28 Ara 2016

Kokina


Bu yil en çok istediğim seylerden biri çizim konusunda kendimi daha çok gelistirebilmek. 
Özellikle şu yaptığım kızlara bir dünya yaratma isteğim var. Onun için mekan çizimlerine ağırlık verip onun üzerinde çalışacağım. 
Tabii yine galaksiler, yıldızlar çalışacağım. 
Gezegen cizimlerim bitmedi. Astronotlar yapabilirim. 

Bu sene kokina almadım. Ama onsuz da olmaz, çizeyim dedim. 
Eskiden minnak ağacımız varken mutlaka alırdık, agactan heybetli dururdu :)



27 Ara 2016

Wishlist


Şimdi bakarken Winter is Coming niye yazmışsam dedim. Winter geldi bile. 

Bu mermerimsi mavi arka plana hayranım. Onun sayesinde sulu boya kağıdını sevmeye başladım. 

Bu sene böyle ekoseli bir ayakkabı alacaktım ama olmadi. Yılbaşı geçse bile alacağım ama. Kırmızı elbise olayı tamam ama çok tatlı bir tane aldım ama yemeği çok abarttigim için o da seneye :))

Bu sene kişisel olarak bence güzeldi. Ama dünyaya bakınca sürekli yok olsam buradan yaaaa diye düşündüm. 

Insanlar vs demeyeceğim çünkü artık tamamen kabuğuma çekildim. Yüz yüze görüşmediğim insanlara çok yakın davranmayacagim artık, bu sene öğrendiğim şey bu oldu. İnsanların hayatina çok girmeyeceğim. 

Bu sene onemli bir karar aldım. Bunu başarırsam hayatta en çok yapmayı istediğim şeylere başlayacağım. Pratikte kolay gibi duruyor ama teoriye geçirmek olayın en önemli kısmı ki, benim gibi asosyal biri için çok büyük olay. 
Bu konuda bana yardım edecek birilerine ihtiyacım yok değil çünkü kesin kendi kendimi yapamayacağıma ikna etmeye başlarım. Yaparım bunu.

Bunu açarsak, hani Raflarin Arasindan'da ünlü kitabevlerini falan yazıp duruyorum ya, işte oralara gitmek. Yılbaşında Avrupadaki ve en önemlisi de Prag'daki noel pazarlarina gitmek. Casa del Arbor'daki salıncağa binmek. Ölüdenizde yamaç paraşütü olayi. Güney kore'de Han nehri kıyısında gezinmek, kimchi yemek, orada bir markete girip Ramen yemek, Jeju'ya gitmek, bir ton kozmetik mağazasına gitmek.
Avrupada satolari gezmek. Karnaval zamanı Venedik'e gitmek.
Nordik Simit'in kuzey isiklari turuna akmistim resmen ona da gitmeyi istiyorum.
Matamata, Hobbit evlerini söylemeyeyim bile
Dünyayı gezmeyi değil, dünyanın güzel yerlerini gezmeyi istiyorum.
Ama işte bunu yapmak için asosyalligi yenmem gerek.

Yıllardır Prag'a benim dışımda herkes gitti. Prag'in artık mimari yapılarını ezberleyecegim. Ama ben daha evimden Kizilay'a giderken kalp krizleri, histeriler yasarken Prag nasıl olacak?


Prag sketchbookumu aldım kendime yılbaşı hediyesi olarak. Moleskine'in art plus defterlerini tavsiye ederim. Yalnız bu defterleri aldiktan sonra çizmeye cekinirsin. Bir de sayfaları koymadığı için o da problem. Belki bunu yine uzay defteri yapabilirim. Ya da urban sketch defteri de olabilir.
O değil Canson'un defterleri en güzeli.
 Hem hafif hem aquarel kağıt bu. Instagramda rus illustratorlar harika seyahat defterleri yapiyorlar. Ben de başlayacağım.
Prag'in görmeyi istediğim yerlerini çizeceğim. Simdilik aşağıdaki gibi iğrenç şeyler ciziyorum ama iyi olabilirim.



