21 Şub 2010

Seni Seviyorum Peruk Olayını İcad Eden Kişi!



Penelope negzel kadınsın sen bebeyim muck!

Saçlarım benim en büyük takıntım olsa gerek...
Böle kötü oldukları gün,moralim sıfır olarak gezinirim...Resmen bunalıma girme sebebidir saç mevzusu...Çok kızsal evet ama takıntı işte...
Saçlarım hep çeşit çeşit gezerim,öyle bana has bir saç şeklim hiç olmadı...Bi gün dalgalı,bi gün düz,hergün farklı kadın modunda...Çoğu kişi bi benimle beraber olacak kişinin çok şanslı olacağını,sıkılacak vaktinin olmayacağını çünkü hergün bambaşka biri ile takılacağını söylerler...Ama öle biri yokki off son zamanlarda her konuşma buna dönüyo çok sinir bozucu:(

Ama cidden aynı olmak sıkıyo beni...

Ve peruk hastasıyım,en büyük zaafım o...
Mesela en sevdiğim tükkanlar perukçular:)
Binlerce peruğum olsa doymam heralde...Bir sürü poştişim var çeşit çeşit,renk renk...
Ama halen doymuyorum,geçen kahkül şeklinde olanları gördüm bundan istiyoruuuuum dedim mesela:) evet kabul ediyorum cins biriyim ehehe:)

Mesela Canım Ailem'de Feride bunalımdaykene bi sürü peruk almıştı,o sahnede çok kıskanmıştım onu:),tam benlik bişey...Mesela bi gün Marilyn modunda gezin,bi gün Mathilda ol,bi gün kızıl bi afet moduna gir harika bence...
Sonra fantezi malzemesi olarakda çok eğlenceli olur tabiii...

Bunu yapıcam ama varya bi dolu peruk alıcam,bi hafta boyunca bambaşka insan olarak sokaklara atıcam kendimi...
Yapıcam blog olacak bu! :)

13 Şub 2010

Kazık Kadar Olmuşum!

Veheeey koca kız oldum,30'a 4 kaldı çok heycanlı tırıntırıntırın!

Anladığınız kadariylen(anlayın!:P) bugün benim doğum günüm sebebiylen bu postu yazmaktayım beybiler:)

14 Şubatta doğmuşun ayy ne romantik düşüncelerinin aksi istikamette biri olmak tuhaf aslına bakarsan:),yani bugün doğum günüm olmasa pek umrum olurmuydu,şöle olurdu eğer sevgilim olsa muhtemelen 14 şubat ne lan gereksiz iş derdim(hediyenin üstüne yatmak için en güzel yöntem inanmamak:),ama işte sevgilisi olmayınca ve hayatı boyunca 14 şubatı kimseyle geçirmemiş olunca insan bu nası bişey acaba diyor,sırf bence meraktan olan bişey başka değil...

Ama doğum günüm olunca herkesin sevgilisi olma durumu var:P (tamam yivrençti)

Bu sene pek şenlikli geçiyor yapımda ve yayında emeği olan herkese teşekkürü borç bilirim...Hediyeler falan ise pek şukela:)

İsteklere gelince tahmin edebilmeniz olası;

*Bir adet helal süt emmiş,eylenceli,süper müzik zevki olan,okuyan,akıllı,seksi,kapris çekebilen,komik, iç boğucu olmayan,bir dolu müzik ve kitap arşivi olan(beni çakaaallll!:P) bir sevgili istemekteyim,başvuruları bana yapabilirsiniz:P

*Prag,kışın Prag!,şu üstteki saydığım kişilikte gelebilir,hiç fena olmaz:)

*Böle iyicene güzelleşeyim ama şansım çirkin şansı gibi olsun,bu gerizekalı paradoksu kırayım nolur please:)

Bu kadar! valla bak fazla isteğim yok napiim :)

Şimdi yaşlandın kızım otuzlara merdiveni dayadın diye düşünün siz ben bunalımda değilim aksine pek de hoşuma gitmeye başladı bu durum efendim...
Yani bence otuzlarındaki kadınlar çok seksi oluyorlar...İnsan yirmilerinde salak modunda geziniyor,ne ne yaptığının farkındasın,ne de yaşamının...Ama otuza gelince tuhaf bi şekilde kendine güven geliyor kadınlarda...Erkeklerde gelende bunalım oluyo kıyamam yazık onlara:)
Ama kadınlarda bence tam tersi etki yapıyor...Mesela bazı kadınlar yaşlandıkça güzelleşiyor,seksileşiyor,şaraplaşıyor...İşte bende heycanla otuzlardaki,bağımsız,havalı,seksi taş ablalardan olmak için bekliyorum,kesin bunalıma girmiycem:)
Ama tabiii bir yandanda "ben daha çocukum!" modunda olmak tuhaf harbi:)
Geçen annemle laklak yapıyoruz,nese belki kuzen yaza evlenecek kıyafet düşünüyoruz,ben straplez tafta diz üstü bi elbise tasarımı düşündüm,nese annemin şatafatlı takıları var siyahlı taşlı ama çok hoş, dedim onlarıda takarım,topuklu ayakkabılar falan...Annem sevindi garibim böle normal şeyler düşündüğüme:),sonra ama beni çokmu kadınsı gösterir dedim...
Annemden normal bi cevap geldi;

"küçülde cebime gir,ben senin yaşındaykene iki çocuk sahibi evli barklı kadındım!"

tabiii haklı:) o kıyafet olacak yanii:)
İnsan kendini bazen hiç büyümemiş sanıyo ne tuhaf,halen çizgifilm görünce duruyosun,jelibonu deli gibi seviyosun,çocukken yaptığın şeyleri yapıyorsun falan...

