8 Ara 2017

Tarot Desteleri

Kızım ne biçim fotojenikliktir bu ya :))

Bu sonbaharda ilk Book depository alış verislerimi yaptım. İkisi de tarot destesiydi. Aslında başka deste niyetindeyken bambaşka iki cadı temalı deste aldım.  

İlki Everyday Witch Tarot


Aşırı derecede tatlı bir deste. Youtube'da başka bir deste ararken karşıma çıktı ve hayran oldum. Yine tarot ama günümüz cadıları var. Kartların çizimleri çok tatlı. Illustrator Elizabeth Alba
Kediler, cadılar, süpürgeler baş rolde. Kartlardaki illustrasyonlar o kadar iyi anlatılmış ki, kart ne söylüyor direkt anliyorsunuz. Hani yeni başlayanlar için harika. 
Kutusu, kitabı, kartlarin kalitesi tam anlamıyla birinci sınıf. Hatta bu konudaki en iyi destelerimden diyebilirim. 
Ben tabii bu desteyi kullanmaya başladım. Yıllardır tarot bakmıyorum, tarot kartlarının sadece kolleksiyonunu yapiyorum ama bunu kullanmayı çok istedim çünkü pozitif enerji veriyor insana. 


Minnoşum kartlara saldırır diyordum ama üstüne yatıp uyudu :)) 


İkinci aldığım deste ise Green Witch Tarot
Bu deste ortacag cadılarını ele almış.  Everyday Witch'den daha ciddi bir deste. 
Illustrasyonlarini cok beğendim,  onun için aldım zaten.
 Kiri Østergaard Leonard çizmiş. 
Basit bir kutuda normal bir kitabı var. Tamam Everyday Witch'den sonra basit gelse de kartlar ve illustrasyonlar telafi etti.  



Book depository her alış veriste böyle cici dünyanın her yerinden illustrasyon yapan sanatçıların araçlarını veriyor hediye olarak. 

Ilk Everyday Witch ile bu kızcağızi vermişti. 


Sonra ben aradım bu sene olanlara baktım ve iclerinden bazılarını beğenip umarım bu gelir vs demiştim. 
Green Witch ile aşağıdaki ayraç geldi. Sanatçıları falan söylerdim ama araçlar nerede bulamadım :) 


Ben tabii ilk ayraçtaki kızı mavi saçlı yaptım hihi 


Book depository ile bir ayda, onların belirttiği zamanda geliyor. Yalnız eğer bir sürü şey sipariş ederseniz tek tek yolluyorlarmis, o biraz gıcık. Onun dışında ben çok memnun kaldım.  

Şimdi yakın zamanda deniz kızı oracle destesi alacağım.  
Bakalım bakalım 


6 Ara 2017

Salemli Halloween

Salem'in bunu ben mi bu hale getirdim diye bakarkenki hali :))

Bir ay geçmis ben Halloween postunu yeni yapıyorum. Bu saçmalık olmaz olsun yani. 

Bu sene Salem cadısı ile Halloween geçirdik. Ona yarasa kanadı yaptım hiç sevmedi doğal olarak kafayı yedi giydirdigimde :) 

Fotoğrafını çektim ama o da kont dracula gibi çıkmış 😂



Bu sene yine balkabaklari ile konsept yaptım ve anladım ki ben aslında sonbaharı o renkleri çok seviyorum. İki senedir aynı konsepti yapıyor olmamın nedeni bu. 

Yemek olarak da balkabağı hakimdi sofraya. Balkabağı çorbası, balkabak soslu rigatoni makarna ve tatlı olarak balkabağı truffles. 

Üçüne de yiyen herkes bayıldı, özellikle truffles'lar baya sükse yaptı hihi, hiç balkabağı sevmeyenler bile baya baya begendiler





Bu sene Cristina Scabbia'nın Delirium albümleri makyajını yaptım. Lacuna Coil, Cristina ve fan sayfaları beğendiler. Ama açıkçası Cristina'ya baya benzedim. 


