ve bazı şeyleri yaşamaktan hep korkan...İyi resim çizen,ama bununla ilgili kariyeri sadece çizen! olan...Bir yandanda samimi ve sıcak...Öyle bir karakter Camile...Annesine kızıp saçlarını oğlan çocuğu gibi yapan,küçük kız...Aynını bende yapmıştım:)


Sonra Philibert var...Camille'le piknik yapan asilzade,kekeme ve tiyatro aşkıyla yanan...Camille'e destek olan,ona evini açan,koruyan...

Ve Franck;aşçı,yalnız,hayatı koşturmayla geçen...

Bu üç insanın kesiştiği nokta hep hayatlarında yalnızlığın olması belkide...
Ve birbirleriyle,bir arada dayanışma içinde olunca bitiyor bu...
Umarım bende Camille Fauque gibi yalnızlıklarımı aşarım,duvarlarımı yıkarım...
2010'dan isteğim bu işte...

Fransız filmlerine önyargıyla bakmayın,ben son zamanlarda izlediklerime bayıldım...

31 Aralık 2009 Perşembe

Bi Yılbaşı Heycanım Varki Sormayın Gitsin!

Geriden başa aldığımız her yıl,aslında hep aynıdır...
Ha çok önemliyse madem;hergün 12'ye girmeden önce 9/8/7...3/2/1! diyelim...
İşe yarıyosa şayet yapalım bunu heallam ya...


Bu sene yeni yıl heyecanım yok...Bana artık çok sıkıcı geliyo bu tantanalar...Sürekli eee napacaksın yılbaşı günü? sorusuna,hiçbişey diye cevap vermekten yoruldum bitsede gitsek moduna girdim...
Ne yapıcam lan sanki,klasik faaliyetler tıkın/tv seyret/tombala oyna/tıkın/dansöz izle/tombala oyna/yeni yıl kutla/sıkıl/müzik dinle/4-3-2-1 ooo yeee hadi bitti! sonrada sıkıntıdan uyuyakal!
budur olay;)
ha bu sene film izleme modundayım belki sabaha kadar film izlerim buda var...Ama onuda tüm yıl boyunca zaten yapıyorum,onun için bi değişik olmayacak...
Ha özeniyomusun çılgın partilere neyim dersen yok abi ya çok açmıyo beni artık böyle şeyler...Yaşlılık böyle birşey heralde:)

Bu sene masebesi yapınca aman şöle böle oldu diyeceğimde bişey yok...Her zamanki gibi yani...Ama bu gece ağlamaçlı şarkılar dinlemeyeceğim kate voegele'ın wish you were here'ini dinlemeyeceğim,salak şarkı tüm yılımı etkiledi,bak ama buna inancım tam...Onun yüzünden tüm yılım Wish you were here modunda geçti...

Dileklerimde zaten azıcık,işte Prag sonra böyle tüm kaprislerimi odunluklarımı çekebilecek birisi,sonra derslerim iyi olsun,sonra zayıflayım artık falan...
Budur benim yılbaşı olayım,haydin kendinize iyi bakın seneye görüşürüz beybiler:P
ahahah iğrenç seneye görüşürük espriside yaptım oys allahım çok mesudum:)

29 Aralık 2009 Salı

Suya Düşmeseydiniz Keşke! Ben Sizi Çok Sevmiştim Oysaki!


Sabahleyin şarkı söylüyodum öyle türkçe bişey,bir anda sesimin deniz sekiye benzediği kanısına vardık...Tabii ondan sonra benim hava binbeşyüzlere çıktı,ardından bir kıç kalkıklığı,zaten tipimde benziyoya oldum sana yeni bir rock pirensesi:)

Twitterda orda burda hadi kaydet dinleyelim vs. gibi gazlarla beraber ben aldım mp3'ü elime şarkı söylüyorumda söylüyorum...Bi yandanda hayaller kuruyorum allahım tipim benziyoya ordan giriş yaparım,cici biciyim zaten millet sever beni,hüsnü gibi bi hıyartoya sümüğümü atmam zaten,enteresan giyinirim fln fln fln...Böyle bi otel odasındaymışım saçlarım bigudili,üstümde bi bornoz,elimde telefon annemlen konuşuyorum,yüzüm makyajlı,odaya insanlar giriyo fln,menecerim var bi tane böyle tüm çatlaklıklarımı çekiyo,tuhaf bi el hareketiylen bana bi kahve getir çabuk! diyorum ona,yazık hiç ses etmeden getiriyo,ayy ne yazığı onamı aciiim tabi getirecek ben onun altın yumurtlayan tavuğuyum halla halla!

Neyse bu hayallerle bir sürü şarkı söylüyorum tabii...Takıldım Tori Amos Mr.Zebra'ya...Deniz Sekiden Toriye yatay geçiş yaptım,bi yandanda bizimkilere kızıyorum insan entel ebebeyn olurda piano dersi neyim aldırır huh! diye:)

Taktım Mr.Zebraya...İlla söyliycem zaten iğrenç ince sesim olduğu için zor olmaz diye düşündüm,sonra biri beni keşveder kendi şarkılarımı yaparım veee bingo!

Bi yandanda yine düşünceler sarıyor diyorum eskiden şu işi yapıyordu sonra şarkıcı oldu bıdıbıdıdısı yapılınca eski işim olarak bloggerlık yazılsın ço havalı olur valla bak diye seviniyorum:)

Vee bunların sonunda sesim tamamen gitti,boğazım acıyor ve şarkıcılık hayallerim suya düştü:'(
Uff ya,oysaki çok harika olacaktı herşey:'(

28 Aralık 2009 Pazartesi

OKD'nin Gücü Adına!