Gittiğin yerlerde, yol olayinda, tatillerde çok harika insanlarla tanisabiliyorsun. Yazın teknedeki o harika cift mesela. Bayılmışım.
Ben ilk başta muhtemelen turlarla gidebilirim. Onun için o kadar çok seyahat kitabı aldim ki.
Özellikle fotoğraf makinesini kaybeden Ayşe teyze ilham oldu. Seni yeneceğim asosyallik!

Bu sene seyahat ve aşk wishlistimin tepesinde. Tabii ikisini de asosyalligimi yenersem elde edebilirim gibi geliyor.

Diğer isteklerim de öncelikle minnak bir kediiiiiii
Sonrasında artık art stüdyo olarak kullanabileceğim bir oda. O kadar zorlanmaya başladım ciddi yer sıkıntısı çekiyorum. Bir sürü kitaba ek bir de bir sürü boya, defter eklendi.
Ikea'nın masası, masa lambası ve sallanan koltuğunu direkt alacağım.

Ayni zamanda bu sene kesin alacaklarım da gorsellerde :))


Kesin alacağım sanatsal malzemeler bunlar. Kuru boya istiyorum ama Faber Castell'e elveda diyebilirim çünkü ekstra pahalandi. En çok kullandığım Zig Clean Color Real Brush pen'in Anka Sanatta setini gördüm onu da edinmem şart.
Ecoline'in sıvı sulu boyalari ile büyük aşk yaşıyorum. Tabii onun da serisi tamamlanacak. 
Yazım iğrenç olduğu için duzeltme olayina girdim ve oradan da kaligrafiye goz diktim. Dolma kalem ile yazmak hayalim. 
Bir de Luke's kupasi var tabii.


Bu sene cilt bakımına sardim bir de. Ve kore bakım ürünlerine. Bu listelediğim ürünlerin hepsini istiyorum. Yalnız cilt bakımı önemliymiş şimdiye kadar yüzümü yıkayıp, makyaj sonrası makyajı cikarmaktan başka şey yapmiyordum. Sonra neden cildim kötülesti. 
Korelileri seçmemin nedeni kadın erkek hepsinin bu konuya meraklı olması ve bu konudaki yeniliklerin onlarin başının altindan çıkması. 
Ben eldeki ıvır zıvır Garnier ürünleri ile ve kendi yaptığım maskelerle değişim yaşadım, bu ürünlerle estetik ameliyat geçirdim sayarım asdgf 

Kitap olarak Hep kitap'tan cikan İşte serisi ve Yapı Kredi yayinlarinin yeni Harry Potter kitapları, yine ressamlarin hayatlarını incelediği kitaplar. Bilimum sanat ve çizim kitapları istiyorum.

En önemlisi de uçurumun kıyısında gibi görünen hayatlarımızın düzelmesi, çok aşırı mutluken gündeme bakıp mutsuzluktan ölmeyecegimiz bir yıl olsun. 

Yukarıdaki çizimi dün gece yaptım. Sulu boya ile bu kiz çizimlerini daha güzel bir şekilde karıştırmak istiyorum. Mimari'ye de el atıp bir kızın evini dünyasını ele alan çizimler yapmak istiyorum. Evet biraz puuung özentisi olacak ama onun yaptığı eve hayranım. 

Böyle. 



18 Ara 2016

Gilmore Girls | A Year in the Life


Gilmore Girls 4 mevsimlik bölümle bizler karşısına geldi.
Heyecanla ve özlemle 2 güne yayarak izledik. 
Ben açıkçası beğendim ve doyamadım. Begenmedik aynı tadı alamadık diyenleri pek anlayamıyorum çünkü GG yayinlanirken bile son sezonlara doğru bozmuştu. Hatta 7. sezon bence en kötü sezonuydu ama bana ne verseler yerim. Stars Hollow olsun, Lorelai olsun, Luke olsun, Kirk olsun daha ne olsun. 

Bu sezon 4 bölümcük. Her bölüm bir mevsim ve Kış ile başlıyor. Özellikle bana mı öyle geldi (hatta başlamadan önceki sezonları izlemiş olmama ragmen) bu sezon Stars Hollow ayrı bir güzel olmamış mı?  

Hele Christmas zamanı ile başlayan kış mevsimi ❄😢

  
Her yer öyle müthişti ki Hallmark christmas filmleri yaninda sönük kalir. Biz de klasik GG maratonumuza marketten ne bulduysam alip Gilmore kızları style başladık.

