31 Eki 2011

Happy Halloween


Birkaç senedir kutlanmaya başladı bu meret. Ben daha partilerde boy gösterecek kıvama gelmedim ama seviyorum ne yalan söyleyeyim. Şirin geliyor, hoşuma gidiyor isteyen özenti desin ne derse desin. Konsept bir çalışma icra ettim bu sebeple. Yemekler ve Müziklerde ise yine konsept bal kabağı çorbası Omnia şarkıları var duyrulur.
Haydin Happy Halloween bal kabaklarım ^.^

26 Eki 2011

Umut


Acının, üzüntülerin, ne hale doğru gidiyoruzların arasından bugün bir umut filizlendi. Nefret tohumları ekenlere inat hemde.
Son bir haftadır öylesine "dünya artık kafayı yemiş!" ruh halindeydim ki, ilaç gibi geldi bu. Gözlerim doldu.

23 Eki 2011

Prag Sevdası





Prag'a kışın gitmeyi istiyorum, kıçım donacak ve isyan edeceğim bu nasıl soğuk diye ama kışın bence en güzel göründüğü zaman.
Birde bu kadar çok üşümeme rağmen kışı çok sevdiğim gerçeği var tabii.
Ve bu paltoyu dikip gideyim, bembeyaz karlarda dolanayım bembeyaz.
Daha önce sanırım yazmıştım Prag'a gitmeyi çok isteme nedenim bu Amica dergisi çekimi.
Giderim oraya mp3'ümde Agalloch olur. Öyle özlemişim ki onları dinlemeyi. Abicim bir albümleri fos, boş beleş olsun ya, yok yok yok, hepsi güzel.








18 Eki 2011

Hepi B.Day Blog!


3 yıl dile kolay. Buradan önce sadece sycorox diye bloğum vardı, bir sene kadar yazmıştım lakin ayarları sapıtınca taşındım "bir küçük kadın"dı adı. Ne tartışmalar kavgalar yaşamıştım orada. Bu blogda çoğu zaman yer vermedim. Artık hele hiç sevmiyorum. Oluyor, geliyorlar ama tınlamıyorum.

Zaman zaman bırakmanın eşiğinden döndüğüm çok oldu. Yazamadığım günler oldu, şimdi okursa ne düşünür dediğim insanlar oldu. Eleştiriyi bıraktım. Ve onların bana yararı anlatamıyorsam çizerim bende demokrasilerde çareler tükenmez düşüncesi oldu. Yazamadıklarımı çizdim, çiziyorum öyle anlatıyorum. Bu sayede uzun zaman önce bıraktığım bir şeyler karalama işine geri döndüm.

Yetenekliyim veya değilim gerçekten bunlar umurumda bile değil blog. Sadece içimden geçenler, bir Sketchbook, bir hatıra defteri, kendime dikmek istediğim kıyafetleri boyutlanmadan önceki halleri.
Yorumlara seviniyorum ne yalan söyleyeyim, utanıyorum hatta bir yorum var "bunu lütfen yayınlama, okuyup silebilirsin" demişti yazan kişi, halen saklarım öyle içten öyle mutlu eden bir yorumdu, kim olduğunu bile bilmiyorum.

Blog işini bırakamam sanırım, çok seviyorum. Bu blog sayesinde çok değerli insanlar tanıdım. Mesela bloğun doğum gününü çıkaran Finduilasz oldu, blogmania yazısı sayesinde, elleri dert görmesin, Terazi burcu olduğunu anladık.



Sana pasta yaptım blog, fıstık gibisin maşallah. Bu sene pırıl pırıl parla şekerim. Üfle mumu ve dilek dile (taş gibi Eric gibi kütür birini dile)
Hepi hepi börtday! (delilik böyle şey :)

16 Eki 2011

Starlight






Bazı insanlar bizden öylesine uzaktır ki, sanki elimizi uzatsak yakalayacak ve bırakmayacak gibi gelir ama onlar yıldızlardan da ötedeler.

Sen hiç, hep gördüğün aşina olduğun yıldızı eline aldın mı küçük kız?
Onu elinde tutsan nasıl hissederdin?
Komik değil mi?
Ya da kırıcı?
İşte öyle bir his bu.

Ve bazı insanlar yıldız değildir, önemli değildir, lakin ötede bir yerlerde dolanırlar, gözlerini kamaştırırlar ve sen ne kadar didinsen de uğraşsan da ayaklarının ucuna bassan da ona ulaşamazsın ve bir süre sonra bunu kabul edip yıldızları izlediğin gibi onu da izlemeye başlarsın.