İşte böyle Salem cadılı, booool pumpkinli bir Halloween'i geride bırakıp o kadadan yeni yeni çıkıp krismis kafasına girebilirim hatta girdim bile. 

Bu sefer geciktirmeden yazacağım böyle zibidilikler yapmayacağım söz :) 

Balkabakları Kurukafalar


Bu sene bir sürü minik bal kabağı ve kuru kafa yaptım. Nasıl derseniz kuru kafa için aliexpressten kalıp aldım. Tam istediğim kalıbı da buldum.



Balkabaklari için ise istediğim gibi bir kalıp yoktu. Ben de elimde olan yapma minik balkabagindan kalıp çıkardım. 
Bunun için Rtv2 silikonu aldım. Her yerde var, gitti gidiyor, n11 falan. Ben hammaddeler'den aldım. 

Yapımı da kolay gelen malzemeleri karıştırıp balkabağını bir kaba yapıştırıp, karıştırdıginız malzemeyi üstü kapayıncaya kadar döküyorsunuz. Ben bir ara kapta satilan pamuk şekeri kabına koydum. O harika bir malzeme çünkü çok rahat keserek çıkarmıştım kalıbı. Artık o kaplarda satmıyorlar. Sırf pamuk şekeri kabı için alıyordum daha önce burayı takip edenler hatırlar elf kulağı yapımında kulağımın kalibini cikarirken de aşırı işime yaramıştı.

Neyse ertesi gün kuruyunca içinde çıkarın kalibini çıkardığınız malzemeyi. 
Ve oldu. 
Ben ilk önce deneme olsun diye alçı ile bir sürü kabak yaptım.  


Hele bu beyaz balkabaklarini baya baya kişi çok beğendi ve sordu.



En son aşama olarak da mum yaptım ve baya güzel oldu. Sevdiğim arkadaşlarıma hediye ettim. 

Yani bu tip şeyleri yapmak çok zor değil sadece buraz araştırma ve uğraşı gerektiriyor. 



Salem Cadısı




Tanıştırayım bu karanlıklar prensesim Salem. 
Hayatımın en içinden çıkamadığım, bitik, ilaçlara bağımlı, korkunç döneminde gelen minnoş. 

Yıllardır deliler gibi kedi isterim. Eskiden para durumumuz kötü olduğu için zordu, sonra her şey düzeldi, banannem bize geldi. O hayvanlardan nefret eden biriydi. Komşu tatile giderken kaplumbağasını bırakmıştı ona bile sinir olmuştu.  Ayrıca evde yer de yoktu. 

Ölünce hemen alırız diye bekledim ama olmadı. Zaten o dönemde de kafam hiç iyi değildi. Facebook'da kedi sahiplendirme gruplarına full üyeydim. Ama hiç sonuç yoktu. 

Annem sürekli "o bize gelecek sabret!" dedi. Hiç inandırıcı gelmiyordu. Bizim mahallede kediler uzun yaşayamıyor çünkü köpekler saldırıyor, çocuklar keza öyle. Yeni nesil veletleri hicbir şey bilmedikleri gibi hayvan sevgisinden de bihaberler. 

O dönemde bir meteor yağmuru vardı. Perseid'i evimin balkonunda sabaha kadar mükemmel izlediğim için açtım perdeleri sabaha kadar bekledim. Bir de o gün yıldızlar harikaydı. Ama bir tane bile meteor görmedim :( 
Yalnız bir ara ağaca tırmanan minik siyah bişey gördüm. On'a yakın köpek kovalıyordu. Aşağıda köpekler çılgın gibi havlıyor bu zavallım da ağaca yapışmış ne yapacağını bilemiyordu. Gittim mutfaktan soğan aldım, eger bu şaşkın aşağı inmeye kalkarsa, soğanı başka bir yere atıp ilgilerini çekerim bu minnoş da gidebilir dedim. Aradan bir süre geçince köpekler sıkıldı gittiler, bu minnoş hemen arazi oldu. 
O gün onu almayı çok istedim. İsmini Lyra koyarım diye düşündüm.  

