28 Kas 2011

Kızıl Pazartesi



Hepinize iyi haftalar diliyorum Sycocanlar!

Benim pazartesi sendromum olmadığı için ohh rahatım. Deli gibi 7'de kalktım üstüne üstlük.
Dün yine bir karar verdim!
Tam anlamıyla istediğim kiloya geldiğim vakit, saçlarım yine! kıpkırmızı olacak. Kızıllığı çok özledim. Bu sefer gözüm gibi bakacağım onlara.
Annem pek taraftar olmadı "patlıcan moru yap" diye vazgeçirmeye çalışıyor ama yemezler :)

Birde deli gibi korsajlar dikeceğim, evde bile giyersem şaşırmayın :)

Tumblr'a bu aralar yazıyorum yazıyorum yazıyorum. Tabii takipçilerim görmüyor çoğunu ya siliyorum, ya drafts'a atıyorum, küçük bir kısmı yayınlanıyor. Ama süper rahatlatıcı bir işlem tavsiye ederim.

Neyse sizi haftanın beybileri ile baş başa bırakayım.

25 Kas 2011

Kan Şehveti

Vampire Romance, Part II by Blutengel on Grooveshark




Vampirleri izlemek ve okumak bir süre bana yasak. Yoksa durduramıyoruz, çiziyorum karalıyorum sivridişleri.

Bu ara maşallah o kadar çok okudum ki vampir romanı, öğüreceğim kan şehvetinden. Vampire Academy serisi bitti çok şükür, ben tabi aynı yazarın yeni serisi Bloodlines'a gözümü diktim şimdide (duracaksın orada syco, sana yasakladım iki üç ay vampirleri) yakında bloğa yazacağım o değil biz bu Rafların Arasından'ı ne çok boşladık. O kadar yazar kendi kaderine terk ettik blogceğizi. Tüüü bize.

True Blood sezonunu bitirdim allahından bul Sookie kaltağı. Eric'i mundar etti orospu. Şimdide yeni sezonda Alcide'ı ele alacak. Bari ona yapma onu bırak ya. Kesin ondanda çocuk peydahlar. Pam hislerimize tercüman oldu "bıktım Sookie ve peri vajinasından" diyerek. Ağlamayasın, yüzün bozulmasın Pam, I lav yu beybi ;)
Ve benim gibi cadılı şeylere pek meraklı insan evladı bile bu cadılar sezonundan hoşlanmadıysa düşün yani okuyucu.

Vampire Diaries ise daha iyi. Gerçi halen Stephen'e gıcık olsam da. Orada taş gibi Damon var, Klaus var, esas oğlan Stephen. Klaus bizim Kıvanç tabii. Sevabına oynatsalardı da, bağrı yanık türkücü modunda gezmeseydi çocuk. Birde Elena'nın kardeşine ne olmuş ya, bir kas yapmalar, bir havalar. O dizide seksi adamdan geçilmiyor, doğal olarak izliyoruz.

Neyse Tıvaylayt'a gideyim diyorum eheheh. Şaka lan şaka hemen burnun kıvrıldı okuyucu. O kadar düşmedik daha :)
Yalnız okuyan varsa aranızda bi'şey soracağım yanaşın;
*o süzük kız vampirden nasıl hamile kaldı?

Bu arada şarkıyı pek beğendim dileyelim haydi.



24 Kas 2011

Kış Halleri



Kış geldi ve kazaklarıma, polarıma sarılıp kitap okuma mevsimi başladı.
Yalnız böyle bir odada, aşağıdaki manzara olsaydı çok şukela olurdu dimi ama.
Haydi şarkı dinleyelim, Insomnium'dan gelsin ;)
Kış temalı postlarım sürecek Sycocanlarım, öptüm sizi, kahveniz bol olsun ;)
Insomnium - Unsung




20 Kas 2011

Lisbeth Salander



Lisbeth Salander...
Aykırı, kendi halinde, kadınlardan nefret eden adamlardan nefret eden kadın.
Hacker, asperger sendromlu, kendince seven, kendince nefret eden, intikamcı ve her ne olursa olsun kadın. Kimilerinin korktuğu, kimilerinin nefret ettiği, kimilerininse çok sevdiği.
Ama şu bir gerçek ki, hayatına giren her kişide (okularda dahil) iz bırakıyor.