OKD derneğimiz baya ses getirdi çığ gibi büyüdüğümüzü görmek umut verici...
Ama neden ankarada odun yok diye hayıflandım hepsi başka başka yerlerde:(

Derneğe girmek için bir önceki yazıdaki şartlara uyuyor olmak ve kadın olmak yeterli!
Erkekleri almıyoruz çünkü sonuçta onların %98'i odun:)
Bu arada bu hayali bir dernek bunuda ekleyim:) öyle yazılarla falan destekleyin yoksa ciddi olduğumuzu falan sanmayın aman diyim:)

Şimdi oduncu gömleğimle selam ederim sizi:)
Bu sayede ayrıca harika bloggerlarla tanıştım,buda bonusu oldu olayın:)

Bunu okuyan arkadaşlarım siz gerçek kadınsınız,olması gereken fln dedi...Varya bi hoşuma gitti,bi eylendim:)

Mesela biz böcekten korkmuyoruz bence...Sonra kendi işimizi kendimiz halledip birinden asalak gibi beklemiyoruz...Düşündüklerimizi direk ifade ediyoruz,bazı feminis takılan hatunlar gibi "ayy evlenmeaam ben çok saçma bir olay evlilik" diyip,iki gün sonra ilk bulduğuna yapışanlardanda değiliz...Hiç kıvırmadan evlenmeyi istiyorum ben diyebiliyoruz mesela:) aklımıza eseni yapıyoruz,ilişki yaşıyorsak sırf odak noktamız o ilişki olmuyor,ayrıca bici bici sesini bebek sesi modunda küçülten hatunlardan hiç olmuyoruz...diyede ekleme yapma gereği duydum nedense:)

Kıymetimizi bilin artık abicim,öyle lafla olmaz onlar:)

24 Aralık 2009 Perşembe

Odun Olmaktan Gocunmuyorum!



Laf lafı açtı falan derken biz OKD(Odun Kadınlar Derneği)'ni kurduk...Finduilasz bacımla...Sonraaa Mr.Baros hatunum,Bi Dostum ila çığ gibi büyüyor hareketimiz...

Şimdi Odun Kadın kimdir nedir onu biraz açalım deymi ama:)

*İki dal çiçeğe fit olmaz,salakmısın oluuum buna paramı verdin,insan Supernatural'ın 5. sezonunu alır,abii varya Dean nası taş gözümüz gönlümüz bayram ederdi diye sevgilisine çemkirir...

*Zırt bırt aramaz adamı,pek umurunda olmaz,başka şeylere kafa yorduğundan mutlaka aklına gelmez:)

*Beli kalın olur:P

*Ayy burcun ne senin hemen söyleaaa muhabbetlerini pek sallamaz,sallasada bi nedeni vardır,çıkarı vardır:)

*Küfreder kafası kızınca,ona buna sinirlenir,netteki programlarla bile kavga halindedir...

*Eğer bir program yapılıyorsa önceden haber verilmelidir,son anda yapılacak programlara katılma tenezzülünde bulunmaz...

*Romantizm falan sallamaz,filmlerde izler film bu yeaaa der geçer gider...

*arada romantik bile olsa dengesiz olduğundan çok sürmez o aldanmayın:)

*Mesela insanları umursamaz,birini çıkardımı hayatından o kişiyi direk unutur,aklına bile gelmez...

*Çat diye lafı söyler hiç dolandırmaz,imalara gerek duymaz,eğer bişeye sinir olduysa ben bozuldum tamammı diye konuşur...

*Geyik halindedir,kimseyi fazla takmaz kafaya,birisi laf sokmaya yüzsüzce davranır:)

*Aşkım lafını o kadından duyman zordur...Lakap takmak istese tuhaf bişey olur bence...

*Adama ben sana aşığım tamammı lafını ölse kullanmaz...Ha ister,çok ister söylemek ama söyleyemez,cool davranır,üff bi git yaa modundadır...Onun için aşkı yaşaması zor olur,kendi sürünür,karşıdaki adam sürünür,ama odunluktan taviz vermez...
O yüzden adamın dirençli olup söylemesi lazım gelir yoksa bu odun kadından beklerse daha çoook bekler...

*Erkek arkadaşının yanında off ulan adama bak ne kadar taşmış diyebilir...Yapabilir evet!

*Maç muhabbetlerini severler...

*Görünüşde hep soğuk olur,insanlar hep "aman ben seni çok soğuk,ukala sandıydım,hiçde öyle değilmişsin" derler...

*Kolay değillerdir,öyle ha diyince elin altında bitmezler mantar gibi...

*En önemliside hiçbir zaman istenilen sözleri söylemezler...Adam kayırmazlar ve damarlarına basılırsa kötü olur:)

Güzel bir orman oluruz biz bence...

Bence Odun kadınlar gerçekçi kadınlardır...Erkekler hep cici bicilere laf sokarlar,onlardan yakınırlar ama en çokda onların dibinde uyurlar...Çünkü onlar kolaydır,çünkü onlar çabuk kanarlar herşeye...Çünkü onlar hanfendilerdir,sinirlenmezlerdir,küfretmezlerdir,iki çiçeğe ayyy aşkıııım diye sevinirler...

Odun kadınlar derinliği olan kadınlardır...Belli etmezler ama kök salarlar,sevdiklerine...Çoğu zaman gölge olurlar insanlara...Sessizce dinlerler bazende...Dallarında nefes alırlar insanlar...Sonra uçtuklarında sessizce uğurlarlar(böylede felsefe yaparım aneeem:)

Derneğimiz vatana millete hayırlı olsun bakalım:)

22 Aralık 2009 Salı

Bakkal!


Ayşegül bir çekiliş yapmış kiii bende bir katılayım dedim...Buradan sizde yeni yıl çekilişine katılabilirsiniz...Bu arada Bakkal çok güzel blog benim aklımda blogger arkidişlerimi tanıtmak gibi bir niyet vardı,ilk onu tanıtayım bu vesileyle...

Özellikle teması'na bayıldım ben...Sonra enteresan fikirler,fotoğraflar var....
Birde çektiği fotoğraflardan oluşan bloğu varki,onu da çok seviyorum...İşte Burası o blogda...

Şu anda fotoğraflarını paylaşan çok fazla blogger göremiyorum,fotoblog olayını çok sevdiğim için fazlalaşmalarını isterim...Bir nevi,insanların objektifinden hayatlarının yansıması oluyor ve yeni hayatlar izlemeyi seven biri olarak,öyle bir blog bulunca yehuuuu oluyorum:)
Ayşegülü'de öyle keşvetmiştim...
Ne diyelim,takipteyiz,bloglarını sürekli güncellemesini isteriz;)

21 Aralık 2009 Pazartesi

Ayna Olmak!


En çok kullandığım tekniklerden birini anlatmak istiyorum...
Bu tekniğin ismine Aynalama yada Ayna Olmak diyorlar...