Büyüdüm lan harbi harbi,doğum günün kutlu olsun be Syco,kazık kadar oldun aferim!

7 Şub 2010

Julie&Julia Sonrası

O lalala yemek yapmak pek güzel şey evet!

Anladığınız üzere Julie&Julia'yı izledim...Ve çok sevdim,böyle yemekli neli filmleri zaten çok severim ben...Filmin konusu gerçek bir hikayeden gelince daha bir ilgimi çekti...

Çok şirin bir film açıkçası,o fransız usulü hava,retro etkiler ve güzel bir senaryo ile,ayrıca yapılan yemeklerle büyülüyor...Başroldeki kadınlar senin benim gibiler,ki Julia bir blogger...Bloğa ilk başladığı zamanki hali beni kendi blog serüvenime götürdü,tamam onun kadar ünlü olmadım sonunda ama okunuyorum gerçeği var,kimi zaman yakınsamda bu beni mutlu ediyor...

Ve bende kendi tariflerime yer vermeye başlama kararı aldım...Yani benim öyle frasız usulü tariflerim yok ve çok havalı işlere imza atmayabilirim,ayrıca tarif verirken çok egzantrik olabilirim:),idare edeceksiniz artık napalım:)
Bir kere kek tarifi vermiştim hatırlarsanız,muhtemelen tariflerim o tarz çılgınlıkta olacaktır:)

Yemek yapmak beni çok mutlu ediyor,yani ne bileyim kafam dağılıyor,yemek yaparken aklıma bir ton güzel şey geliyor ki terapi gibi bu...Yemeklerimde hiç fena değil ne yalan diyim...Yapmaya başladığımda birçok kişi dalga geçiyordu,ahahah o yemekler yenmez asla diye ama havalarını aldılar çünkü gayettende yenir ve beğenilir kıvamda oldu allamabinşükür:)

Bide muhtemelen gıda boyalı eylenceli şeyler olacaktır eminimki:),gıda boyası olayını çok seviyorum,böyle renkli renkli kurabiyeler pastalar çok sevimli oluyor...Görsellik önemli tabi...

İşte yakında yaptıklarımla Yaşasın yemek yemek modunda oluruz:)

En Büyük Takıntım Dergi Olsa Gerek

dergi okumak candır,evinde çok çok dergi bulunduran insanı ise pek sever sayarım:)

Çocukluğumdan beridir en sevdiğim şey dergi okumak...Okuma bilmeden önce resimlerine bakardım,okumayı öğrenince şukela oldu benim için tabi...
Evde annemin Burdalarını hatmederdim,anneannemlere gidincede teyzemin kız dergilerine bakardım...En mutlu olduğum an yeni derginin alındığı andı...Tamam banada dergi alınırdı,hemde pek çok ama ben büyükler ligi'nin dergilerini pek severdim,en büyük merakım onlardı...

Burdaların eski her sayısını ezbere bilirim açıkçası,sonra Cosmopolitan,Kim,Elele,Elle dergilerininde öyle...

Düşünün 9 yaşımda falan genç kız dergilerindeki ilişki tavsiyeleri okurdum ben:) onun için bu konuda bilmiş bilmiş millete akıl veriyorum:) Ama tabii terzi kendi söküğünü dikemez hesabı,benim ilişki durumlarım berbat olduğunuda söylemem gerekiyor...Hatta benden tavsiye alan insanlara çok şaşırıyorum,bu konuya ne kadar mutabık biriyimki diyerekten...Ama işte mutabıklığım hep bu dergiler sayesinde:)

Tabii bu dergilerde herşey vardı,ilişkiler,moda,röportajlar,seks,gezi,yaşam vs. O yaşlardaki çocukların pek bilmediği şeyler konusunda süper bilgi sahibesiydim:) Onun için ebebeynlerimi ben nerden geldim sorularına maruz bırakmadım:)

Tabii annem ve teyzem için bu bir sorun olmaya başladı,çünkü dergileri bakıla bakıla aşınıyordu,yırtılıyordu,bide o yaşta çocuk o dergileri okumamalıydı tabii:),teyzem saklasada inatla araştırıp buluyordum:),hatta o bulma işi benim için oyun gibi birşeydi...

En favori dergim ise Kim dergisiydi...Çok cesur yazıları ile biraz feministliğe kayan yapısı vardı...Küçük İskenderi o dergi ile tanıdım ve birçok yazarı...Duygu Asena çok havalı biriydi benim için sürekli geziyordu,sonra çok güzel gezi yazıları vardı,Prag'ı ilk orda keşvettim,Sonra bir Amica dergisindeki kışın Prag yazısıyla aşık oldum...

Şimdi baktığım zaman halen aynıyım...Önüme dergileri yığ,eski yeni farketmez dalar giderim...Seviyorum saatlerce okumayı,öyle tür falanda ayırd etmem,kardeşimin eskiden aldığı basketbol dergilerini bile büyük bir heyecanla okuyan bir kişiliğim:)
Sahaflardan en çok aldığım şeyler çok eski dergiler mesela...
Çocukluktan kalma bir takıntı olsa gerek:)