Aradan birkaç gün geçti, benim moral yerlerde çünkü bir kedim bile yok anlıyor musun diye haykıracak modlardayim. Yine annem ısrarla "o bize gelecek!" diye cinnet gecirtiyor. 

Akşam Stranger Things izlerken bi ihtiyaç molası verelim artık olduk. Ben mutfağa gittim, dışarıdan minik minik miyiv sesi geliyor. Baktık karşı kaldırımda siyah bişey ağlıyor. Hemen kardeşimle gittik aldık. 

Ve Salem cadısı ile maceramız başladı. 

İsmini neden Lyra koymadım, çünkü hiç Lyra gibi gelmedi. Bir anda bunun ismi salem tartışmaya kapanmıştır oldum. 


Bu fotoğraf bize geldiği ilk gün yastıkların arasına girip şaşkın şaşkın etrafı tanımaya çalışırken çektiğim kedilerin arasindan canlanmis gibi çıktığı. 

Bu kız muhtemelen çoğu kişinin kara olduğu için tercih etmeyecegi bişey ama tüm ailenin kalbini çaldı. Öyle bir şey ki, müthiş fotojenik. İsterse müthiş poz veriyor. O yüzden 45678322976 kare fotoğrafı var. 
Ben cidden Ayvaliga gidene kadar hiç kara kedi aklımda değildi. Düşünün o kadar goth şeylere sempatim olmasına rağmen illa sarman kedi isterdim sari sari. Ama Körfez restoranda masamızın altına gelen o minnoştan sonra deli gibi ister oldum.

Ayvalikta story'e atmıştım kedicigin resmini

Resmen Salem bunun aynısı 😍

Salem'i aldık geldik babam aşırı bozuldu, bişey diyemedi. İlk birkaç gün ilgilenmedi, kıskandı tuhaf bişeyler. 
Şimdi ise aşk yaşıyorlar, kara kızım nerde diye geliyor. 

Çevreden çok saçma tepkiler aldık. Ayyy çok büyük sorumluluk diyenler, onu barınağa bırakın diyecek kadar hadsizlesenler, cinleri çeker kısmetini kapatır diyenler vs. vs. 

Çok büyük sorumluluk değil çünkü o sorumluluğu seve seve yapıyoruz. Barınağa bırakmak aklımın ucundan geçmiyor böyle diyen olunca o kişiyi boğasım geliyor. Cinler, kısmet gibi aptalca saçma sapan şeylere asla inanmam. 

Ayrıca bu minnoş aksine bana inanılmaz iyi geldi. Artık ilaç kullanmıyorum, ilacı kesince uyuşmalar falan olmuyor, negatif beni mahveden şeyler düşünmeyi bıraktım. Twitter, facebook gibi modumu tamamen düşüren mecralarda zaman öldürmüyorum. Gündemi çok az takip ediyorum. 
Eskiden, neredeyse beş yıldır köşe yazıları, analizler, düşünceme uyan uymayan her yazıyı okur, sonra ne olacak diye paranoyalardan paranoya begenirdim. Psikolojimin bu denli bozulmasının en büyük nedeni aslında bu. Çünkü bunları okumaktan bir dönem sonra kitap bile okuyamaz hale geldim.  Kafa almiyordu. 

Şimdi o tip yazıları, beni üzecek şeyleri mümkün mertebe okumuyorum. Kitap okuyorum, yapmak istediğim diy projeleri yapıyorum, ama resim bu ara yapamıyorum. 

Bir de Salem'in sayesinde aşırı temiz ve duzenli oldum kimse inanamıyor bu halime. Her gün mutlaka ev temiz olmalı modundayim. Buhar makinasına alıştım. Çünkü sokaktan geldiği için minnoşta pire vardı. Vet'e götürdük evet ama o pireler sayesinde evi baya bir kırkladim halen de aynen devam. Pire kalmasa bile yuva yaptılarsa fln diye iki günde bir buhar makinası ile temizlik seansları yapıyorum. Ayrıca o makinayı acayip seviyorum. Kendimi Ghostbuster gibi hissediyorum arka fonda aşağıdaki şarkı çalıyor. 
Müthiş eglenceli.