Hayatımızın bir bölümünde mutlaka neden hep tuhaf tuhaf kişileri çekiyorum kendime,neden hep deliler beni bulur,neden sorunlu insanlar çevremde deriz...
Bunu hep onlarda ararız,tüm suç onlardadır ve biz çok normalizdir...

Onların öyle olmaları aslında bizden kaynaklıdır...
Biz nasılsak,karşımızdakinin bize yansımasını görürüz...Mesela ben eskiden hep çevremde huzurlu insanlar isterdim...Ama ben huzursuz,sinirli,hayattan bezgin,sorunlu olunca kendi frekansıma uygun davranırlardı insanlar...
Ben huzurlu ve eğlenceli biri oldukça çevremdeki huzursuz ve tuhaf tabir ettiğim kişilerde değiştiler...Onlara aynalık yaptım çünkü...

Karşınızdaki her insanın davranışları aslında sizin onlara yansımanızdır...
Sadece insanlarda da değil,olaylarıda aynalarsınız...Mesela korktuğunuz bir durum var,kaza yapmaktan korkuyorsunuz ve bunu kafaya takıyorsunuz ister istemez bu durumu aynalarsınız...Ve önünde sonunda kaza yapmayı kendinize çekersiniz...Böyle durumlarda rahat olun ve kendi kendinize telkinler verin,o korktuğunuz konuyu düşünmekten vazgeçin...

Ha illaki birşey kafanıza takmak istiyorsanız,olumlu konuları,hayal ettiğiniz durumları takabilirsiniz...

Bu Aynalama tekniği Nlp'de çok kullanılan bir teknikmiş sanırım...Benim iki yıldır kullandığım ve başarı sağladığım teknik...Aynalama yaptıkça kendi frekansımda insanları çevreme çekiyorum...Eskiden hep olumsuz ve sorunlu insanlar varken çevremde,şimdi neşeli,huzurlu,güzel düşünebilen,düzgün tabir ettiğim insanlar mevcut...Ha enerjisine uyum sağlayamadığım kişiler yokmu,tabiki var...Ama onlarda bir şekilde kolayca hayatımdan çıkıp gidiyorlar...Eskiden başımdan atmam kolay olmazdı bu kişilikleri...

Ha ben olumluyum falan diyorumda hiçmi sorun yaşamıyorum...Elbetteki oluyor,hatta geçen hafta hiç haketmediğim olaylar yaşadım...Ama şunu düşündüm ben olumsuzca insanları kırıp incitmiştim ve bunun yansıması olarak bu insanların davranışları oldu dedim...
Bundan sonra daha dikkatli olup,herşeye atlamamayı öğrendim...

Onun için her zaman ayna olurken dikkatli olmanızı öneriyorum...
Sevgiler...

20 Aralık 2009 Pazar

Ortalama Bir Kadın Olmadım...Olamadım!


Kadın olarak kendime baktığımda(bakamıyorum hallahımmm)
uuu şöyle bir kadınım diyemiyorum:) yani halen kendimi büyümemiş hissetmem kadar saçma bişey olamaz ama oluyor işte:)

Şimdi ilişkiler Syco'su şöyle bir kişilik;

Mesela "ayy aşkım bi dal çiçek bile almıyosun banaaa" tarzı cümleler kurmaz!
Sevmiyorum o olayı,yani geçen anneme çiçek alayım dedim sümbülü sordum iki dal çiçek 5ytl! amca abart solmuş bile onlar dedim almadım...Güller ise 10 ytl! hadi be dedim döndüm gittim...Şimdi ben böyle hödük biriyken,karşımdan kalkıp istemem kadar manyak bişey olamaz...Bi kere gül alsa adam,ya üff şuna para vereceğine bak istediğim dizinin sezonu vardı onu alsana bi işe yarardı der burun kıvırırım:)
Heleki o tek taş pırlanta kadar saçma birşeyi kafasına dert edip,almıyo banaaa diye üzülen bir hatun hiç olamadım:)

Romantizmi beceremez!:)
Yani çok romantik olayları kıvıramadım ömrü hayatımda...Fotoğraf çekerken konsept olsun diye mum ışığı kullanayım diyince evi yakıyordum neredeyse:) aheheh...Düşünün şimdi adama mum ışığında yemek hazırlayacağım ama o faciya olacak...Olur bence,muhtemel! Şarap çok sevmem,çikolata görünce kibar kibar yiyemem:),gözlerimi devirip "aşkım ne düşünüyosuuuun" diye sormak zerre aklıma gelmez:),yani o arada ben bişey düşündüğümden karşımdakinin ne düşünüyor olduğunu düşünmek bile aklıma gelmez:)

Aşkım,aşkitom,bitanem laflarından tiksinir...
Sürekli yayvan yayvan aşkıııım diyenlerin neslinin tükenmesini çok istiyorum...O kadar sinir bozucularki,onları duydukça aşktan sevdadan falan toptan soğuyorum...

Sürekli yapışık ikiz olma modundan hoşlanmaz,aramaz falan...
En sinir olduğum kadınlar dakika başı napıyorsun? diye arayanlardır...Hemcinslerimi bu konuda dövesim geliyor evet!
Ya 15 dakika önce aradın be kadın öle mal mal oturuyodu,15 dakikada ne değişmiş olabilir,yani 15 dakikada seksi bir hatun yanına damlayıp birbirinden eylenceli poziyonlara imza atmış olabilirler diyemi düşünüyorsunda arıyosun ben anlamadımki...
Adam evdeyse mal mal oturuyorsa bu 15 dakikada tuvalete gitmiş olabilir,gerzek gibi oyun oynuyor olabilir,maç muabbetinden beyni sulanmış olabilir,öküz gibi tıkınıyor olabilir yada başka birşey! yapıyor olabilir...Ne arıyosun senin başka yapacak işin gücün yokmu? telefon faturasının az gelmesi sana üzücümü geliyor ne senin derdin anlamadımki!
Bide o ses tonlamaları...Hayattan bezmiş napıyorsunlar...Sanki zorla arattılar karıyı teallam ya...
Evet kendimi kaptırıyorum bu duruma sinirleniyorum elimde değil...Ben erkek olsam yeminle terk edeceğim kadın tipidir bunlar...Bi arama be gerzek diye terslerim sürekli...İyi yapıyo bence erkekler bunlar,ohh miss:)
Ben aramam fazla çok acil bişey yoksa falan arama gereği duymam hiç kusura bakmasınlar...Sonra bence iki insanın kendine ait zamanları olmalı...Mıç mıç her dakika havada karada birlikte olmak çok aşırı sıkıcı geliyor bana...İnsan biraz karşısındakini özlemeli...Aynı evde olasalar dahi herkesin kendine aitliği olmalı...Bence evlilikler bundan dolayı bitiyor...Kadın sürekli adamın uydusu haline geliyor...Hiç kusura bakmayın hatunlar yapıyorsunuz bunu! Sonra adam sıkılınca çıngar çıkıyor...Abi ben olsam bende sıkılırım bu ne be...Birde düşünceleri başka yöne kaydırınca daha sağlıklı bakabiliyorsunuz ilişkilere...
Benim aklımda sürekli birşeyler olduğu için sadece ömrümü ona endeksliyemem...
Mesela resim yaparken kendimi kaybederim unuturum dünyayı...Fotoğraf çekerken,onları düzenlerken,yazı yazarken,netteyken,dikişle uğraşırken,kitap okurken falan...Herkesin kendi zamanları olmalı...Olmalı dostum!