Lisbeth'i seviyorum, bütün o kendine özgü hallerini ve kırılganlığını.
Kendimce onu çizmeye çalıştım. Salander etkisi okuduktan sonra geçmiyor, geçmez.

19 Kas 2011

Blessed Be!

Witch's Rune by S.J. Tucker on Grooveshark





"MORNING:
Goddess, bless this day
keep me safe on my way
God, bless me on this beaten path
whichever road I choose to take
Sun, Moon, Earth and Air,
help me see past dispair.
Give me wisdom, show me truth
help me become one with you
Bless my family, all life on Earth
allow this day to be one of Spiritual Rebirth

NIGHT:
This day is over, the moon is near
Remove all negativity, make sure my heart is clear
Thank you Goddess, for the lessons of today
Watch over me tomorrow, protect me from disarray.
Thank you God, for showing me right
For guiding me home tonight
Allow my sleep to be peaceful in dreams and rest,
so tomorrow I may do my best "


Pagan olan şeylere ilgim hep vardır. Hoşuma gidiyor böyle ritüeller. Çizimlerime de yansıyor tabii. Giyim tarzımda o yana doğru kaymaya başladı iyice. Gören yine gotik olmuşsun eskisi gibi diyor ama umurumda değil. Mesela böyle bir pelerin dikeceğim kesin :)
Ve S.J Tucker'in güzel şarkılarından biridir "Witch's Rune" aslında onun birçok şarkısı güzel.

Hadi bakalım "uğurlar olsun"
Blessed Be!
)O(

17 Kas 2011

The Raven

The Raven by Omnia on Grooveshark




Then this ebony bird beguiling my sad fancy into smiling,
By the grave and stern decorum of the countenance it wore,
`Though thy crest be shorn and shaven, thou,' I said, `art sure no craven.
Ghastly grim and ancient raven wandering from the nightly shore -
Tell me what thy lordly name is on the Night's Plutonian shore!'
Quoth the raven, `Nevermore.'
Edgar Allan Poe/The Raven



15 Kas 2011

Mim 'Ruhunuz hangi renk?'





Mim geldi sevgili Eva'dan.
Konu ise;
1- Ruhunuz hangi renk?
2- İzlediğiniz blogçular sizce hangi renk?

Öncelikle renkleri ve anlamlarını veriyim :

Beyaz: Temizlik, saflık ve güven hissi verir. Hüzünlendirir.
Siyah: Konsantrasyonu ve özgüveni artırır. Çoğu ülkede matemi temsil eder.
Mavi: Özgürlük hissi verir ve sakinleştirir.
Yeşil: Dinlendirir ve huzur verir.
Kırmızı: Tansiyonu ve kan akışını hızlandırır. İştah açar.
Sarı: İnsana heyecan ve canlılık verir. Dikkat çekicidir.
Mor: Bilinçaltını olumsuz etkiletebilir.
Pembe: Neşe, güven ve rahatlık verir.
Turuncu: İştah açar, yorgunluğu giderir.
Lacivert: Düşünce gücünü arttır, ciddiyet verir.
Kahverengi: Toplum içinde rahatlık ve güven verir.
Gri: Alçakgönüllüğü ve dengeyi ifade eder.



Benim rengim siyah kesinlikle. Kıyafette vazgeçemiyorum özellikle. Büyüyünce geçer bu siyah sevdası, büyüdüm halen devam ediyor. Bazen de biraz mor, biraz mavi. En sevdiğim renkler zaten.

Bütün renkleri yapmayacağım en sevdiğim renkleri, sevdiğim blogcular olarak görüyorum.

Siyah; Amaltheian, siyah çok yakışıyor bacıma :)
Lacivert; Sweet Leaf, pek düşüncelidir severim kendisini pek çok.
Beyaz ; Mrs. Baros, bu renk geldi aklıma Baros'u düşününce, birde beyaz kaplanlar :)
Kırmızı; Finduilas, en güzel kızıllardan kendisi.
Mavi;Elifinelizi bloğunun cıvıl cıvıllığı ve yaratıcılığı bana maviyi hatırlatıyor.
Mor; Mia Wallace ,her ne kadar olumsuz şeyler yazılmışsa da mor iyidir. Mia harikadır.