Yani artık burada bol bol Salem cadısı göreceksiniz 
24 Ekim benim için önemli tarih 😻

13 Kas 2017

Halloween Pillows



Bu sene baya baya şey yaptım. Gittik kumaş aldık, annem dikti ben de bunların hepsini boyadım. Patternlerini pinterestten buldum ama çok kalın bir kumaşla çalıştığım için geçirmek baya zorladı. 


Bir önceki postu yazdığım tarih çok önceydi sonra ne olduysa yollamadım. Zaten o günler hiç iyi değildim. Çok zor günler geçirdim, bir süre sağ elimi hiç oynatamadim, baya yemek bile yemek iskenceydi. Kendime turlu hastaliklar buldum, aşırı derecede korktum. Ama geçti, ciddi bir şekilde kıyıdan döndüm.
Elimdeki sorun aşırı kasilmadan ötürü olmuş, ilaç tedavisi ve fizik tedavi ile duzeltebildim.
Olay şu, aslında uzun süredir kendimi her şey için kasıyorum, üzülmekten yoruldum. Üzülmemem için uğraşsam bile mutlaka bir şey oluyordu. Ve en son aslında küçük ve dalga geçebileceğim bir olay tetikledi.
Babamın çok sevdiğim Atlanta'da yaşayan arkadaşı Ankara'ya gelmişti. Onunla gorustuklerinde kızına çok kızıyorum hala bi koca bulamadı, evlensin demis. Normal zaman bununla dalga geçerim. O kendine baksın derim. 
Ama o gün saatlerce ağladım. Hatta sakinleştirsin diye Friends izledim. İşe de yaradı. Ama ertesi gün sağ elimi kullanamıyordum. Benim için büyük bir yıkım oldu çünkü resim yapmak beni hayata bağlayan şeylerin başında geliyor. Neyse gecti.
Ama şu var insanlara ne söylediğimiz o kadar önemli ki. Muhtemelen o, öylesine söylemişti ama bu cümlelerden artık deliler gibi yıldım. Neden evleniyorsun, niye hayatında biri yok, yasin geçiyor ne zaman çocuk yapacaksın bla bla bla. 

Evlenmeyi istemiyorum çünkü seveceğim biri karşıma çıkmadı. 
Çocuk sevmiyor ve istemiyorum.

Acaba bunları kaç bin kere söyleyeceğim? 

Bunlardan çok yorulduğum için vücudum sinyal verdi, yeter diye. 

Neyse.


Bir önceki postta karanlıklar prensini alamadığımıza üzülmüştüm, ama artık bir karanlıklar prensesi var hayatımda. O da başka ve uzuuun bir postun konusu. Fotoğraflarda o prenses var. Hatta şu an o prenses kucağımda :)) 

Yastıkları aliexpressten de alabilirdim ama kendim yapmak istedim. İyi de oldu, o dönemlerde elim düzelince yapmıştım. 


Bir sonraki postta da yaptığım balkabaklarini ve kuru kafaları anlatayım yuh ne çok şey yapmışım :)) 
Elim duzelince resmen deliye bağlamışım :)

Halloween hazirliklari1



Yine yılın en guzel zamanları geldi. Ve ben çılgınlar gibi birşeyler yapmaya başladım. Bu sene uzukdukce içime kapanıp birşeyler yapıyorum. Dünyadan uzak olmaya çalışıyorum.



Önce bu seramik kupayı cauldron kupa haline çevirmekle başladı her şey. Sonra cadı buldum, sonra saçlarını kiyafetlerini yaptım ve baya baya uğraştım. Şapkası bi zorladı. Kedileri ise kıskanırdı. Neredeyse karanliklar lordu kedi alıyordum ama adam başka birine vermiş. Şu an ona bir kuple üzülüyorum :( 






Bu postu yazmistim ama çooook uzun zaman sonra yolluyorum aferinler bana gelsin :))
Devamı baya var o da bir sonraki postta.