13 Eki 2011

Anita Blake





Anita Blake ilk kitap "Suçlu Zevkler" sonunda bitti. E-kitap olarak başlamıştım ama o olayı sevemediğimden kalmıştı, sonra gittim aldım. Pek heyecanlı ve teenlikten baya uzak bir seri.
Anita ise hayran olunacak cinsten.


Sek siyah kahve sever, o sert havasına rağmen peluş penguenleriyle uyur, cephanelikle dolaşır, boyu kısa dolgun hatlı hatundur, tırsar ama cesurluk yapar delicesine. Hayranım o kadına ya. Bu arada ileride Anitam harem kuruyormuş resmen kendine. Anita'nın haremi çizimlerim ise coming soon :)
Erkeklere gelirsek Edward favorim. Jean Claude karı kılıklı ya, ne öyle danteller falan (Anita da aynı şeyi düşünüyordu ahaha ama karşı koyamıyor ma petit'e)





Kitap bitince comic book'una geçtim tabii doğal olarak. Daha halen okuyorum onuda. Devamını almak isterim lakin maşallah upuzun seri, bakalım kısmet :)
Şarkı ise The 69 Eyes 'den. Çok seviyorum bu albümlerini, özlemişim yeniden dinlemeye başladım. Bu aralar indie ruh durumundan çok şükür sıyrıldım. Yani sevmiyor değilim ama ne bileyim sıkıldım ya mıyır mıyır mıyır. Eski bayıla bayıla dinlediklerimi çıkarıyorum rafımdan ve kendimi "home sweet home" ruh halinde buluyorum. Yok abicim ben rock ve metal müzik dinlemeyi bırakamam kaç yaşıma gelirsem geleyim. Büyüyememe gibi bir sorunumuz var :)



Kahvemizi yaptık, bittere eşlik etti Anita

9 Eki 2011

Ha ha ha ha Hapsuuuuu!




Varya neredeyse 20 gün oldu halen hastalık modlarındayım, halen boğazım ara ara ağrıyor, hapşuruyorum, burnum şelale gibi akıyor. Yani demem o ki, hasta olmamaya ciddi dikkat edin geçmiyor çünkü.
Taiwan'dan Jill ikinci kartımın sahibi. Oda ilk kartını bana yollamış. Tek kelimeyle kartı görünce sevindirik oldum. Çok güzel yahu. Mykonos'un klibini andırıyor yada ben öyle zannediyorum :)
Jill ile kartın olduğu postcrossing sayfasında muhabbeti ilerlettik, facebookta devam edeceğiz gibi görünüyor. Böyle şeyler de oluyormuş, bende kafamı taktım ona kart atacağım.

Ha bu arada kaç zamandır istiyordum ama benim gibi eski kafalı biri var mıdır diye hayıflanıp bulamamıştım. Ama varmış! Artık mektup arkadaşım da var. Çok sevdiğim biri, onun için mutluyum. Ve heyecan yaptım :)


Vee benim her şeyi yanlış anlamamın ürünü. Nesfit 14 gün kızlarının kulakları çınlasın.

-Nesfit nasıl yenir Syco?
-Pudingle cream'ole fındıklı çikolatalı ile.

Kiloyu boşver amaaan diyorsanız mutlak deneyin acayip güzel oluyor ikisi birlikte. Ben çok önemli kitapları okurken, heyecanlı dizi sezon finallerinde, orta dünya seyahatlerimde (geleneksel LOTR izleme günleri yani) mutlak bunu yapıyorum.

Ve Olin&The Moon bu kapalı, puslu yağmurlu güne pek güzel uydu. Haydin dinleyelim.

Vampir Akademisi Çılgınlığım




Vampir Akademisinin ilk iki kitabını bir çırpıda bitirdim. Vallahi benim en bayıldığım vampir serisi oldu. Maalesef Dost'un kartını deli gibi doldurduğumdan bir ay boyunca beklemek durumundayım kitap alamam. O gün ama ne dua ettim o Dost kitabevi'nin taksit kartı olayını çıkarana :)
Geri kaldı 4 kitap ama sündürselerdi keşke dedim. Millet 19-20 kitaplık seri yapıyor, bu altı kitapta bitmiş. Özlerim vallahi. Birde diğer tarafından bakınca One Tree Hill'i sündürüyorlar diye kızıyorum, yok yok sündürmesin yazar tamam.