Herşeye çok takılmaz,relaxdır ama bu onun kıskanç olmadığı anlamına gelmez...Kıskançlık damarlarıyla oynanmamalı! Yoksa fenadır çok fena!
Öyle şuna bakma,onla konuşma bu hatunu kesiyorsun allah belanı versinci biri değilim...Ama bu kıskanç olmadığım anlamına da gelmiyor...Herkesde olan kıskançlık bendede mevcut...Bence sağlıklı birşey:)

Son anda yapılan planlardan hiç hoşlanmaz...Kılını kıpırdatmaz,kendini kimseye uydurmaz,o kadarda gıcıktır!:)
Mesela msj atıp hadi gel ben şuraya gidiyorum diyen adamlara gıcığım...Birkaç gün öncesinden haber verki bende randevularımı ona göre ayarlayım...(havam batsın eheheh:) ha ilişkidelerdede öyle...Bizim ev alengirli olduğu için,hadi ben çıkıyorum diyip çıkamıyorum...Onun için sözleşmeli üzerinde konuşulmalı falan...Hiçbirşey olmasa ben belki plan yapmışımdır kendi kendime eee sevgili...Bir sor bana demi:) Evet tam anlamıyla gıcığım bu konuda kabul ediyorum tamam:)

Sevgiliyle yapılan piknik,kıyı köşe gezintisi aktivitelerini zerre kadar sevmez,saygı duymaz!
Yani ne anlamı var anlamış değilim! Yani hani bazılarının otlu çöplü fantazileri vardır ona bişey diyemem ama hani onlar yoksa sepet hazırlanıp,örtünün üstünde yemek yemeli aktiviteler kadar salak bişey olamaz...Ha arkadaşlar falan varsa eylenceli olurda,iki kişi neye eylenecek...Bunu yapanlar çok var...Ama yok yani salak mevzudur bu:)

Tüm bunlara bakarak,kızmı bu ya halla halla demeyin,o kadarda hödük değilim,duygularım var ben şahidim olduklarına...Üstüme gidilirse ağlayabilitem mevcut mesela...Bazen salak salak hayaller krabilitem mevcut(genelde geceleri bunlar sayesinde uyuyakalıyorum:)

17 Aralık 2009 Perşembe

Kahverengi Triko Elbise

Dün bir alışveriş bir fiş olayını icra ettik...Bir sürü siyah/acı kahve/mor triko kumaşlarla bu triko elbiseyi aldım...Açıkçası dizilerde orda burda bu elbiselerden görüp pek bir beğenmiştim lakin almayı düşünmemiştim...
Bence kış için harika bir elbise...O aksesuar kaşkolunada bayıldım bebeyim senin:)
Eskiden kahverengi sevmezdim ama çizme alınca hemen ona uysun diye bu sezon kahve birşeyler edineyim dedim...
Birde saçlarımı toplu seviyormuyum sevmiyormuyum çok karar veremiyorum,çocuk gibi oluyorum böyle...Zaten küçük gösteriyorum birde böyle yapınca baya bi yaş ortalamam düşüyor:)
Bide tamamen makyajsızım ve günün yorgunluğu gözlerimden akıyor...
Eeee bu bünye alışık değil tabi sosyalliğe:)


Ukalalık Sorunsalı!


En sevmediğim insan tipini açıklıyorum...
Hani şöyle kıl,insanı sinir eden ukela(orjinali ukala'mış:) tipler...
Nesilleri tükenince dünyaca bir oh diyeceğiz bence...

Şimdi bi arkadaşım var,mesela bişey ararım hemen aaa bak burası,aaa şurda işte fln gibisinden yardım eder...Sonrada teşekkür edince ukalayım ben fln diyo...Diyorum hallam ukala görmesem,ben ne ukalalar gördüm böyle boğazına yapışmak istedim...Benim gibi acahillere yardım eden iyi niyetli bir insansın diyorum onada sinir oluyor...

Ama bu ukala'lar ikiye ayrılıyor bence...

1/Sevimli Ukalalar;Onların yaptıkları göze batmıyor,hatta yakışıyor bile...Zaten öyle ikide bir abuk subuk herşeye atlamıyorlar...Dozunda yapıncada şirn duruyor...Mesela kova burçları bunu çok yapıyor(kendi burcum diye demiyorum valla ya)

2/Sık Boğazını sende kurtul,oda kurtulsun Ukalaları;Bunlar işte yazımın temelindeki insanı şiddete sürükleyen kişilikler...Herşeyi bunlar bilirler,herşeyin güzeline,iyisine bunlar sahiptirler,bunların düşünceleri en doğrudur,bunların tuttuğu parti en birincidir...
Birşey söylersin,ayy o bişeymi ben bunu biliyorum diye burnu dik gözler devrik cevap verirler...Doğru olmasa bile doğru diye iddia ederler...Yaşam amaçları insanları gt etmektir..Kendilerine bakmadan herkesle dalga geçerler...Her konuda bilgisi vardır,çok akıllı bir kişiliktir o,bilgisi olmadığı konulara bile atlayıp biliyormuş gibi yapar...Sürekli eleştirir seni ama sonra bir bakarsın eleştirdiği şeyleri bir bir yapıyor...Sonrada yalnız kalınca bunalıma girip zır zır zır baş beyin yerler...Onun bunun fikrini kendi demiş gibi kullanır,savunurlar...

