10 Ağu 2017

Home Sweet Home





Klasik bir tatile çıkıyorum fotoğrafı ile yazima başlayayım dedim :) 

Tatilden döndüm tabii. Ve bu sene hem çok hoştu hem de eve bir an önce döneyim diye deli oldum. Çok hoştu çünkü denizi izlemek bile insana huzur veriyor. 
Ama geçen sene her yerini karış karış gezdiğin bir yerde sıkıcı oluyor. Kendine ait bir yerde olsan sıkmaz ama birinin evine gidince olmuyor. 
Hele ki bu ev aşırı basık, insanın üstüne üstüne gelen bir yer ise ekstra bunaliyorsun. Ev sahipleri de aşırı eleştiren, bunaltan insanlar olunca bir an önce gitmek istiyorsun. 
Bir de bu tatilde çok ağır bir kazayı resmen kıl payı atlattık. Halen nasıl sadece ufacık bir çizikle anlattığımıza inanamıyorum. 
Ve ben bu tip olacak şeyleri insanların hissettiğini net gördüm. 
Salihler altında bulunan Blue Beach'a gitmiştik. O gün harikaydı, deniz harikaydı. Dönüşte arabaya bildiğimizde bugün iğrençti dedim bir an. Annem kızım iyi misin bugün harikaydı, bu kadar da her şeye burun kıvırma dedi. Düşündüm hakikaten yaaa dedim. Yola çıktık, üzerimde aşırı bir ağırlık vardı. Hatta bizimkiler noldu sana yaa dediler. 
Ve bir anda karşı yönden bir araç bizim çok az önümüzde takla atarak yan taraftaki ağaçlara çarptı. Babam eğer biraz hızlı gitseydi bize carpacakti. 
Bir an şok olduk, hemen polisi, ambulansı, itfaiye ne varsa hepsini aradık. Arkadaki kadın hiç hareket etmiyordu ve sıkışmışlardi. 
O kazada arkadaki kadın vefat etmiş. 
Eğer bize carpsalardi belki ölen kişi ben bile olabilirdim.  
Çok üzüldüm, o aileye çok üzüldüm. Savrulurken bir sürü şey bizim arabaya uçmuştu, tek bir minik çatlak olmuş. 
O savrulan eşyalarda plaklar varmış. Yola saçilmişlar. Cunda'da bit pazarı oluyor, muhtemelen oradan almışlardı.  
Eve geldik, ev sahibi kadına anlattık (kendisi yakınmız ama artık benim için değil) anlattık himm banane ölseydiniz keşke der gibi davrandı. O an oraya karşı hiçbir ilgim kalmadı. Eve gelmek istedim, bir daha orayı görmek dahi istemedim. İnsanlar çok iğrenç. 

Son zamanlarda bu olayın bana bir uyarı olduğunu düşünüyorum. Malum en yakın burayı okuyanlar bilir, surekli ruh halim değişiyor ve bazen ölümü dahi düşündüğüm oluyor. Sanki kendine gel uyarısıydi. 



Bu tatilde baya kitap okudum. Yarım biraktiklarimi bile bitirdim.
Ve bana çok şey katan, nerede hata yapıyorum sorusunun karşılığını bulduğum bir kitabı okudum.


Don Miguel Ruiz'in Dört Anlaşma kitabı.  Bunu epub formatta okudum ama gidip kitabı da alacağım. 

Hani That Sugar filmini izleyince bir film izledim hayatım değişti kafasına ulaşmıştım, bu kitap da aynı kafayı yaptı. 
Hiçbir şeyi şahsi algılama ve varsayımlarda bulunma olayı benim sürekli yaptığım şeyler. Sanki dünya benim etrafımda dönüyormuş gibi düşünüyorum bazen onu fark ettim. 
Baş ucu kitaplarımdan olacak. 


Yine Sevim ve Necdet Kent kitapligina gidip oradan aşıklar tepesi ve değirmeni fotoğrafladım. 


Eve gelince seneye yapacağımız tatilin planını yaptım hemen ve müthiş apart oteller buldum. Ve çok üzdü bu bizi. Bu sene de yapabilirdik. Hele Kekik isimli bir butik otel Selimiye'de var, orada bir gün bile olsa kalmayı deli gibi istiyorum. Ben büyük otellerde havuz başı takılmaktan nefret ediyorum. Bana müthiş bir manzarali balkon verin yemek falan hiç önemli değil. Ve o şekilde olan yerler buldum.

Seneye en çok istediğim şey yamaç paraşütü. Hatta öyle ki, Fethiye'deki pilotlarıni takibe almıştım instagramda, onlar da beni takibe aldılar. Hiç yabancılık cekmeyecegim 😂
Yuzmeyi çok iyi bilsem dalış da istiyorum.