Bu hafta sonu güzel şeyler yaptık ve ben sonunda Polisan Kuru Kalemlerime kavuştum! Polisaan duy beni, daha çok yolla bana :)
Ve çok güzel bir defter aldım.
Aynı zamanda bu botları, güzellikleri buldum. Görünce kalbim çarptı. Yıllardır kovboy çizmesi arıyordum, istediğim gibi bulamamıştım. Bu hem kovboy havasında, hemde motorcu çizmesi modunda. Aşık oldum resmen. Çok da rahat.

5 Kas 2011

Raining Blood Charlotte





Son zamanlarda en çok beğendiğim modellerden Charlotte Free. Pembe saçları ve kendine has tarzıyla diğerlerinden ayrılıyor hemen. Asi kız havalarını seviyorum.
Hemen çizdim bende kendisini. Ve bir şarkı armağan edeyim Slayer'dan.
Bu arada iyi bayramlar.



4 Kas 2011

Bu Aralar



Son zamanlardaki en büyük zevkim sıcacık çorba eşliğinde çizgi roman okumak. Bütün ateşli şeyleri bir araya topladım. Kızıl Sonja ablamızın hastasıyız tabii.

Ve Vampir Akademisinin devamını edindim. Çatlıyordum meraktan ne olacak diye o hızla Gölge Öpücük kitabını bitirdim. Geceleri kitap okuyan bendeniz için elzem bir olay çıkartmışlar kitap okuma lambası. Görünce hemen aldım annem sahiplendi ama.
En sonunda çıkan melek kartlarını da hemen edindim. Uzun zamandır bekliyordum. Kartlar çok hoş, olumlu ve insanı mutlu ediyor. Her tarzda kartım oldu ve halen doymuyorum yuh yani :)

Şöyle söyleyeyim pudra kullanan ve onun dışında yüzüne fazla şeyi sürmeyen biri olarak Catherine Arley'e aşık oldum. Bu denli ucuz fiyata (5.99 ytl) harika bir ürün olmasına şaşırdım.

Benim Dimitrim kesinlikle bu adam! Mathias Lillmåns. Zaten hastasıyım kendisinin tam Dimitri olacak şahsiyet. İtiraf ediyorum fotoğrafını çıkarıp kitabın ayracı yaptım ehehe.


Yine bir uzun zamandır istediğim şey vardı "melek kolyesi" ama ne aradım, saolsun şu Feriha taktı da ortalığa düştü :)
Normalde ben kolye takamıyorum 1 saatten fazla, sonunda boynumu ağrıtıyor. Ama neye hikmetse bu kolye ile olmadı o. Şaşırdım gerçekten.

Bulamadığım şeyler oldu, mat siyah oje ve polisan boya kalemlerini aradım aradım aradım. Yüzüme mal mal baktılar anca. Bir amca polisan boya'nın ne olduğunu bildiğimi sordu, dalga geçti resmen. Kaç aydır boyuyorum var yani kalemler hayret bişey.

3 Kas 2011

Gitmek Lazım




Gitmeyi en çok istediğim ülkelerden birisi de İtalya. Yani Prag'dan sonra geliyor ama olsun. Özellikle o tarihi dokusunu merak ediyorum (ay entel gibi konuştum yıh yıh) Angels&Demons'u okurken Roma'ya gitmeyi çok istemiştim. Aynı zamanda Floransa da ilgimi deli çekiyor. Venedik çok sonra geliyor, ona da karnaval zamanı gitmezsen bir anlamı yok. Karnaval zamanı da deli para ama. Yani zengin koca bulmam şart oldu efenim :))
O değil Pisa'da şöyle aptal bir fotoğrafım olsun istiyorum çok şey mi istiyorum?
Ve deli gibi tıkınıcağım için gitmeden bir 5-6 kilo verip gitmem lazım. Gerçi italyan tarzı pizza2yı pek sevmiyorum ben, favorim amerikan tarzı kalın hamurlu ama olsun :)
Neyse şarkıyı dinleyelim Florence'in güzel sesinden şimdilik bununla yetinelim.
Bu arada artık çizimlerimi tarayıcıdan geçiriyorum, pek bir hoşuma gidiyor böyle.