Bir kere Luke ve Lorelai harika ötesi bir çift olmuşlar. Ve ben cidden onlarda gerçek hayattan başka bir cift gördüm. Biraz buruldum. Ona takma isim verirken Luke demek  hiç aklima gelmemişti ama o tam bir Luke :) 

Yine bizim sürekli annemle yaptığımız şeylerin aynısını Gilmore kızları yaptı. 
Misal yazın deli gibi güneşten kaçıp  şemsiyelerin altinda, kat kat kiyafetlerle yaşamaları adfhjk. Bizi kimse anlamıyor kızlar hahahaha


Emily ile Lorelai'in dialoglarinda Rory'nin Emily tarafinda olmasi. 
Kahve içip dondurma yemeleri hahaha buna bir ara fena takmıştık 😁
Birbiri ile küs olunca barışma hamlesinde ellerindeki yiyecek ne varsa sofraya getirip o şekilde konuşmayı başlatmak.

Bu postu yapma amacım hem dizi ile ilgili görüşlerimi yazıp hem de yıllar sonra Gilmore evi ve Stars Hollow ne alemdeymis, dekorasyonu nasil bir  bakmak. 
O zaman gelin bakalım.


Eveeet Christmas Stars Hollow.
Lorelai'in o "I Smell Snow" sözüyle başlıyor. Ortam mükemmel böyle bir kasabaya burun kıvıran Rory'e cidden gıcık oluyorum.






Işığa doymamislar yine. Ilk sezonda da böyle süslenmişti. Yine biz diyeceğim evde bir ton ışık var ama gidip ağaç için ozel bakır ledlerden aldım  (gelsin artık) 
Bu arada şu çocuğu kimsenin hatirlamayisi son derece gereksiz bir ayrıntıydı



Ev onca geçen zaman değişmiş haliyle. En büyük değişim mutfakta. Tabii mutfağın hakimi Luke gibi görünüyor :)
Bu yeni hali bana The Sims'te yaptığım mutfakları ve her şeyin ust üste olmasiyka da bizim mutfağı hatırlattı :)
 Eski buzdolabi yerine yeni yıl armağanı yenisini mi almışlar hediye olayı bile sokulmemis adfh

Bu eski hali

Bu da yenisi




Bir de şunu fark ettim hani Gilmore Movie Night olayları vardur bir ton yiyecekle film geceleri yaparlar. Küçücük tv'de izliyorlarmis 😮
asdghj biz de o zamanlar böyleydik. hatta 35 ekran tv'de izlediğimiz cok olmustur :)


Şimdi onlar da yeniledi biz de :)


Lorelai'in odasının eski hali.




Bu da Luke ile paylaştığı yeni hali.

Rory'nin odası, yine bildiğimiz gibi sıkıcı. Rory ile ilgili birçok şey değişmiş. Tamam gazeteci yalnız serbest hatta işsiz sayilabilecek bir gazeteci Londraya bu kadar çok nasıl ucabiliyor?
Ben bunu düşünmemiştim ama yurt dışı izleyicilerinin en çok aklina takılan şey bu olmuş. Bir de eskiden booknerd olan Rory'nin esamesi yoktu.



Bu postta sadece Gilmore kızlarının evine yer verdim. Buyukanne Emily'e geçersek cok sürer o ev baya değişmiş. Eski kanepelere, takımlara benzer eşyalar koymuşlar da aynı değil.

Bir de büyük bir ayrıntı göze çarpıyor.
Lorelai'in babası Richard Gilmore'u oynayan aktör Edward Herrman 2014 yılında vefat etti. Kadro'daki tek eksik zaten o :(
Emily kocaman bir tablo yaptırmış  (boyutlarını ayarlayamamis) o tablo zaten olay oldu.



Lorelai'in oteli Dragonfly Inn'de ise değişim çok çok azdı hatta hiç yok denilebilir.




Buranın mutfagina bayiliyoruuum 😍

Sookie hakkinda mutsuzum. Kadını iki lokma gosterdiler doyamadik. Açıkçası onun konusunda biraz saçmalamışlar.