Ve dönüş yolunda full yağmur yağdı. Biraz korkutucu, bol melankolik bir yolculuktu. 

Ve bu yolculukta Mermaid playlistimi dinledim. Dinlemek isteyeni Buraya alalım.

Ve eve gelince "Home Sweet Home" şarkısı çalıyordu. 





23 Tem 2017

Draco Constellation




Draco takımyıldızı.

Yine berbat bir ruh halindeyim. Kimseyle konuşmak, iletişim içinde olmak istemiyorum. 
İki gün sonra tatile gidiyorum. Tatilde gittiğim yerlere böyle kartlar bırakacağım. Yemek yediğim yerde menü arasına, sandalye minderi arasına gibi. Sürprizli kartlar. 

Hayatımda üç gün mutluysam, üç gün bunalımdan ölecek moddayım. Geri kalan bir günde de  suzuluyorum. Sevdiklerimle tartışıyorum, kızıyorum çünkü aptalca her yapilan şey beni sinirlendiriyor. Ben yapmıyor muyum, dolu yapıyorum. En kızdığım beni kıran şey de, bu halimin belki çoğu insan farkında ama umursamiyorlar. Ne zaman bunları soylesem amaaan saçmalıyorsunlar havada uçuşuyor. 
Kendime yardım etmeye çalışıyorum, bu halime belki bozuk beslenme düzenim yol açtı diye tamamen sağlıklı bir hayat kurdum, şekeri çıkardım,o üç gün belki de bu yüzden daha iyiyim ama ya geri kalan günler? 

Neyse
Bu aralar kafanizi gök yüzüne kaldırdığınizda Büyük ayi'nin tam üstüne Ejderha'yi görmeniz muhtemel. 
Bunu da bir yere bırakacağım bakalım kim alacak? 

1 Tem 2017

That Sugar

Artık bir film izledim hayatım değişti diyebileceğim bir film var yaşasın. 
Damon Gameau'nun That Sugar belgesel filmi. 
Bu filmi zorla cevremdeki herkese izletmek istiyorum. Ilk önce tabii deliler gibi şeker abur cubur ne bulursa silip süpüren koca bebek kardeşime.  

Çok önemli bir film. Damon Gameau oldukça sağlıklı beslenen, spor yapan örnek biriyken kız arkadaşının hamileliği nedeniyle bir araştırma yapar. Aynı kalori ve spor ile marketlerde ve restoranlarda  "masum" görülen paketli gidalar yiyerek sağlığının ne durumda olacağını araştırır. Bu olaya resmen kendini feda eder. Gunde 40 kaşık şekere denk gelecek kadar ayarlar yiyeceklerini. Sonrasında olanlar cidden izlemeye değer. 

Ben yıllardır bir dolu diyet geçmişim var. Su ile bile diyet yapmışlığım var. Ama aç kalarak verilmiyor. Paketli gidalar ile hele hiç.  
Şekerin bu kadar zararlı olduğunu biliyordum ama yüzüme bu kadar carpmamisti. Bu ara o kadar şekerli şey yedim ki, resmen filmdeki adamın ruh halini yaşıyorum. Kronik yorgunum, kollarımı kaldıracak bile halim yok. Spor yapmak istiyorum ama buna halim ve gücüm yok. Hayatımın belki en rahat günlerini depresyon içinde debelenerek geçiriyorum. Şeker insana bunu yapıyor, en canlı kanitiyim. 

Bundan sonra adamın normal yediği tarzda yemek yiyeceğim ve gücüm yerine geldikten sonra spor. 

İki gündür hiç şeker yemiyorum, bugün ararım diye düşünüyordum ama hiç tatlı krizine girmedim. 

Filmi zaten tatlidan nefret edeyim diye izlemiştim, başarılı da oldu. 
Evde bir dolu paketli gida var ve zerre canım istemiyor. 

Normal yenecekler şu şekilde 


Bunlara badem unu, handistan cevizi ve Grecka unu ekleyip illa şekerli birşey yapacaksam pekmezle yapmayı düşünüyorum.  

Ben kola hastasıyım ama artık içmeyecegim. Kahveyi günde bir bardak o da Türk kahvesi. Çay zaten aramıyorum. Bunların hiçbirini zaten şekerli sevmem. 

Her zaman zararlı bir şey yediğimde amaaan nolacak erkenden ölürüm derdim ama bunlar öldürmüyor süründürüyor. Ben son birkaç ay yaşadığım gibi sürünerek yaşamak istemiyorum. 

Tai Chi'ye başlamak niyetim var ama başlayamadım. Yoga keza öyle. Spor yapabilirim alet edevat hepsi tamam ama güç yok. 