Son zamanki bunların en favori konusu imla kuralları! allam sanki hepsi türk dil kurumundan yollanmış gibi başımıza müfettiş kesilmişler...Sanane la,istediğim gibi yazarım sanamı soracam! Twitterda hiç önemsemiyorum imlayı neyi,mutluyum öyle...Burdada önemsemiyorum al işte gördüğünüz gibi:) Senindeeee,imlanındaaa diye küfrettiriyorlar adama,yoksa ben kibar bir insanım:P

İşte bunlara kılım ben ve bunlar yüzünden ukala lafına bile sinir oluyorum...Biri kendine ukala diyince hayır ya hayır bi saçmalama diyesim geliyor...

Kendime baktığım zaman evet benimde ukala damarlarım var,bence herkesde var...Dozunda olmalıda,şirin olmalı işte:)
Ama şu varki ben bilmediğim konulara atlamam,insanları bozmak için bi taraflarımı yırtmam,herşeyi çok bildiğimi iddia edemem,insanların yanımda kendilerini özel hissetmelerini severim...Ha birisi bana bulaşırsa çok feci bulaşırım o ayrı...

Yani olacaksak sevimli ukala! olalım...Yoksa allah muhafaza bunlara döner,sevimsiz,gıcık,sinir bozucu oluruz...Sözlüğü açınca kıl kelimesinin karşısında fotoğrafımız olur...Aman diyim:)



16 Aralık 2009 Çarşamba

DIY Procem;Deri Körüklü Tozluk!






Şimdiiii size geçen seneki DIY procemden bahsedicem...Ama varya acayip hoşunuza gideceğini düşünüyorum,nitekim ben bunu düşününce yeni bir buluş yapmışçasına aferim Syco kedi olalı.... demiştim:)
Neyse gelelim olaya...

Olayımız ayakkabıların,çizmelerin üzerine giyilecek deri tozluk yapımı...
Hani şimdi vardır böyle napacağınızı bilemediğiniz ayakkabılarınız...Atsan atamazsın,satsan bu ne lan derler...Onların üstüne bu tozluktan geçirinde harika bir körüklü çizme oluyore!
Ha körüklü istemem ben şuh olabilirim diyorsanız,bu senenin modası uzun dizüstü çizmede yapılabilir bu size bağlı...Malzeme olarak güderi,deri alabilirsiniz bu ayakkabının yada botun cinsine bağlı...Alırken ayakkabıya uygun alırsanız hiç belli olmaz ve çizme sanılması daha muhtemel olur...

Yani budur beybiler sırf siz sebeblenin diye açılım yapıp bacak fotolarımıda koydum...O mavi şekilsiz şeyde babanne geceliğim:)
Takdir falan beklerim,yorum yazın ona göre bakıp geçmeyin ayda yılda bi işe yarar şey yapmışım aaaa:)





15 Aralık 2009 Salı

Önemli 5 Yer/2010 Wishlist Mimleri!



Evet bir mim yağmurunda kaldım efenim...
Aman iki mim var amma abarrtım dimi:)

Nese ilk mimimiz Renklerin İçinde hatundan gelmiş...

Benim için önemli 5 yerden bahsedicem şimdi sıkı durunununnnnn:)

Şimdiiiii

İlk AlwaysRock derim...

Çok güzel mekandır,sıcaktır,öyle herkesler bilmez,kolpa metalcileri barındırmaz,mekan sahibi hoş sohbettir,adamına muamele yoktur...70lik birası uygundur;)Severiz sayarız kendisini...
Pazar günü Özgemle gittik,özlemişim dedim...Daha sık gitmek gerek!


Sonraaa Shades var kiii çok severim...Süleyman abinin efsanevi plak tükkanıdır...

Sonra Ardıç Kitabevini severim...Çok sıcak güzel bir ortamı vardır...

Bilimum sahafları severim,sahaf olan heryeri çok severim...

Vee Dost Kitabevini severim...

İkinci mim ise Ayşegülden geldi...

Konu 2010 Wishlist'immiş:)
Oyy bunu sevdiiiim:)

Şimdiiiiii;
Fotoğraf makinası istiyorum,profosyonel bişey olsun böle ve bende bişey bişeyci olayım:P

Hani kilo verme olayına başladımya,biraz daha vereyim 2010 altın yılım olsun...

PRAG!!! nolur 2010 sesimi duy nolur bebeyim:)

Aşk mesela olsa çok iyi olur bence...

Bitti bu kadar!
Bunları kime yollayacağımı bilemediğim zaman aman kim isterse alsın diyorum ve yine diyeceğim:)


14 Aralık 2009 Pazartesi

Jensen'e Mektup!



"Sevgili Jensen,
Ben tabiki sana Deanım demeyi seviyorum ne yalan diyim...
Şimdi geçen bir duyum aldım dedim du Syco adamı hemen duyduklarına değin yargılama...Git kendisine sor,konuş onunla...Bak bebeyim böylede anlayışlı bir hatunum;)

Ben senin için o gerizekalı Smallville dizisini çektim kaç bölüm...Süpermenle gudik sevgilisine dayandım...Hele o meymenetsiz,uyuz hatunla öpüşürken karşımıza çıkmıştın...Seni ilk orada gördüm...O uyuz kızdan kurtulduğunda düğün bayram yaptım...

Veee tabii seni,Impalayı çok seviyorum...Ayıramıyorum hanginizi çok sevdiğimi beni bağışla...

Şimdi aldııım duyum şuki;
Sen One Tree Hill'in kaltaklar kraliçesi Daniel'le nişanlanmışsın!

Yani şimdi sana sormak istiyorum oldumu bu?
Bak bu gerçekse olum yapma o herkese veriyomuş diyolar,görüyosun oynadııı rolü,ezik Mouth'a bile asılmıştı...Birgün Sam şapşalıyla yatakta ohoho yakalarsan nolucak yiğdim aslanım...Pek tekin değil söyleyim...

Söylediler yok doru diil dedim...Sonra nette fotolarınızı gördüm fotoşop dedim...Ama OTH'de anlayacaktım,aman aslında hoş bu kız demiyecektim,yılan işte aramıza girdi dimi:((

Öyle ağzını yüzünü büzüp suratını asmaca yok,gerçekler acıdır tamammıııaa!
Beni sen bu hale getirdin ben kiiii;

Cooldum,öyle herkesi beğenmezdim,beğensemde havalı takılırdım kendi içimde yaşardım...Johnny'de öyle olmuştu...Ama sen beni yeni ergen kızlara çevirdin!Duygularımla oynadın pis hayin! Sarı çiyan!