Ve Luke's Diner

Çok büyük değişim yok, her zamanki gibi Luke huysuzluklari dikkat çekiyor. 
Herkese farklı wifi sifresi verip keklemesi falan. Tabii bağlanamıyorlar asdfg



Bu arada Lorelai Wild gezisine katılınca yok artık sen Lorelai Gilmore'sun kendine gel dedim. Şaşırtmadı ama adfhk

Ve final malum sahne ve yok abi bitmedi dizi moduna sokmalari. Ve Rory Gilmore sen tam bir idiotsun!


Simdi gelelim GG ile ilgili yapilacaklara;

Bu kupayi kendim de yaparım kolay


Luke's Dinner kupası kesin yaptırıp kolleksiyonuma katacağım.  



Bu pano'yu da yaparim. 

Yaza doğru tişört boyama olayina tekrar gireceğim çünkü eski yaptıklarım cidden çok iyiydi.
Böyle yazili ustleri çok beğeniyorum geçen nerde yaptirsam diye düşünürken bir dakika sen yaptin daha önce yaparsın yine dedim. Bu sefer bir de çok iyi malzemeler var piyasada. 

Alabilirsem bu pop figurlerden Lorelai'i istiyorum. Luke varsa tabii onu da :) 


Son olarak bitişi Gilmore Girls'un Stranger Thingsvari afişi ile bitireyim. 


7 Ara 2016

Dalgalar


Kaç yaşına gelirsen gel yaptığın hataları görünce büyüyorsun . 
Eskiden herşeye atlayan biriydim. Başkaları adina konuşur hatta onların tartışmalarını ben yapardım. Sonra sıkı bir kazık yedim baya baya önce ve o günden sonra herkes kendi savaşını vermeli diyerek hiç karışmadım ve hayatım sakinleşti. 
Bu sene üç dört ay önce de insanları sürekli yargılıyor, aşağılıyor ve bunu da en çok hemcinslerime yapıyor olduğumu fark ettim. 
Mesela hiç tanımadığım bir kadını sırf sevdiğim bir arkadaşımla ve onun anlattıkları üzerine deli gibi asagiliyordum hergün. Çirkin olduğunu düşünüyordum ama aslında sevimli biriydi, tanisam ne tatlı kız diyebileceğim biriydi. Başka bir arkadaşımi kilolu şuna bak çirkin kendini bişey sanıyor diye yargiliyordum.
Ve bunlara da bu aralar moda olan "gıybet" lafları ile sevimli hoş göstermeye çalışıyordum. 
İyi ki bunları çok geç olmadan, haterliktan kafayı yemeden görmüşüm. 
Su anda herkesin elinde en azindan bir android cihaz var. Belirli uygulamalara giriş kolay. Instagramda artık ünlüler yoruma kapatmaya başladılar çünkü yoruldular. Insanlar ve bunlarin çoğu kadin, hiç görmedikleri insana kibrini, nefretini boşaltıp rahatlıyor. Hatta geçen Valkimle buluştuk  (yaaa harika bir insan, mükemmel) ünlü bir televizyoncunun kendisine bana cok kilolusun diye sürekli yaziyorlar kafayı yiyeceğim artık dediğini konuştuk. 
Bu ne kadar üzücü ve yaralayıcı birşey. Onu en iyi ben anlarım çünkü kilo konuları benim kanayan yaramdı eskiden. Insanlar kiloluyken kilolusun der, zayiflayinca hiç yakışmadı der. 
Simdi mesela bu sene kilo verdim, sonra tekrar aldım ama umrumda değil tekrar veririm tek sorunum bu olsun artık takmıyorum. 
Ama o televizyoncu kadın belli ki üzülmüş. Bunu yazanin muhtemelen elinde nutellali ekmek vardi bir yandan da onu kemiriyordur.
Bunu çok kültürlü düzgün insanlar da yapıyor, hatta ayrı bir adres alıp saydırıyor bu tipler.
Bu sene bir de şunu farkettim; hoşlandığım adamlar yeni bir ilişkiye girince sevgililerini baya sevip yaaae ne tatlılar demeye başladım. Stalkerlik var onu bırakamadım da artık sevdiğim kişileri stalkliyorum. Sevmediğim insanları stalklamak bana nefret tohumlarindan başka birşey getirmiyor. Ha hiç bakmadım mı baktım ama çok tat vermedi eskisi gibi. 
İşte bu stalklarda çiftlere mutluluklar dileyip çıkıyorum asfgj eskiden olsa kız dünyanın en iğrenç insanı ilan edilirdi. 
Nil'in 17 yaşına öğütler diye sinirimi bozan bir şarkısı var, annem çok sever ben müziğinden rahatsız oluyorum, geriyor. Onda çok sevdiğim bir söz var "dedikodu yapmak evini çöplüğe cevirmekle ayni şey" tarzi tam hatirlayamadim sözleri de bunu anlatiyor. Aşırı katılmıştım. 
Mesela ben de 17 yaşıma gitsem aynı şeyi söylerim ve derim ki, seni mutlu eden şeyleri gör, hisset, sev, oralarda bulun. İnsanları yargılama, aşağılama, arkalarından konuşma. 
Ama işte bunları yaşamadan bir kuyruk acısı çekmeden, üzülmeden  fark edemiyorsunuz. 
Mesela şimdi beni üzen o kadınlara çok teşekkür ediyorum. Bunu fark etmemi sağladınız. Umarım siz de bunun ne denli insanı aşağıya çeken birşey olduğunu fark edersiniz. 