O yüzden hakikaten bir film izledim hayatım değişti. Lütfen kendinize bir iyilik yapın ve siz de izleyin. 




28 Haz 2017

Igloo


Geçen gün klasik bunalım olayimdayken, bir anda benim ölmeden önce yapmak istediklerim var diye kafamda şimşekler çaktı. 
Bunlardan ilki tabii Prag. Onu saymıyorum. 
Ama bir diğeri Lapland'a gitmek, orada Igloo otellerden birinde kalmak. Camdan igloo şeklinde kabinleri ısıtmalı olduğu için, kar yağsa bile camlardan eriyor. Evet o oteller dünyanın en pahalı destinasyonlarindan. Ama umurumda değil. İşe girerim, kredi çekip onu öderim yine de giderim.

İki tane gözüme kestirdiğim otel var. Biri uber lüks, digerinin de ondan kalir yani yok.
Golden Crown Levin Iglut ve Kakslauttanen Arctic Resort




Bu otellere gitmeyi isterseniz Nisan sonunda hemen bakmaya başlayın.  Simdi mesela dolmuş tüm igloo'lar



Bu tatilde Husky çiftliğine gidebilir, Ren geyikleri ve Huskylerle ile kayabilir, Ren geyiği ile sürüş sertifikası alabilirsiniz. Şaman çadırlarında krep yayip Sami şarkıları dinleyebilirsiniz.
Kuzey Kutup Dairesini geçtiğiniz için Kuzey Kutup Geçiş Sertifikasi da alıyorsunuz. Buz Otel, Buz kilise bana saçma geldi onlara gitmem mesela asd. En heyecanla gideceğim yer de Santa Claus Village.
Noel babaya gider sarılırım çocuk gibi 😂
Bir sürü kartpostal atarım.

Buraya gitmek için booking'den rezervasyon yaptırmalı bir tatil olacak çünkü turlar saçma salak yerlere götürüyorlar.
Misal hicbiri igloo otelde konaklamiyor. Tamam kac tane deli o otelde dört güne bir dünya parayı sayacak ki, onlar da haklı.


Lutfen yapayım. Bir tane daha çooook istediğim bir yer var ve orası icin de kredi çekmem şart ama onu söylemem.  Onu da cidden yapinca görürsunuz.

21 Haz 2017

My Workspace

 Veee çalışma masamı tamamladım. Tam bitinceye kadar fotoğraflarını çekmedim.
Öncelikle duvarı karatahta boyası ile boyadık. Sonra Ikea ziyareti gerceklestirdik. Iki tane 120/60 masa aldım. Venge alsam mı almasam mı diye düşünüyordum çünkü dolabımı venge ve çok el izi oluyor. Ama masaya orada bakinca hiç iz olmuyordu onun için direkt aldım masaları. Bir de masa lambası aldım tam ortaya gelen yere taktık. Böylelikle iki yöne de dönebiliyor.


Bu cam fanusu görünce direkt aklıma bu ışıkları içine doldurmak oldu. 
Daha önce şoklamis yosunlar ile tanzim etmiştim. Bugün de deniz kabukları doldurdum. Fanusu da Greenmall 'dan aldım. O siteye bayılıyorum. Harika bitkiler var 😍
Zaten bu fanus sayesinde terraryum sever oldum. Odamda skulent yetistiriyorum ehehe. Çok su verdiğim için bir kaktüsum öldü ama yerine tekrar bir tane daha ektim :)
Akşamları ışıkları açınca oda Hobbitton'a benziyor ki Hobbitton terraryum yapma planım tabii var.
Air plantlarla Jellyfishler olacak.

Saksilari da emoji ile sirinlestirdim :))




Tahtaya takımyıldızları çizdim. Ve tabii dolunay, ay'in halleri 
Evren atlası, Gök Atlası, Yildiz haritalari bir yanda duruyor. 
Yakında oraya Gökyüzü Atlası da eklenecek.
Takım yıldızlarını öğrenmeyi istediğim için oraya çizdim. 

Sulu boyalarim bunlar da. 

Kasaları zor boyadım. Küçücük şeyler ugrastirdi baya. 


Prag resmini de şövale'ye yerlestirdim. Bim'den aldığım tel rafı siyaha boyadım, cinnet gecirtti. Defterlerimi de oraya yerlestirdim. 
Tam youtube'da my workspace tour videolarinda görüp içimin aktığı masalardan oldu. Planladığım gibi oldu hepsi. 