İşte böyle mektubumu sonlandırırken,kardaşına,hortlayan babana saygılarımı sunarım...
Bu duyduklarımın doğru olmamasını ve yok bebeyim senden başka kimse yok hayatımda ana temalı mektubunu sabırla bekleyeceğim hayatım...

o hatunu uzak tut kendinden olurmu?
Öptüm hadi k.i.b byeeee;)"


12 Aralık 2009 Cumartesi

Yaratıcı Zeka!


Zuhahahahahahah!


Bunun evlenme teklifi versiyonuda çok güzel olur bence:)
Sırf bu yaratıcı zeka için Evet! denebilir:)
Herşey düşünülmüş:) bunu gördüğümden beri ara ara açıp açıp gülüyorum:)
Kartta iade edilecekmiş bide teallam,belki kalsın ister kız halla halla:)

10 Aralık 2009 Perşembe

WAIT!

de nereye kadar!


Bazen böyle hani bir türlü içinden çıkamadığımız şeylerin bir anda olup bitmiş pakedini dışardan isteriz...Yani olsun bitsin yeter aaaa...Şimdi bekliyorsun sonra o beklediğin oluyor ama sonra başka bir bekleyiş başlıyor,o oluyor sonuçlanıyor sonra başka bir bekleyiş fln...
Bekle bekle için çıkıyor...
Bekleye bekleye beklememeyi öğrendiğin an o paket eline geçiyor...
İşte o kelimelerin kifayetsiz kaldığı zaman bence...

Sorular Sorunlar...Sorular Ve Cevaplar!

Bana soruları oluyor insanların,mail yoluyla,mesajlarla faln o zaman laf bile soksanız mutlu olan manyağa bağlamış bir bünye haline geliyorum:)



*Annenle aranızda ne kadar yaş farkı var?

-Bunu sormuş bir arkadaş...Valla beni 20 yaşında doğurmuş annem...Beraber büyüdük işte...Bende çocuğumla aramda az yaş farkı olsun isterdim ama bu mümkün olacak görünmüyor:((

*Sen yoksa kendini şişko,çirkin göstermeyemi çalışıyorsun,böylece insanlar seni ilk gördüklerinde,akıllarında canlandırdıklarından ayrı olacaksın ve bu sana artı bir puan kazandıracak öylemi?

-Vaaaavv bebeyim:) hiç böyle düşünmemiştim yeminle,ama olabilir içten içe bunu düşünüyorda olabilirim bilemiyorum hiç düşünmedimki:)

*Kilo verebildinmi?

-Az:(

*Darcy dediğin kişi bloğunu okuyor,yorumlar yazıyormu?
-Yorum yok!

*Darcy'e neden takma adlar takıyorsun? sonuçta yazıyorsan saklamamalısın
-hee olur canım saklamamak istesem,gider bloğa yazacağıma ben sana aşığım aslında biliyomusun diye kendine söyler bu kadarda kasmam...

*Darcy hiç sana bu kişi benmiyim diye sordumu?
-Hayır çok şükürki böyle bir soru ile gelmedi...Gelse ne derim bilemiyorum...Kıvırırım heralde...Yüzyüze olsak ama yalan söyleyemem,hani nette kolay kıvırıyorsun bazı şeyleri ama ben birinin yüzüne bakıp kolayca bazı şeyleri kıvıramıyorum hemen ele veriyorum...

*Darcy'e takma adı nereden geliyo?
*Herkesin akılna gelen Aşk ve Gurur'daki Mr.Darcy'e benzemiyo benim Darcyim...Daha çok Bridged Jones'un Mark Darcysini andırıyor...Oradan geliyor işte...

*Darcy'e ne zaman söyleyeceksin ona olan hislerini,konuşsan onunla söyle düşündüklerini
-Muhtemelen hiçbir zaman bilmeyecek gibi geliyor bana...Ben çok konuşan geveze biri olsamda böyle konularda inanılmaz çekingenim...Hayatta söyleyemem bu tarz şeyler konuşamam,kitlenir kalırım maalesefki...Yoksa hayranım olm ben sana aşığım işte anla artık kadınlarına...
Ama onlardan biri olamadım hiç:(

Nese Darcy ile sorular baya sürüp gidiyor böyle...
Ünlü olduk sanki Darcy,ne dersin:)

09 Aralık 2009 Çarşamba

Kakaolu&Cevizli&Düşünce Yoğunlaşmalı Kek!

Kozmik salak düşünceler bence insanın beynini açıyor deneyin bak çok zevkli!:)


Onyüzmilyon baloncuklar eşliğinde arkafonda kadınprogramındaki acılı kadın,ön fonda Tindersticks Curtains albümü(evet çok uyumlu bu fonlar)
kakaolu&cevizli kek,fındıklı ekmek falan...
Moralim bozuk değil,mutluyum biraz sanırım edindiğim dersler ağır geldi,ama geçti işte...
Çevreme bakındım harika insanlar var...
Onun için bana hayal kırıklılığından başka birşey getirmeyen insanların çıkıp gidişi aslında olması gerekenin olması aslında...

Bunun yanısıra artık o kadar özgür hissediyorumki kendimi...
Çok bağımlı değilim insanlara,ama ders aldım ben çok değer verdiğim insanları elimin tersiyle itmeyeceğim...Düşünerek hareket edeceğim...Bunu yapmıyordum eskiden...
Eskiden olsa hemen artık insanlara güvenmeyeceğim derdim...Ama şimdi o gidenin sorunu,onlara güvenmemem gerektiğini seçtiler onlar,ama hayatıma yeni girecek insanlara güvenmemeyi seçmem ben...