Bu yazıyı eskiden beri takip ettiğim Berrak Tuna'nin blogundaki kadinlardan nefret eden kadinlar yazisindan sonra yazmaya karar verdim. 
Lütfen bu bilinçlenme yayılsın. Biz kadınlar birbirimizden bu kadar nefret ederken feminizmi dalga malzemesi olarak görüp erkekler yüzünden, yaşayamadığımız ya da elde edemediğimiz hayatlar nedeniyle birbirimizi aşağı çekerken hepimiz birer nefret tohumuna dönüşüyoruz. Sonra da şaşırıyoruz kadının en büyük düşmanı kadın diye. Oysa çok normal çünkü bunu yıllardır normalize ettik. Biz, bizden önceki nesiller hep bu kafadan.

Ağustostan beri beni mutlu eden şeylere kapandım. Çok fazla insanlarla içli dışlı olmuyorum. M.S.S yakın olmak için uzak dur benden diye yazmıştı şarkıda. Bence en olması gereken.  
Belki bu yüzden bana aramıyor sormuyor diye kırılan çok insan olmuştur ama ülkenin durumu, yaşadığımız hayatlar zaten çok üzüyor. 
Çok istiyorum birşeyler yazmak ama ne yazacağımı bilemiyorum.

Bu resimi Ekritler isimli sulu boya sanatçısından esinlendim. Onun ki durgun sakin bir deniz iken benimki dalgalı hırçın oldu. Ekledigimde sanatçı hemen beğenip yorum yaptı çok seviyorum böyle egosuz insanları. 
O Oklahoma'da yaşıyor, bense Türkiye'de. Nedenini anlamışsınızdır herhalde. 

Böyle tsunami geliyor tarzı denizlerden, lutfen sakin denizlere dönelim yoksa dalgalar hepimizi alip götürecek.




22 Kas 2016

Sonbahar


Bu sonbahar evimize turuncuları getirdi. Tamamen sonbshar havası yasadik. 
Halloween'i kutlayıp kutlamayacagimiz bile belli değildi. Ama yine kendi capimizda kutladık. O gece çok huzurluydu
Ben Rick Genest makyajı yaptım, sonra adam görüp beni bir haftacık instagramda takip edip şoka soktu :) 

 Sonbahar temalı kahvaltilar yaptık . 
 Olmazsa olmaz balkabağı çorbası yaptık 

Diyet Pumpkin Spicd latte ve magnolia pumpkin puding yaptim. 

Starbucks'in sonbahar temasını iliklerimize kadar yaşadık 😍



 Pumpkin mumluklar, servisler yaptık 




Ve yine Pumpkin temalı cizimler yapıldı . 

 Jack ve Pumpkin kupaları aldım bu sene. Seneye de Barnes&Noble'dan Cauldron kupası alacağım.

Böylece sonbaharı kapatip kışa ve krismis zamanına geçelim .