Şimdi karşı duvar bomboş kaldı. Oraya da tapestry gelecek ve resimlerle bir köşe yapacağım. 
Bakalım bakalım :)

9 May 2017

The Funeral


En son yazima baktım da, nasıl korkunç bir ruh halindeymisim. 
Simdi ise olanlara inanamıyorum. Bundan altı ay önce banannem felç geçirdi. O zaman o kadar ağır değildi ve bir iki gün sonra düzelince herhalde kuzenin düğününe gitmemek için bunu yapıyor demiştik. Üç ay sonra ise tamamen kötülesti. Sağ tarafı hiç çalışmıyor ve konuşamıyordu. Konuşamadığıni ise hiç anlamıyordu. O anlattığını sanıyor ama anlamadığımızi düşünüyordu. Çok zor bir insan için bu olay. 
Babannemle hiçbir zaman harika bir ilişkim olmadı. Onunla ilgili tek güzel paylaşımım, cocukken bana geceleri anlattığı masallardı. Bayılırdım onlara. 
Bundan on sene önce bizimle yaşamaya başladı. Çok zor bir on sene yaşadık. Keşke biraz daha esnek olsaydı, bizimle iyi geçinmek isteseydi ama olmadı. Hep biz ona uymaya çalıştık. Ben bu arada asosyallestim. Ailece bir yemeğe bile gidemedik. Çok fazla sinir krizleri geçirdim. Hiç istemediğimiz şeyleri yaşadık ki, biri babamla oldu, bu konuda ikimiz de çok üzgünüz. 
Bu üç ay ise babannem çocuğum gibi oldu. Daha önce de ben her şeyini yapiyordum hatta bu kiz evlenirse bana ne olacak diyormuş. Bu üç ayda o kadar yakın olduk ki, gözlerinden ne demek istediğini bile anliyordum. Başına gelen durum onu çok üzüyordu.

Bundan on gün önce sınava girdim, geldim kolu uyuşmuştu hareketsizlikten onu hareket ettirdim. Hiç hoslanmiyordu ama üzülüyordum o koluna. Bir de gündüz uyursa, gece uyumayıp tüm ev ahalisini de uyutmuyordu. Onun için uyutmamaya calisiyordum. Yemeğini yedirdim, aklıma ne geldiyse konuştum uyumasın diye. Sonra elimi aldı yanağına götürdü ben de öptüm, birazdan yine geleceğim dedim. Odamda bişey izliyordum, baktım iceriden öksürüyor yaa hasta olmaz insallah diyerek bakmaya gittim nefes alamiyor gibiydi, dili şişmişti. Korkudan bayikacak gibi oldum, bişey oluyor ne oluyor?
On iki saat sonra onu kaybettik.

Açıkçası öleceğini asla tahmin etmezdim. İnanamadım. Evden çıkana kadar gidip gidip baktım, dokundum, nefesi var mi diye dinledim.
Evden cikarttiklarinda o tabutu, gidişini görünce kendimi kaybetmişim. O kadar ağladım ki, kimse benim o halime inanamadı. Gasilhaneye yikamaya gideceğim diye tutturdum, ona da babam engel oldu ki iyi  olmuş an çünkü sanirim orayı hiç kaldiramayabilirdim. Şu an bunları yazarken bile agliyorum. Sen bile tahmin etmezdin arkandan bu kadar üzüleceğimi.
Cenaze oldu, bir iki gün sonra herkes çekildi. Ev ölü evi gibi de değil çünkü kimse gelmedi. Çok sevilen biri değildi, bir de aşırı yaşlıydı. Güzel bir hayat yaşadı. Cidden onun ve anneannemin şansı bana geçmiş olsun. Ikisinin de her dediğini herkes yaptı.

Şimdi evde yeni bir hayat kuruluyor sanki.

Geçen psikolog bir tanidigimiz gelip ciddi bir terapi görmem gerektini söyledi. Söylediğine göre tukenmislik sendromundaymisim. Bunu araştırdım ardından, her belirtisi bende mevcut. Ve en şaşırdığım şey hani diyordum ya, kitap okuyamıyorum dizi izleyemiyorum vs. Şu bir haftada iki dizi bitirdim, 3 kitap okudum. Deli gibi yutuyorum her şeyi. Aslinda tedaviye de gerek yok, düzelmeye başladım gibi gibi.