Kitaptaki en beğendiğim şey, onlarda teenage, onlarda yatılı okulda ama hiçbir karakterde ben çok ahlaklıyım, herşeyi iyi yapıyorum, mükemmelim havası yok.
Rose Hathaway mesela aynı One Tree Hill'in ilk sezonlarındaki yani lisedeki parti kızı çılgın Brooke Davis. Onun için bayıldım karaktere, çok doğal, cüretkar, başını boktan kurtaramayan biri. Canı istedi mi küfreden, flörtöz, kaçık. Büyüyünce Anita Blake olur dedirtiyor. Aynı zamanda babası türk bir Moroi. Kan çekiyor herhalde :))
Lissa Dragomir ise kırılgan, naif ama onun ardında kinci ve sevdikleri uğruna her şeyi yapabilecek biri.
Rose ve Lissa'nın dostluğu aralarındaki o bağ çok hoşuma gidiyor. Aynı Brooke ve Peyton gibi.
Tamam yazar acayip etkilenmiş diziden çok bariz belli.

Vee gelgelelim Dimitri Belikov yani Dimka'ya. Rose'un eğitmeni, hocası ve büyük aşkı. Adam manyak bir şey ama nasıl aşık olmasın kız, karizma desen Dimitride, seksilik desen yine onda :)
Son kitaplarda çok şey olacak ama Dimka'yı da kaybedeceğiz bir ara. Strigoi olmuş sonlara doğru ah Rose ah öldürmek zorunda kalacak zavallım.


Şimdilik okuduğum karakterleri çizdim ama daha çizerim. Tasha var, seksi Adrian var, onlarda çizilmeli, bakalım bakalım.
Filme uyarlanacakmış 2013'de benim dream cast'ım şunlar;


Rose Hathaway; Sophia Bush
Lissa Dragomir; Amanda Seyfield
Dimitri Belikov; Ben Barnes yada Gaspard Ulliel
Christian Ozera; Chace Crawford (saçlarını siyaha boyarsak gayetten olur:)
Tasha Ozera; Zooey Deschanel
Adrian; Jensen Ackles yada Charlie Hunnam


Ben Barnes dışında hiçbiri tutmayacak bence. Bari Sophia kabul etse oynamayı. Onun dışında birini Rose olarak düşünemiyorum.

4 Eki 2011

Yine Yeni Yeniden!

Image and video hosting by TinyPic

Evet yine yaptım bunu, durduramıyoruz.

20 tane kitap vardı okunmuş, yani öyle eğlencelik. Gece evleri, Vampir Günlükleri falan. Amacım onları verip Vampir Akademisini almaktı. Bir heyecan yaptım sormayın gitsin. Dedim götüreyim vereyim. Gece rüyama girdi ya. İki tane kabus gördüm.

1. kabus; ben gidiyormuşum kitapçıya, tam kitap değiş tokuşu yaparken polisler basıyormuş mekanı, kitap satan ablayı ergenekondan içeri atıyorlarmış. Yalnız benim tepki çok komikti, "ya durun benim kitapları halledelim de ondan sonra ne yapacaksanız yapın!". Yurdum kendini düşünen insanı işte. Öyle "hıııııııı" diye uyandım. Sonra ha rüyaymış dedim geri gömdüm kafayı.
2. kabus; ben yine gitmeye çalışırken kitapçıya, bu sefer babam mani oluyor otobüsle bir yere gidiyoruz, böyle Ankara dışı hava alanı yolunda huzurlu harika bir yer. Ama ben kurtlanmışım Vampir Akademisi diye diye. Burada harika okunur diyorum, otobüsün geleceği düzergahın haritasını buluyorum, dur ya ben geri gideyim Kızılaya değiştireyim kitapları diyorum. O sırada siyahlı, bir kız yanıma geliyor o düzergaha oda bakıyor, öyle uyandım. Salak salak rüyalar, ama kabusvari havaları vardı.
Kardeşimin sırt çantası ve el çantasını aldım düştüm yola bugün. Allam bir ağır oldu, omurgam eğildi resmen. Tam giderken yolda polisler falan gördüm her yerde. Adamlar bana şüpheli şüpheli baktılar ki haklılar, tam intihar bombacısı tipimde, siyah giymiş çantalı acayip tip. Ulan dedim şimdi bide bunlar şüphelenirmiş. Ödüm koptu. Gittim yere Vampir Akademisinin 5. kitabı Ruh Bağı varmış. Cinlerim tepeme çıktı. Abi ben gece uyuyamadım kitaplar için! Ağlayacaktım o derece. Neyse onları verip 10 kitap aldım, hepside güzel şeyler. Annem "artık birkaç aşk kitabı al!" diye emredince aşk kitaplarına ağırlık verdim. Haklı vampirli, polisiye, gerilim derken fenalık geçirdik.
Uzun zamandır istediğim Tanrılar Okulunu aldım ki, çok güzele benziyor.
Sonra cinnet cinnet Dost kitabevi'nin yolunu tuttum. İnat ettim o Vampir Akademisi alınacak! Ben e-booktan okudum çok sevdim o seriyi. Yalnız e-book olayını hiç sevemiyorum, masaüstü pc ile olacak iş değil. Gittim ilk iki kitabı ve sonunda bulduğum Anitam'ın ilk kitabı Suçlu Zevkleri aldım. Dost'un kartı iyi ki varsın! ay lav yu kalp kalp. Valla kara gün dostu. Yoksa eve kös kös dönecektim.
Image and video hosting by TinyPic

