28 Tem 2010

One more cup of coffee 'fore I go

İşte ailemize yeni katılan miniboy kahve makinamız.
En sevdiğim ev eşyası top5'ine bir numaradan süpper bir giriş yaptı.
İsmi Rukiye;)
Beni tanıyanlar kahve içmeyi çok sevdiğimi bilirler. Kahveyi, onun eşliğinde yapılan muhabbetleri pek bir severim. Babam bir süredir bu otomat işinde olduğu için, hangi kahve kalitelidir ne ne değildir öğrenmiş bulunmaktayım. Yeni ellerine gelen bu mini boy makinalardan birerde evlere götürelim demişler ve çok da iyi etmişler. Yada etmemişler :)
Hoşgeldin Selülit Yığınları diyebiliriz bu işe:)
En mutlu olduğum şey ise Espresso olayının olması açıkçası. Malum kahveyi şekersiz, sütsüz sert içmeyi sevdiğimden tam benlik bir olay.

Sürekli şu yukardaki kızı göreceğimden ona bi isim koyma gereği gördüm ve Ruki-ye bence iyi. Büyükbabannemin ismi kendisi. Eğer Syco olmasaydı ismim Rukiye olabilirmiş. Çok çılgın bir hatunmuş büyükbabanne, ayrı bir post konusu olur oda :)

Neyse gelelim kahve playlistimize. Bu playlistleri çok seviyor arkadaşlarım. Girip bloğa dinliyorlarmış. Bende öyle yapıyorum ne yalan diyim. İş böyle olunca sanırım müzik bloğu kapanacak.


Playlist Bob Dylan şarkısı One More Cup Of Coffee ile başlayıp bitiyor.
Haydin bakalım kahve eşliğinde dinlemeye.

Bide All Saints'in en güzel şarkısı "Black Coffee" nadidedir ;)

27 Tem 2010

Minyoşlar Ve Maceraları

Twinkle twinkle little stars

Her zaman yahu benim niye çok çok çok sevdiğim kuzenim hiç yok, neden neden neden? diye bıdıbıdı söylenirken bir değil iki tane oldu başıma :)
Burada ilk doğumlarının fotoları vardı, şimdi onlar büyüdüler 9 ay falan geçti yuh ya yaşlanıyoruz :) Amma velakin iyiki varlar yahu, o kadar eğleniyorumki onlarla beraber, çok yorucu olsalarda ayrı olduğumuz günlerde mittirik şöyle yapıyordu, müdür efendi böle yapıyordu diye diye bi hal oluyoruz. Bi kere onlarla olunca ortama yayılan o bebek kokusunun hastasıyım.

Bu aşağıdaki fotoda Mittirik yani namı-diğer Motörhead beyfendi yemek yemiyordu her zamanki gibi çığlık kıyametti ortam. Bende mp3'üm elimde duruyordum öylece. Lan dedim du bakiim şunu dinletsem napar. Açtım kendi seslendirdiğim GMA yani gümüş mor alev (yaniii demeyin gidin araştırın gooogle amcadan GMA'yı) meditasyonunu kulağına dayadım. Anam çocuk resmen sustu hipnotize oldu, ağzı ayrıldı, o sırada verilen lokmaları yuttuğunu farketmedi zuhahahah :)
En süper kısmıda o sesin bana ait olduğunu farkedip bana soru işareti şeklindeki bakışlar atmasıydı
-Oha kız konuşmuyo gibi duruyo ama sesi geliyor kulağıma ne iş???

Ve o tabak bitmeye bir kaşık kala resmen sızdı,aşağıdaki fotoda onun belgelenmişi :)
Yavru kedi bakışlı bu velet, muhtemelen beni burdan çıkar bebeyim gibisinden melül bakar. Eğer bu işe yaramazsa kii yaramayacak,
B planı "aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa" çığlıklarıyla kendini çıkarttırır.



Ve aşağıda fotodaki kulaklık insanı olan müdür bakışlarıyla ünlü AC/DC


"people worry about kids playing with guns or watching violent videos that some sort of culture of violence will take them over. nobody worries about kids listening to thousands, literally thousand of songs about heartbreak, rejection, pain, misery and loss."

yani meali;

"çocukların şiddet dolu filmleri izlemesinden endişe duyuluyor. Şiddet kültürünün etkisinde kalacakları düşünülüyor. Kimse çocukların kalp yarası,
dışlanma, acı, sıkıntı ve kayıplarla ilgili binlerce şarkı
dinlemesinden endişe duymuyor."