Birçok kişi aldığım sanat ürünlerini görünce sen zenginsin galiba diye mesaj atıyorlardı. Gülüyordum buna çünkü üzerinde çalışabilecek bir masam bile yoktu. Mutfak masasında, salon sehpasında ciziyordum onları.
Bazen üzülüyordum bu duruma ama Dali'nin çamaşır odasinda çalıştığını okuduğumda biraz güç vermişti o durum.
Son zamanlarda ise mutfak masasında babam hakimiyetini kurunca hiçbir şey çizemez oldum. Zaten içimden de gelmiyordu.
Çoğu zaman istediğim ürünleri nereye koyacağım yer yok diye almiyordum.
Şimdi mükemmel bir masa alacağım. Bir yanda polymer clay olayim, bir yanda bütün resim malzemelerimin hepsi elimin altında olacak kaldirmak zorunda olmayacağım. Sevdiğim sulu boya setlerini ve Albrecht Durer 120li boya kalemlerini alacağım. Simdi artık istediginizi diyin, zengin şımarık kız diyin o kadar koymaz. Masamın resimlerini buraya eklerim mutlaka. Aman ya bunu yapsam nereye koyacağım diyip yapmadığım her şeyi yapacağım. En başta Hobbit evi mumlugu yapacağım.
Sabahları istediğim makyajlari yapip yatincaya kadar çıkarmayacağım.

Kafama ne eserse onu yapacağım. Bir gün kalkıp hadi suraya gidelim diyip kimseye hesap vermeden gezebilirim. En nefret ettiğim şey plan yapmadan elimi kolumu sallayarak dışarı cikamamakti. Hatta cook aşık olduğum adam bir keresinde hadi gel şurada buluşalım dediğinde gidememistim. Çünkü bana bunu en az üç gün oncesinden soylemesi gerek ki gidebileyim. O çok üzmüştü. Zaten bir daha da hiç çağırmadı.

Öncelikle yakın yerlere gitmeyi istiyorum. Eskişehir, yazın yine Ege. Sonbaharda Abant, Yedigoller.
Sonra Prag ve Avrupa.

Bu ara Aliexpresste harika iskelet ve kafa tasi bulmuştum. Geçen hafta aldım ama adam yollamamis. Baktım yollamamisken iptal ettim.
Babannemin olmeden önceki on iki saat önce yani yüzü tombuldu. Yemek seçemedigi için  kilo almış, yemek problemleri duzelmisti. Sabah hatta kilo aldın sen demiştik. O on iki saatte yüzü tamamen çöktü, en son ise tamamen kafa tasi halindeydi.
Bu ara o tip şeyleri kaldırabilecek ruh halinde değilim. Adama üşenmeyip bunları anlatan bir mesaj attım. Ne üzüldü yazık ya.
Dün de saclarimi boyadım. Aylardır ne makyaj yapıyorum, ne saçim bir şeye benziyordu. Önce açtım beyaza yakın sonra mor sampuanladim. Baya iyi bir gri oldu ama o halini görünce sinirlerim iyice bozuldu. Hemen turkuaz yaptık. Benim kendimi en iyi hissettiğim renk o.

Babannemin ölümü çok sarstı beni. Her he kadar anlasamasak bile ara ara özlüyorum tuhaf bir şekilde. Sonra daha önce onunla yaşadığımız hayata inanamıyorum. Nasıl dayanmışiz diyoruz. Hem ölümüne inanamıyorum, hem de onunla nasıl yaşadığımıza inanamiyorum.

Bir yandan ona kızıyorum bu kadar inatçı, dediğim dedik biri olmasaydı hep beraber çok eglenirdik.

Ondan öğrendiğim en büyük ders şu hayatta bir tüy kadar hafif olabilmek. Olmayı başarabilmek. İnsanlara yük olmamak, her işini başka birinden beklememek. Bundan önceki yazımda her şeyi kendim yapmaktan yoruldum demiştim. Hayır bu kötü bişey değil. Kendi kendine yeten biri olmak güzel. Yapabildiğin şeyleri yardım almadan yapacaksın bu hayatta.
Kimse kimseyi taşımak, mutlu etmek zorunda değil.
Ben nette şimdiye kadar hayatımı hiç yazmadım. Yazdıklarım minik bir parçasıydı. Sorunlarımı, yaşadıklarımı cok az kişi bilir hatta çoğu kişi bilmez ve bilmek zorunda da değil. Ben hep benim gözüme takilan güzellikleri yansıtmaya çalıştım. Yazılarım ise yok şunu yapin, şöyle olumlu olun, sevgi pıtırcığı olun da değildi.
Unicornlar, cadılar, deniz kızları, büyü şişeleri, minik Hobbit evleri, Halloween, ritueller yani magical her şey. Ben sadece sorunlarımdan, asosyalligimden bunlara kaciyordum.

Şimdi minnoş bir kedi alacağım. Bu ara pek minnaklar yok ama cikacak karşıma. Yıllardır istiyordum. Eve biz zor sigdigimizdan minik nasil sigacakti. Geçen yaz Ayvalikta iki minik görmüştük, simdi olsa dusunmeden ikisini de alırdım. Öyle çıkarsa sevineceğim piliz :)


Çok uzattim. İçimi dökmeye ihtiyacım vardı.  Yakinda masamın ve arkasina yapacağım kara tahtamin resimleri ile gelirim.