19 Ağu 2017

Perseid Meteor Shower


Bu sene artık free olduğumu, istediğim şeyleri yapabileceğimi unutup aynı şekilde devam ediyorum. Misal Perseid Meteor yağmurunu izlemek için yapilan etkinliklere katılmak hiç aklımda değildi.  
O gece hatta dışarıdaydım, o da guzeldi orası ayrı da, eve gelip yaa meteor yağmurunu izleyeceğimiz bir yere gitseydik keşke diye diye bi hal oldum. 
Kreiken gözlemevine giderdik, sonra etkinlige bakıp sinir oldum. 
Bundan sonra bulduğum arabalı insanı oraya surukleyecegim, araba sürme merakım olsa herhalde hafta sonları hep orada olurdum. 

Neyse benim tek başıma yaptığım etkinlik de güzeldi. Açıkçası meteor görme umudum yoktu ama bekledim. İyi ki de bekledim çünkü bir saatten sonra arka arkaya bir sürü gördüm.  Hele ki, çoğu ay'in yanindan geçen büyük meteorlardi ve müthişti. 

Bir yandan Spotify'da Galaxy playlistimi dinlerken, bir yandan da Starlight, Starwalk uygulamalarıyla gök haritasını inceledim. 
Gün ağarınca mutlu mutlu yattım. İnsanın mutlu olması için biri ya da birilerine ihtiyacı yok. Elbette insansız da olmuyor ama bir şeyler için illa birilerinin olmasına da gerek yok. 

Bu sketch beni çok zorladı. Çünkü aptal gibi önce akrilik boyadan başlayıp, sonra sulu boyaya geçtim. O yüzden de zorladı. Dün gece sabaha karşı ancak bitirdim, nasıl saftimin kaydığını ilk resimden anlayın :) Bir de akrilik boyayi ucuz diye hobi boyalarindan almıştım. Mavileri berbat, yani yine orjinal akrilik almam gerek. Ve açıkçası artık tualle çalışma zamanım geldi gibi hissediyorum. 
Yalnız bu Moleskine aquarel defterime çok sevdiğim şeyleri çalışmışım. Bitince Youtube'a hepsini içeren bir video çekeceğim. 
Sonra Crisco art gibi karanlıkta parlayan boyalarla çalışacağım. 
Resim yapmayı seviyorum ve artık çalışma alanıma alıştım.
 Ilk başlarda aşırı yadırgadım ve gidip mutfakta yapiyordum eskisi gibi ehehe 
 Bu da burada dursun seneye gözlemevinde izleyeceğim meteor yağmurunu. 

10 Ağu 2017

Home Sweet Home





Klasik bir tatile çıkıyorum fotoğrafı ile yazima başlayayım dedim :) 

Tatilden döndüm tabii. Ve bu sene hem çok hoştu hem de eve bir an önce döneyim diye deli oldum. Çok hoştu çünkü denizi izlemek bile insana huzur veriyor. 
Ama geçen sene her yerini karış karış gezdiğin bir yerde sıkıcı oluyor. Kendine ait bir yerde olsan sıkmaz ama birinin evine gidince olmuyor. 
Hele ki bu ev aşırı basık, insanın üstüne üstüne gelen bir yer ise ekstra bunaliyorsun. Ev sahipleri de aşırı eleştiren, bunaltan insanlar olunca bir an önce gitmek istiyorsun. 
Bir de bu tatilde çok ağır bir kazayı resmen kıl payı atlattık. Halen nasıl sadece ufacık bir çizikle anlattığımıza inanamıyorum. 
Ve ben bu tip olacak şeyleri insanların hissettiğini net gördüm. 
Salihler altında bulunan Blue Beach'a gitmiştik. O gün harikaydı, deniz harikaydı. Dönüşte arabaya bildiğimizde bugün iğrençti dedim bir an. Annem kızım iyi misin bugün harikaydı, bu kadar da her şeye burun kıvırma dedi. Düşündüm hakikaten yaaa dedim. Yola çıktık, üzerimde aşırı bir ağırlık vardı. Hatta bizimkiler noldu sana yaa dediler. 
Ve bir anda karşı yönden bir araç bizim çok az önümüzde takla atarak yan taraftaki ağaçlara çarptı. Babam eğer biraz hızlı gitseydi bize carpacakti. 
Bir an şok olduk, hemen polisi, ambulansı, itfaiye ne varsa hepsini aradık. Arkadaki kadın hiç hareket etmiyordu ve sıkışmışlardi. 
O kazada arkadaki kadın vefat etmiş. 
Eğer bize carpsalardi belki ölen kişi ben bile olabilirdim.  
Çok üzüldüm, o aileye çok üzüldüm. Savrulurken bir sürü şey bizim arabaya uçmuştu, tek bir minik çatlak olmuş. 
O savrulan eşyalarda plaklar varmış. Yola saçilmişlar. Cunda'da bit pazarı oluyor, muhtemelen oradan almışlardı.  
Eve geldik, ev sahibi kadına anlattık (kendisi yakınmız ama artık benim için değil) anlattık himm banane ölseydiniz keşke der gibi davrandı. O an oraya karşı hiçbir ilgim kalmadı. Eve gelmek istedim, bir daha orayı görmek dahi istemedim. İnsanlar çok iğrenç. 