4 yumurta
1,5 bardak şeker
3 bardak un
1 bardak süt
1 bardak sıvıyağ
kabartma tozu/vanilya
1 paket kakao(ne kadar yoğun ise o kadar katmak size kalmış ben bol kakaolu seviyorum)

şimdi yumurtaları birbirlerinin kafalarına vura vura kırıyorsun bebeyim:),o bir oyun bir seromoni aslında...çatt,tabiii karıştırma kasesinin orayada vurabilirsin bu senin seçimin...Ama ben birbirlerine vurmasını çok seviyorum:)
Sonra üstüne şekeri ekliyorsun fuuuuuuuuuuu diye ses çıkıyor eklerkene...
Ve çırpmaya başlıyorsun,çırpıyorsun çırpıyorsun düşünceler uçuşuyorlar beynine

"keşke insanların bir tarafında bir çip olsaydı ve o çipte yaptıkları hep yazıyor olsaydı,o zaman yalan söyleyemez,ikiyüzlülükde yapamazlardı yemezdi bi tarafları...bence tanrı bir daha yeni bir tür icat edince bunu aklında bulundurmalı...Yani bulundurmalısın dostum;) .........ımmm belkide vardır belkide yapmıştır,belkide uzaylılar öyledir,yalancı değillermi acaba uzaylılar,çokmu dürüstler,Haktan Akdoğanı bulup sormalı aslında,sonuçta o olaya çok hakimmm "

Sonra sütü ve yağı ekliyorsun,ve kabartmatozu,vanilya paketlerini açıyorsun,açarken arkada bi tarif varmı tikkat et,ama dalma tabii okumaya(ben çok dalıyorumda)
Sonra unu koyuyorrsun ve tekrar çırp çırp çırp;)

"Yok yok bence uzaylılar çok dürüst kişilikler...Ama dur insanları kaçırıp duruyorlar bunun neresi dürüstlük kibarlık! insan bi sorar benlen gelmek istiyormusunuz diye...Sora hamilede bırakıyormuşlar kadınları...hemde ameliyatla! düşün hem başın yanıyo,hemde hiçbir zevk duymuyorsun ne acı...Uzaylılar sevişmiyolar heralde tabii,onlarda herşey ameliyatla bence...Yani şimdi hadi güzelim çocuk yapalım diyince uzaylı adam spermini kıza veriyo oda işte spiral takarmış gibi takıyo bence:) yazık tabi...ben şimdi düşündümde dünyalılık güzel,herşey dirtyyy,hayat,insanlar,seks herşey yani....aaaa yeter bu kadar çırpmak"

Şimdide kakaoyu ne kadar istiyorsanız ekliyorsunuz...Aman dikkat heryeriniz kakao olmasın:)
Sonra yine çırp yine düşüncelerrrr

"Darcy napıyo acaba? ne yiyo,hayatı boyunca benim yaptığım bir keki bile yiyecekmi acaba?? ben isterim tabiiii ona yapmak ama o istermi acaba yemek?? şimdi açtır kesin o,bende çok açım zaten...Ben şimdi burda değilmişim de misal böle onunla bir yerdeymişim...Sonra o içerdeymiş de ben ona kek yapıyormuşum...Sonra ara ara o gelip bakıyormuş bana bittimi naptı diye...Bende dur sevgilim daha bitmedi diyormuşum da azıcıkda oynaşıyormuşuz falan...Sonra kekim pişmeye başlıyormuş...Acaba o zaman şimdi ne düşünüyor olurdum...İnsan sevdiği yanındaykende onu sürekli düşünürmü acaba? ben hiç bilmiyorumki o duyguyu..."

Şimdi kek kalıbını iyice yağlayın böylee bembeyaz gibi olsun,tabii eller çok kötü oluyo ama olsun:)

Veee boşatın harcı içine...Sonrada cevizleri kırın,parçalayın,o esnada da;

"İnsanlarda böyle karşınındakileri umursamadan kırıyorlar...Sonrada ben naptım demeleri çok komik...Böyle çat çıt ses çıkarmasakda oluyor öyle..."

Veee fırına atın...Düşük derecede 40 dakika pişirin...Harika kekiniz hazırrr...





Bende anca böyle kek tarifi verebilirdim...

08 Aralık 2009 Salı

Sürekli!

Ohhh bebeyim,senin somurtmanı seviyorum ben aslında!



Ben sürekli sırıtıyorum...
O sürekli somurtuyor...

Ben sürekli şaşırıyorum...
O sürekli haklı çıkıyor...

Ben sürekli cıvıyınca,
O sürekli susuyor...

Ben sürekli mutlu olunca,
O sürekli anlam veremiyor...

Ben sürekli çocuklaşıyorum...
O sürekli bunu tuhaf buluyor...

Ben bunları görünce sürekli,
Ondan kaçmama engel olamıyorum...

................


07 Aralık 2009 Pazartesi

Leonardo Usta Gibi Düşünme Prensipleri



Şimdi benim için önemli olan kitaplardan birinden sözetmek istiyorum...
Hatta okuduğum ilk gelişim kitabı da denebilir...


Okuduğunuzda çok şey bulacaksınız ve ustaya hayran kalacaksınız...Yemek tarifleri bile var...Birde en çok hayran olduğum o zamanda onun çok sağlam bir düşünce sisteminin olması...

Şimdi size kitabın yedi prensibini paylaşmak istiyorum...

Leonardo´nun 7 yaşam sırrı...

1. GERÇEĞİ ARA;CURİOSİTA
2. SORUMLULUK AL;DİMOSTRAZİONE
3. FARKINDALIĞI KESKİNLEŞTİR;SENSAZİONE
4. GÖLGEYE BAĞLAN;SFUMATO
5. DENGE KUR;ARTE/SCİENZA
6. BÜTÜNLEŞMEYİ BESLE;CORPORALİTA
7. SEVGİYİ YAŞA;CONNESİONE

Hayatımdan Giden Herkese ;TEŞEKKÜRLER! Büyüyorum Sizinle...


Ohiiii üşüyorum blog ama tabii bunda süngerbob geceliğimle oturuyor olmamın etkisi yok değil hani:)) hiç pijama ile uyuyamayan biriyim,oysaki ne kadar özeniyorum öyle uyuyanlara...Böyle sıcacık,bi tarafları üşümeden,tutulmadan uyanıyorlar...

Neyse,sabah seromonilerine ve uyuşuk uyuşuk dolanmayı çok seven bir kedigil gibiyim...

Bu aralar yine insanların iç yüzlerini görme moduna girdim...
Varya bundan sonra beni uyaran insanların söylediklerine birazda olsa kulak vereceğim...Yani açıkçası çok pişmanım bazı konularda...İnsanlara verdiğim gereksiz değerler başta...Oysaki ben gerçekten değerli olan kişilere zerre değer vermemişim bunu görüyorum...