25 Nis 2017

Ne güzel uzaklaşır her sey. Uyurum nefesim biter.


     Çok yoruldum. Artık zorlanıyorum. Kimse ile görüşmek, kimse ile bir arada olmak istemiyorum. İstediğim tek şey artık bir an önce bazı şeylerin bitmesi. Çünkü bitmezse yavaş yavaş ben bitiyorum.
Sabahları uyanmamak için elimden geleni yapiyorum. Dizi, film izleyemiyorum. Çünkü kafamı düşünmeye iten her şey ağır geliyor. Düşünmek istemiyorum. Kitap desen keza öyle. Eğlencelik kitaplardan nefret ediyorum. İyi, dusunmeye iten kitaplarda ise error veriyorum. Deli gibi altlarini cizerek, kitabi en az on kere okuyorum. Misal Hızlandıkça Azalıyorum'u bitirip tekrar başlamaktan helak oldum. Geceleri ebook, gündüzleri normal kitabi alti cize cize. Guzel kitapti ama.
Bu ara o kadar görüşmek isteyen oldu ki, hemen direkt atlatıyorum çünkü kafam götürmüyor normal insan konuşmalarını.
Dışarı cikinca uykum geliyor.
Gece bugün de bitti durumuna geliyorum. Herkesin hayatı değişiyor, yetişemiyorum.
En zorlandığım şey ise artık her seyi kendim yapmaktan ciddi bıktım.
Kendimi bildim bileli bir şekilde istediğim şeyleri çabalar yaparım elimden geldiğince. Hatta şu an kim demişti pek hatirlayamadigim biri "ya sen oksijenle hidrojeni bile birleştirip su yapacaksın yakinda" demişti.
İşte bu durum yoruyor. Cabalamadan bişey olsun bir kere de. Bir kere de mutluluğumu kendim yaratmayayim. Yoruldum bundan.

Sadece yoga ve kulak tikaclarim huzur veriyor. Onları da kaybettim. 

20 Nis 2017

Namaste


Bu zor günlerin bana en büyük getirisi spora başlamak oldu. 
Her gün en az 45 dakika yürüyorum. Bu benim için ciddi bir durum çünkü hiç hareket etmiyordum. 
Buna ek olarak yoga ve pilates malzemeleri aldım. Amacım sıkı ve esnek bir vucuda sahip olmak. Özellikle esnekliği geç, benim vücudum kasılmaktan düğüm düğüm artık. 
Bununla bide odagimı başka yöne çevirip, kafamı ciddi takacağım bir şeye ihtiyacım var. Yok şu pozisyonu yapmaya çalışayım, yok buna çalışayım derken kafa boşalır. Yoksa cidden kafayı sıyırmanin sinirindayim. Geçen seneden gelen bir disiplin anlayışı var üzerimde. Artık daha sağlıklı şeyler yiyorum, diyete halen devam ediyorum ama artık diyet diye de bakmıyorum, 
Dukan değil artık çünkü meyve de yiyorum. 
Şimdi hayatıma sporu katmam harika oldu. 
Öncelikle her ne kadar bayilmasam da bu disiplin ve lifestyle olarak Ebru Şallı'yi instagramda takibe aldım. Çünkü yiyecek tüyoları hoşuma gidiyor ve kadın kürdan gibi. 
Youtube'da Blogilates ve Boho Beautiful kanalları var. Casey Ho aşırı tatlı bir kadın. Onunla çok gaza geliyorsunuz. 
Boho Beautiful'da çok şeker bir ciftin kanalı. Hem yoga pilates egzersizleri, hem de vloglar, vegan yemek tarifleri fln var. Tabii mükemmel manzaralar da bonusu. 
Hayatımdaki kasvet bulutlarindan nefret ediyorum çünkü böyle biri değilim. O bulutları hareket ederek dağıtmayı gorev bildim bu ara. 
Yoga, pilates denince çevremde akla benim geleceğim kadar bu konuya aşırı takmış olmak istiyorum, hedefim bu. 
Haydi bakalım 
-Namaste-



19 Nis 2017

Happy Easter


Geçen pazar Paskalya kutladık. Harika bir kahvaltı yaptık, paskalya çöregi yaptık. Yumurta boyadık. 
Ben güzel olan her şeyi kutlarım. Bu sene şeker bayraminda da çocuklara şeker torbaları yapacağım. 
Paskalya için uzun zamandır hazırlık yapıyorduk. Tavşanları, yumurta kutularını almıştık önceden, yumurtaların içlerini bosaltmistik. 