Son zamanlarda bu olayın bana bir uyarı olduğunu düşünüyorum. Malum en yakın burayı okuyanlar bilir, surekli ruh halim değişiyor ve bazen ölümü dahi düşündüğüm oluyor. Sanki kendine gel uyarısıydi. 



Bu tatilde baya kitap okudum. Yarım biraktiklarimi bile bitirdim.
Ve bana çok şey katan, nerede hata yapıyorum sorusunun karşılığını bulduğum bir kitabı okudum.


Don Miguel Ruiz'in Dört Anlaşma kitabı.  Bunu epub formatta okudum ama gidip kitabı da alacağım. 

Hani That Sugar filmini izleyince bir film izledim hayatım değişti kafasına ulaşmıştım, bu kitap da aynı kafayı yaptı. 
Hiçbir şeyi şahsi algılama ve varsayımlarda bulunma olayı benim sürekli yaptığım şeyler. Sanki dünya benim etrafımda dönüyormuş gibi düşünüyorum bazen onu fark ettim. 
Baş ucu kitaplarımdan olacak. 


Yine Sevim ve Necdet Kent kitapligina gidip oradan aşıklar tepesi ve değirmeni fotoğrafladım. 


Eve gelince seneye yapacağımız tatilin planını yaptım hemen ve müthiş apart oteller buldum. Ve çok üzdü bu bizi. Bu sene de yapabilirdik. Hele Kekik isimli bir butik otel Selimiye'de var, orada bir gün bile olsa kalmayı deli gibi istiyorum. Ben büyük otellerde havuz başı takılmaktan nefret ediyorum. Bana müthiş bir manzarali balkon verin yemek falan hiç önemli değil. Ve o şekilde olan yerler buldum.

Seneye en çok istediğim şey yamaç paraşütü. Hatta öyle ki, Fethiye'deki pilotlarıni takibe almıştım instagramda, onlar da beni takibe aldılar. Hiç yabancılık cekmeyecegim 😂
Yuzmeyi çok iyi bilsem dalış da istiyorum.


Ve dönüş yolunda full yağmur yağdı. Biraz korkutucu, bol melankolik bir yolculuktu. 

Ve bu yolculukta Mermaid playlistimi dinledim. Dinlemek isteyeni Buraya alalım.

Ve eve gelince "Home Sweet Home" şarkısı çalıyordu. 





23 Tem 2017

Draco Constellation




Draco takımyıldızı.

Yine berbat bir ruh halindeyim. Kimseyle konuşmak, iletişim içinde olmak istemiyorum. 
İki gün sonra tatile gidiyorum. Tatilde gittiğim yerlere böyle kartlar bırakacağım. Yemek yediğim yerde menü arasına, sandalye minderi arasına gibi. Sürprizli kartlar. 