Neden bizlere çok değer veren insanları hiç düşünmeyiz diyorum...
Ben yaptım zamanında bana çok değer veren,kıymetimi bilen insanlara bir hiç uğruna sırt çevirdim,kırdım incittim...Ve şu an bana bunları yapan iki insanın yaptıklarını hakettim...Oysaki beni ne uyarmışları aman dikkat et onlara diye...Ama yok ben başımın dikine gittim...Dinlemedim...

Heleki o kız için beni ne uyardılar bak Syco o kız çok tehlikeli,insanları birbirine düşürüp sonra olaydan sıyırıyor kendini dikkat et ona dediklerinde dinlememiştim...Al dün onlaraysa bugünde bana işte...Aynı hasetliği,ikiyüzlüğü ve olayı yapıp ortalıktan sıyrılmaya çalışma işlemini yaptı...Şimdi ona buna ağlanıyordur muhtemelen ben naptım diye...He canım he hiçbirşey yapmadın,sütten çıkma ak kaşıksın sen!
Ona birde gerzek gibi ikinci şans verdim...O an silmeliydim onu,silecektimde ama içimde yapma diyen sese kulak vermedim ve affettim...Ama bazılarına istediğini yap değişmiyorlar,bir kere güvenin sarsılınca yerine gelmiyor işte...

Hayal abla ise halen işin siz o zaman arkamda durdunuz diye karşılık bekliyorsunuz modunda...Ya allaşkına ben ne karşılığı istedim senden,ne istedim şimdiye kadar senden ne bekledim?,kendim için hiçbirşey istemedim ve bu olaydaki söylemim yine senin içindi,senin siten için uğraşıyordum ben...Konu benim konum değilki...
Ben kukla olmam falan demişsinde geçmiş olsun abla sen milletin kuklası olmuşsun bile...
Bundan sonra hiçbiriniz zerre kadar umurumda değilsiniz...Ben o zaman senin uğradığın yalnışa tepki verdim,şimdi olsa susardım pek umursamazdım,yada en azından bana değer vermiş insanları bir dinlerdim...O zaman o insanlar şimdi senin bize yaptığın gibi amaaan gidersniz gidin modunda değillerdi...

Bizimle konuşmaya,olayı çözmeye çok uğraştılar...Shaman zamanla sende göreceksin demişti...Doğru çıktı dediklerinin hepsi...Biz onunla mailleşmiştik o zaman,bana anlatmıştı birçok şey...Ama tabi ben umursamamıştım...Dün o mailleri okudum ve o zaman beni ne kadar uyarmaya çalıştığını gördüm...

Üzüldüm..

Ama şu varki zaman herşeyi gösterdi...Kimin nasıl olduğunu görmek istiyorsanız zamana bırakın işleri...Herşeyin ilacı zaman diyenler doğru demişler...
Zaman senide gösterdi bana,onuda...

Sen bir arpa boyu yol alamamışken ve seni sevenleri kırıp yokederken,kalbini katılaştırırken ve melek maskeni takmaya uğraşırken;

Shamanic inanılmaz derecede ilerlemiş,yoluna çok fazla başarılar eklemiş bile...Helal olsun ona,maşallah...İnsanların değerini biliyor,ona o kadar kırıcı şey yazmama rağmen halen beni sevdiğini belli edebiliyor bir şekilde...Çevresinde onu aşağı çeken kimse yok...Demogojilerle falan ise hiç işi yok...

Ben sadece şunu diyorum yine sana;ben senden hiçbirşey beklemedim,sadece forum için uğraştım,benim olayım değildi konu...

Ama ileride çevrene baktığında hiçkimsenin olmadığını göreceksin...Sen insanlara zerre değer vermedikçe,başkaları için sana değer veren insanları bir kalemde silip attııkça yapayalnız kalacaksın...Bunuda unutma...

Yani böyle...Bundan sonra forumlara yazmama kararı aldım...Gereği yok,bana burası yetiyor,bilgiler desem evren derya zaten bilgiler gelir bana...Ki demogojiden başka birşeyi olmayan bir platformdan ağlamaktan başka öğrenebileceğimiz ne olurki?


Şimdi o zaman beni uyaran,kırdığım incittiğim herkesden de özür diliyorum...Bu olaylar beni daha güçlü yaptı onun için pişman değilim,keşke diyordum ama artık onuda düşünmüyorum ,çünkü bunları yaşamam ve görmem lazımdı...Bundan sonra üstüme vazife olmayan işler için beni seven insanlara kötü davranmayacağım..Bu olaylardan öğrendiğim en büyük sonuç budur...

Sana da teşekkür ederim abla bana güzel bir hayat tecrübesi yarattın...Sen olmasaydın belki bunları bu genç yaşımda görmeyecektim...Ve her olaya atlayacak,herkese kanacaktım böyle...

Çok teşekkür ederim sizlere...

05 Aralık 2009 Cumartesi

Bir Hawaii Tekniği;Ho-oponopono Ve Zero Limit!


Merhabalar blog...

Açıkçası şu an aslında sinirliyim...Yani -dim...

Gittim yürüyüşümü yaptım...Hafif yağmurlu Ankara gününde kulağıma kulaklıklarımı taktım,düşündüm düşündüm...bunu dinledim bir yandanda loop'a alıp...

Sonra dedim kızım boşversene...Hayatında gitmen gereken kişilerin gitme vakti gelmişse yol ver gitsin...Benim hayatımda beni aşağı çekmeye çalışan insanlara yer yok...

Neyse,aslında bu yazım güzel bir teknik üzerine...

Hem tekniği anlatayım hemde kendimde bu sinir duruma yapayım bonus olsun bari...

Şimdi bu teknik Hawaii tekniği,eskiden Hawaii'de Mu uygarlığı olduğuna göre bence bu teknikte Mu'larında parmağı yok değil:)


Bu kitap işte söz konusu kitap...


Şimdi kitabın özündeki teknik Ho'oponopono tekniği...
Evet komik bir adı var ve benim aklıma hep hipopotamlar geliyor:)Hipopotam tekniğide diyebiliriz kısaltarak...Sonuçta hipopotamlar çok dertsiz tasasız hayvanlar...Ohh tüm gün suyun içinde kaygı neyim olmaz heralde:)

Blog Widget by LinkWithin