Soframız harikaydı güldük eğlendik. Keşke gün de hep öyle gecseydi ama maalesef akşamında üzüldüm. 
Ama gece ne olacak halimiz diye düşünürken, saçmalama sevdiklerin yanında bak sabah ne güzel paskalya kutladık dedim. Bana güç verdi. 
Bu sıralar kendi hayatımda da zor günler geçirdiğim için, bana aşırı moral oldu. 


10 Nis 2017


Çizim yaparken bazen ciddi ciddi kendimi eleştiriyorum, nefret ediyorum. Bir süredir sürekli sulu boyalarla galaxy, gezegen çalışınca normal insan çizimlerine geçtiğimde hiç hoşlanmadım.

Bu konuyu geliştirmem artık şart. Hep bu konuda sıkıntıyım. İstediğim gibi cizemiyorum. Sulu boya ile çalışırken hele daha bir batiriyorum.

Çooook eski çizimlerime bakıyorum o zaman daha mı iyiymişim ne. Bu konuda geriye nasıl gittim anlayamiyorum.

Mesela galaxy ile insan cizimlerini birleştirmeye çalıştığımda da korkunç şeyler çıkıyor ortaya.

Bu ara sürekli anatomi çalışmam gerekiyor. Youtube'da harika tutorial videolar var. Zaten youtube bebeyim ya, orayı deli gibi kullanıyorum.
Bir de şu modeller var aliexpresste onlardan almayı istiyorum. Bu modellere istediğiniz duruşu verebiliyorsunuz harika ya. Bir de el mankeni istiyorum ki ellerde oldukça beceriksizim.




Umarim daha iyi çizimlere imza atarım, bakalım bakalım 

30 Mar 2017


Son iki aydır beni hayata bağlayan tek şey resim yapmak. Bir haftadır onu da bıraktım çünkü göçebe taşına taşına yapmaktan nefret ediyorum. Ben artık malzemeleri tasimayacagim bir masam olsun istiyorum. Markerlarimı kaldırdım çünkü yer yok. Geçen haftaya kadar her sizlandigimda aklıma Dali'yi getirip çamaşır odasında ablalarinin şapka kutularina resim yapıyormuş kendini topla diyordum ama o da artık işe yaramıyor. 

O yüzden beni hayata bağlayan şeyi bile bırakmaya başlıyorum sanki. Çok yorgunum. Her günü oh bugün de bitti diyerek kapatıyorum. Buraya yazıyorum sadece çünkü nasılsa kimse okumuyor artık bloglari. Rahatım bu konuda.
Uyumak, uyumak, uyumak istiyorum. Uyandığımda her gün kendime deli gibi kızıyorum. Nefes alamıyorum artık. 
Sevdiğim, bana mutluluk veren her şeyden uzak duruyorum. 
Çok fazla yapmayı planladığım şey vardı ama onları yapabilecek ruh durumu bende yok. 
Insanlar hakkında bir sözüm yok çünkü umrumda olan sayısı bir elin parmakları bile değil. 
Teşekkürler sevgili ülke ve hastalıklı insanları, ruhumu öldürdünüz.  

6 Şub 2017

DIY Mermaid Blanket



Bu sene Mermaid battaniyeler düştü net sitelerine. Böyle magical şeylere bayıldığımı soylemeli miyim? :) 

Bunu dikmeden önce bu çizimi yapmıştım.  Resmen aynısı oldu 😍

Ben de bundan yaparım demiştim, birkaç ay sonra örgü kumaş aldım ama yapmadım bir türlü. Instagramdan sevdiğim bir arkadaşımın annesinin ordugunu görünce şunu kış bitmeden artık yapalım dedim. 
Benimkini de ben kestim annem dikti. Bana kalsa yıllar sonra dikebilirdim :) 


Hakikaten dev gibi oldu. Ben baya almıştım kumaşı annem önce iki kat yaptı o küçücük bisey oldu. Sonra orada ben biraz sinir krizi gecirince tek kata cevirdik. Yalnız kumaş aşırı sicak tutuyor. Ankara Bursa kumaştan aldik.

Kalıbı biraz göz kararıkesim oldu. Onun için buraya ekleyemeyecegim.


Veeee sonuç hihi. Çok harika oldu ya 💙


24 Oca 2017

Elf Ear Headphones


Bundan bir ay önce falan çin semalarından böyle bir olay düştü fantastik şeyler sevenlerin gündemine. 
Çin sitesi olduğu için herkes bir nasıl alırız durumuna girdi. Ben tabii doğal olarak "bunları almalıyım" oldum. Aliexpress, amazon, ebay araştırmaları sonuç vermiyordu sadece o çin sitesinde vardı.
Vee bir gün Aliexpress'e ve diğer sitelere de geldiğini gördüm. Tabii bana en uygunu Aliexpress olduğu için düşünmeden aldım kendimi kaybederek. 
Aldıktan sonra ya gelmezse durumu oluştu ki, satıcı tracking'ini bile yolladı bana canım satıcı. 