Kış geldi canlarım, totomuz donmaya başladı. Bende Mia'nin bahsettiği ev hırkalarımı, şalımı ve ev ugglarımı çıkardım. Zaten ugg olayını sadece evde giyiyorum. Acayip sıcak tutuyo len. Dışarda kayar düşerim ve tabi görüntü kirliliğine mahal vermemek lazım. Şimdi doğruya doğru çok çirkin ayakkabı. Gerine gerine giyenleri anlamıyorum cidden. Bende zaten boy yok, iyice kötü oluyor.

O değil siz şala bakın önce. Çok komik bu şalı ben ördüm. Yani karelerini ördüm, annem birleştirdi doğal olarak. Sene bilmem kaç, Nalan abla ay bu şallar çok moda okulda herkes giyiyor örelim dedi, başladık örmeye. Bende neye hikmetse bir gayretli ördüm aman aman. Sonra bitti, dedim "ben bu paspası giymem yeaaa" hakikaten benim gibi birinin heveslenmesi ayrı ironikti.
Giymedim de uzuuuun süre. Geçen kış elime geldi du bi şu nasıl diye sırtıma aldım, aman allahım dehşet sıcak tutuyor! Geçen kış neneler gibi sırtımda şal, elimde kupa, ayağımda ugglar süper komik bir şekilde dolandım evde.
Ev hırkamı annem ördü, o benim canım ya. Valla tüm liseyi, ondan sonraki yılları geçirdim. Halen eskimedi, deformasyon sıfır. Çok güzel örüyor annem cadısı ya. Ben hiç çekmemişim ona. Örgüden nefret ediyorum daral geliyor.
Image and video hosting by TinyPic

Veeee haftanın bombası! Bizim perşembe pazarının sonunda bir takıcı var. Acayip süper takılar buluyoruz oradan, dedik gidelim. Onun yan standında buldum Wonder Woman pijama altını. Şaka gibi bir fiyatı vardı. Sadece bunu aldım ama bu haftada alırım, bu sefer Batman'lisi tabii.
Image and video hosting by TinyPic



Günün şarkısı; Fleet Foxes/Mykonos. Ben dinlerdim bu grubu ama bu şarkıyı nasıl es geçtim. Çok güzelmiş yahu, hiç dinlememiştim daha önce. Nolur benim bilmediğim böyle harika şarkıları gözüme gözüme sokun. Artık günlerce takılırım.
Elime alırım çayımı, ohh dinlerim kıvrılırım bir köşeye. En güzeli bu.
Image and video hosting by TinyPic


Lüküs Hayat! (mim)

Mia Wallace'dan mim geldiii.

Ben "hayattaki en büyük lüksleriniz" olanını seçiyorum! :)

Başta ayakkabı. Çok seviyorum ayakkabı alış-verişlerini lakin öyle gözüme her çarpanı alan bilinçsiz tüketici de değilim. Yani aldığım şeyi tepe tepe giymeliyim. Ve iyi bir yerden almaya artık özen gösteriyorum.

Sonra her kız gibi makyaj malzemesi geliyor. Marka takıntım yok, çünkü anladım ki çok ucuz markalardan harikalar çıkıyormuş (bknz. Catherine Arley pudra)
Ama mesela takma kirpik ve eyelinera dünyanın parasını verebilirim hiç acımam.

Ayriyeten Peruklar en baş sevdiklerim, beni bir perukçuya bırakın hatta unutun saatlerce takılı kalırım. Peruklara ve saç aksesuarları da benim en sevdiğim lükslerimden.

Kumaşlar...
Kumaşçılara gideyim renk renk çeşit çeşit kumaşları yükleneyim. Deri kumaşlar satan o amcaya gideyim. Ve sonra onları dikmeye girişeyim. Bayılırım bunlara.

Birde lüks ve şık yerleri seviyorum herkes gibi. Ama parası bol, içi boş oteller değil dediğim. Butik otellerin çok havalı, şık, hezih olanları var. Onlar işte. Ben 5 yıldızlık görülen, ruhsuz işletmeleri sevemiyorum bir türlü.

Benim lükslerim bunlar.

Şimdi mimlediklerim ; Aphraell, Elifinelizi, Pelin Pembesi, Stubborn ve yapmak isteyen herkes.