İşte bu fotoyu görünce High Fidelty'deki müzik insanı Rob geliyor aklıma. Tabiii biz beybilerimize şimdilik o müzikleri dinletmiyoruz. En azından biraz bu konuda detaycıyız Rob için rahat olsun.
Twinkle Twinkle Little Star nasıl?, yada ninni olarak E Bebeğim eee eee ee?

24 Tem 2010

Gidemediğim Hayal Tatilin Hayal Olan Playlisti

Ordaa Bir Tatil Vağrr Uzakta. O tatil bizim tatilimizdiii.
Gitmesek dee, Görmesek deeeğğğ
O tatil bizim tatilimizdiiiiğğğr
Lalalala laaaağ, lalalala la lağğğ, lalalalalalalağğğ!

Malum yaz planlarımız suya düştü normal olaraktan. Ama tatile ihtiyacım var. Lakin ben deniz, güneş, kum, akşama topuklularla yürümeye kasarken eller havaya obaaaacı bir tatil olayını sevmiyorum.
Benim olayım sakin, sessiz doğanın içinde ve en önemlisi de doğal insanların tatil yaptığı, gözleme bazlama yiyip, hamağında cırcır böcekleri eşliğinde saatlerce kitap okumaçlı tatil işte.
Bu tatil huzur demek.
Onyüzmilyon baloncuklu gazozun, doğanın barındırdığı binbir çiçeğin kokusunu içine çekerekten, Tatile özel oluşturduğun egzotikplaylistle bezenmiş mp3'ün hali hazırda yanında ve Çik-lit çok düşünmeyeceğin bir çırpıda okyup bitireceğin kitapların.
Üff ya bu senede geçti artık seneye :(
Ama ne yalan diyim böyle bir tatile hasretim
Şimdi eğer tatile gitseydim neler dinlerdim konulu playlistimize geçelim o halde.

Şimdi diyceksiniz sen rakçı kızdın noldu sana diye. Bırak!alım bu ayakları müzik müziktir, rak'ı popu farketmez, kafama güzel gelecek ve kitapla iyi giden müzikler aşağıda mevcut. Dinleyin yee o kadar saçımı süpürge ediyorum size :p
Buda yalan tabii, girip dinlemek için yapıyorum, yani kendime :) sizde arada sebeblenin. Maksat buralar şenlensin.

*Abicim kıçıkırık playlist yapıyorsun amma tatava yaptın!
(aha blog çemkirdi, ben ufaktan kaçar... oldu o zımaaan)



21 Tem 2010

İnsanlar Hep Tersine


Ne kadaaar uzun zamandır yazmamışım!



Evet hakikaten baya olmuş.
Ne yaptın dersen şu üsttekileri belge olarak sunarım önüne.
Bat For Lashes tişörtümün üstüne dantel salaş hırkamsı bişey diktim. Özellikle tişörtü yaparken heycanlanmıştım bu dantelde üstüne harika olur diye diye.

Sonra aşağıdaki çiçekli elbiseyi diktimkiii kendisiyle bütünleşmiş bir yaz olacak diye düşünmekteyim. Ama hakkaten ben her sezon bir parçaya taklıp sadece onu giyip forma moduna getirip çevremdekileri o kıyafetten tiksindiririm. Buda böyle olacak kesin. Ama "ifil ifil" tanımının sözlükte karşılığı gibi oldu bu çok rahat ya.

Ruhhalimse son derece "uuuuuuuvvv beybi" modunda.
Hatta geçen kahve falını bırakıp hipersonik bulut falına bakalım onlarda orda boş boş durmasın dedik bende sadece uçuş uçuş bulutlar çıktı.

Ruh halim eeeeyh'le pessimist arası gidip geliyor bu yaz aslında. Ve planlarım var. İnce ince planladıklarım.

İnsanlara bakınca yine koca bir boşluk görüyorum. Ortası delinmiş kalbi olmayanlar. Ve bunu görüp cinnete girip, kabuğuna çekilenler. Herkes birbirini öldürüyor ve ince ruhluluk nesli tükenen hayvanlar gibi koruma altına alınacak bir davranış biçimi aslında. Cümle kurmuyorum artık bazı kişilere. O kadar boş geliyor ki onlarla konuşup da kafa yormak. Karşılıksızca bir şeyler yapmıyorum birçok kişiye, içimden gelse yine yaparım da, içimden hiç gelmiyor olay burada. Artık kim ne yaparsa bana, aynen onu görür karşılığında. Yakın olurlarsa olurum, olmazlarsa unuturum zerre umurumda da olmaz.
Öyle yani, bunların ardında gayet huzurluyum.