Ve 20 gün sonra elimdeydi. 


Gelince heyecan içinde taktım. O gün bir de saçlarımı yeni boyamıştım tam bir night elf moduna girdim. 
İlk izlenim olarak; gayet iyi çalışıyor. gerçi hiç çalışmasa bile kabulümdü. Kulakta nasıl duracak diye kaygılıydım, gayet iyi duruyor zaten kulak kısmı silikon, kulaklıklar da kulağı rahatsız etmiyor. Hatta bir süre sonra kulağınızda yok gibi hissediyorsunuz. 



Nasıl göründüğüne dair de küçük bir video çektim. 
Yanılıyorsam düzeltin, bizde bunu ilk alan deli benim. Yakında gelir instagram butiklerine falan mutlaka alın. 
Benim elf kulağı yapım çalışmalarımı bloğu takip edenler iyi bilir. Tekrar başlayacaktım bu sene bunu bulunca vazgeçtim. Özellikle cosplayerlar için büyük nimet çünkü önüne saç gelince hiç belli olmuyor kulaklık olduğu. 
Şiddetle tavsiye ederim meraklılara :)

13 Oca 2017

Yeni Yıl



Yılbaşı post'unu ay bitmeden yazayım artık. Bunu yazmayinca tüm yıl blog yazmıyorum tuhaf bir şekilde :) 
Yılbaşı dönemi çok güzel geçti. Aralık ayının full tadını çıkardık.  
Önce Grinch izleyerek başladım. Özlemişim resmen. 
Sonra bu sene odamı da süsledim.  
Prag'in yılbaşı havasını instagramda her gün izleye izleye başımın üstündeki tabloyu da süsledim. Çok tatlı oldu 😍

Karşı duvara da kar küresi çizimlerimden oluşan ağaç yaptim. Özellikle bu kedisi olan evlere yapılabilir. 

Yine geçen sene yaptığım kar çizimleri de çalışma bölümünde yerini aldılar 

Bu sene yeni bir ağaç aldık. Onu da bütün bir sene kaldırmayıp, mevsime gore süsleyip ışıklandıracagiz. Akşamları hep ağacın ışıklarını yakıyoruz aşırı mutlu ediyor.  Ben ilk aldığım zaman Sunako Nakahara tarzı süsledim tabii 😂


Gocek'ten aldığımız baykuşu da tepeye oturttum :)

Bu sene yılbaşı süsü olarak melek kanatları yaptım. Aşırı beğendim bunları. 
Ağacın suslerini beyaz ağırlıklı yaptik. Kar taneleri de diy.



Yılbaşı sofram 
Bu sofrayı falan eklemeyecegim de baya istek oliyor, geçen sene buraya koymamistim niye diye baya söylenen oldu. Bakan bazı gerzek gözler de şuna bak gösteriş yapmış diyebilirler.
Açıkçası bu benim umurumda bile değil. Gösterisi seviyorum ve görmek istemeyen icin de yukarıda güzel bir isaret var "X" 




Yılbaşı soframız kırmızı agirlikliydi. Her zamanki gibi kestaneli pilav ve patates puresinin yanına değişik bir rulo köfte vardı. Nalan abla'da harika bir sürü salata getirmiş. Ondan çok fazla yemek tarifi öğreniyoruz, salatalarin hepsi çok değişikti.  



Pastayı bu sefer annem yaptı. Muzlu ama keki de, ıslanmasi da iç kreması her şeyi full muzdu. 

Tam aşırı güzel bir yılbaşı geçiriyorduk ki acı haberi aldık. 
Efe sarhoşluğun ve ergenliğin etkisi ile "amaaan bize bişey olmadı biz iyiyiz boşverin, boşverin" diyordu. 
Yapmamamiz gereken belki de bu. Acı, kötü  bir düşünce ama elimizden ne geliyor ki? 
Çok ama çok üzüldüğümuz zamanlar. Ama güçlü olmaliyiz. Çoğunun aksine ben bu ülkeyi seviyorum. Geçen kar yağdığında sokaklara dökülüp hayvanları besleyen insanları seviyorum. O insanlar sanılanın aksine çoğunluk. Sadece hepimiz bastırıldik. Korkuyoruz. 
Umudumuzu kaybedersek biteriz. Onun için pes etmek yok.