Hayatımda üç gün mutluysam, üç gün bunalımdan ölecek moddayım. Geri kalan bir günde de  suzuluyorum. Sevdiklerimle tartışıyorum, kızıyorum çünkü aptalca her yapilan şey beni sinirlendiriyor. Ben yapmıyor muyum, dolu yapıyorum. En kızdığım beni kıran şey de, bu halimin belki çoğu insan farkında ama umursamiyorlar. Ne zaman bunları soylesem amaaan saçmalıyorsunlar havada uçuşuyor. 
Kendime yardım etmeye çalışıyorum, bu halime belki bozuk beslenme düzenim yol açtı diye tamamen sağlıklı bir hayat kurdum, şekeri çıkardım,o üç gün belki de bu yüzden daha iyiyim ama ya geri kalan günler? 

Neyse
Bu aralar kafanizi gök yüzüne kaldırdığınizda Büyük ayi'nin tam üstüne Ejderha'yi görmeniz muhtemel. 
Bunu da bir yere bırakacağım bakalım kim alacak? 

1 Tem 2017

That Sugar

Artık bir film izledim hayatım değişti diyebileceğim bir film var yaşasın. 
Damon Gameau'nun That Sugar belgesel filmi. 
Bu filmi zorla cevremdeki herkese izletmek istiyorum. Ilk önce tabii deliler gibi şeker abur cubur ne bulursa silip süpüren koca bebek kardeşime.  

Çok önemli bir film. Damon Gameau oldukça sağlıklı beslenen, spor yapan örnek biriyken kız arkadaşının hamileliği nedeniyle bir araştırma yapar. Aynı kalori ve spor ile marketlerde ve restoranlarda  "masum" görülen paketli gidalar yiyerek sağlığının ne durumda olacağını araştırır. Bu olaya resmen kendini feda eder. Gunde 40 kaşık şekere denk gelecek kadar ayarlar yiyeceklerini. Sonrasında olanlar cidden izlemeye değer. 

Ben yıllardır bir dolu diyet geçmişim var. Su ile bile diyet yapmışlığım var. Ama aç kalarak verilmiyor. Paketli gidalar ile hele hiç.  
Şekerin bu kadar zararlı olduğunu biliyordum ama yüzüme bu kadar carpmamisti. Bu ara o kadar şekerli şey yedim ki, resmen filmdeki adamın ruh halini yaşıyorum. Kronik yorgunum, kollarımı kaldıracak bile halim yok. Spor yapmak istiyorum ama buna halim ve gücüm yok. Hayatımın belki en rahat günlerini depresyon içinde debelenerek geçiriyorum. Şeker insana bunu yapıyor, en canlı kanitiyim. 

Bundan sonra adamın normal yediği tarzda yemek yiyeceğim ve gücüm yerine geldikten sonra spor. 

İki gündür hiç şeker yemiyorum, bugün ararım diye düşünüyordum ama hiç tatlı krizine girmedim. 

Filmi zaten tatlidan nefret edeyim diye izlemiştim, başarılı da oldu. 
Evde bir dolu paketli gida var ve zerre canım istemiyor. 

Normal yenecekler şu şekilde 


Bunlara badem unu, handistan cevizi ve Grecka unu ekleyip illa şekerli birşey yapacaksam pekmezle yapmayı düşünüyorum.  

Ben kola hastasıyım ama artık içmeyecegim. Kahveyi günde bir bardak o da Türk kahvesi. Çay zaten aramıyorum. Bunların hiçbirini zaten şekerli sevmem. 

Her zaman zararlı bir şey yediğimde amaaan nolacak erkenden ölürüm derdim ama bunlar öldürmüyor süründürüyor. Ben son birkaç ay yaşadığım gibi sürünerek yaşamak istemiyorum. 

Tai Chi'ye başlamak niyetim var ama başlayamadım. Yoga keza öyle. Spor yapabilirim alet edevat hepsi tamam ama güç yok. 

O yüzden hakikaten bir film izledim hayatım değişti. Lütfen kendinize bir iyilik yapın ve siz de izleyin.