9 May 2017

The Funeral


En son yazima baktım da, nasıl korkunç bir ruh halindeymisim. 
Simdi ise olanlara inanamıyorum. Bundan altı ay önce banannem felç geçirdi. O zaman o kadar ağır değildi ve bir iki gün sonra düzelince herhalde kuzenin düğününe gitmemek için bunu yapıyor demiştik. Üç ay sonra ise tamamen kötülesti. Sağ tarafı hiç çalışmıyor ve konuşamıyordu. Konuşamadığıni ise hiç anlamıyordu. O anlattığını sanıyor ama anlamadığımızi düşünüyordu. Çok zor bir insan için bu olay. 
Babannemle hiçbir zaman harika bir ilişkim olmadı. Onunla ilgili tek güzel paylaşımım, cocukken bana geceleri anlattığı masallardı. Bayılırdım onlara. 
Bundan on sene önce bizimle yaşamaya başladı. Çok zor bir on sene yaşadık. Keşke biraz daha esnek olsaydı, bizimle iyi geçinmek isteseydi ama olmadı. Hep biz ona uymaya çalıştık. Ben bu arada asosyallestim. Ailece bir yemeğe bile gidemedik. Çok fazla sinir krizleri geçirdim. Hiç istemediğimiz şeyleri yaşadık ki, biri babamla oldu, bu konuda ikimiz de çok üzgünüz. 
Bu üç ay ise babannem çocuğum gibi oldu. Daha önce de ben her şeyini yapiyordum hatta bu kiz evlenirse bana ne olacak diyormuş. Bu üç ayda o kadar yakın olduk ki, gözlerinden ne demek istediğini bile anliyordum. Başına gelen durum onu çok üzüyordu.

Bundan on gün önce sınava girdim, geldim kolu uyuşmuştu hareketsizlikten onu hareket ettirdim. Hiç hoslanmiyordu ama üzülüyordum o koluna. Bir de gündüz uyursa, gece uyumayıp tüm ev ahalisini de uyutmuyordu. Onun için uyutmamaya calisiyordum. Yemeğini yedirdim, aklıma ne geldiyse konuştum uyumasın diye. Sonra elimi aldı yanağına götürdü ben de öptüm, birazdan yine geleceğim dedim. Odamda bişey izliyordum, baktım iceriden öksürüyor yaa hasta olmaz insallah diyerek bakmaya gittim nefes alamiyor gibiydi, dili şişmişti. Korkudan bayikacak gibi oldum, bişey oluyor ne oluyor?
On iki saat sonra onu kaybettik.

Açıkçası öleceğini asla tahmin etmezdim. İnanamadım. Evden çıkana kadar gidip gidip baktım, dokundum, nefesi var mi diye dinledim.
Evden cikarttiklarinda o tabutu, gidişini görünce kendimi kaybetmişim. O kadar ağladım ki, kimse benim o halime inanamadı. Gasilhaneye yikamaya gideceğim diye tutturdum, ona da babam engel oldu ki iyi  olmuş an çünkü sanirim orayı hiç kaldiramayabilirdim. Şu an bunları yazarken bile agliyorum. Sen bile tahmin etmezdin arkandan bu kadar üzüleceğimi.
Cenaze oldu, bir iki gün sonra herkes çekildi. Ev ölü evi gibi de değil çünkü kimse gelmedi. Çok sevilen biri değildi, bir de aşırı yaşlıydı. Güzel bir hayat yaşadı. Cidden onun ve anneannemin şansı bana geçmiş olsun. Ikisinin de her dediğini herkes yaptı.

Şimdi evde yeni bir hayat kuruluyor sanki.

Geçen psikolog bir tanidigimiz gelip ciddi bir terapi görmem gerektini söyledi. Söylediğine göre tukenmislik sendromundaymisim. Bunu araştırdım ardından, her belirtisi bende mevcut. Ve en şaşırdığım şey hani diyordum ya, kitap okuyamıyorum dizi izleyemiyorum vs. Şu bir haftada iki dizi bitirdim, 3 kitap okudum. Deli gibi yutuyorum her şeyi. Aslinda tedaviye de gerek yok, düzelmeye başladım gibi gibi.

Birçok kişi aldığım sanat ürünlerini görünce sen zenginsin galiba diye mesaj atıyorlardı. Gülüyordum buna çünkü üzerinde çalışabilecek bir masam bile yoktu. Mutfak masasında, salon sehpasında ciziyordum onları.
Bazen üzülüyordum bu duruma ama Dali'nin çamaşır odasinda çalıştığını okuduğumda biraz güç vermişti o durum.
Son zamanlarda ise mutfak masasında babam hakimiyetini kurunca hiçbir şey çizemez oldum. Zaten içimden de gelmiyordu.
Çoğu zaman istediğim ürünleri nereye koyacağım yer yok diye almiyordum.
Şimdi mükemmel bir masa alacağım. Bir yanda polymer clay olayim, bir yanda bütün resim malzemelerimin hepsi elimin altında olacak kaldirmak zorunda olmayacağım. Sevdiğim sulu boya setlerini ve Albrecht Durer 120li boya kalemlerini alacağım. Simdi artık istediginizi diyin, zengin şımarık kız diyin o kadar koymaz. Masamın resimlerini buraya eklerim mutlaka. Aman ya bunu yapsam nereye koyacağım diyip yapmadığım her şeyi yapacağım. En başta Hobbit evi mumlugu yapacağım.
Sabahları istediğim makyajlari yapip yatincaya kadar çıkarmayacağım.

Kafama ne eserse onu yapacağım. Bir gün kalkıp hadi suraya gidelim diyip kimseye hesap vermeden gezebilirim. En nefret ettiğim şey plan yapmadan elimi kolumu sallayarak dışarı cikamamakti. Hatta cook aşık olduğum adam bir keresinde hadi gel şurada buluşalım dediğinde gidememistim. Çünkü bana bunu en az üç gün oncesinden soylemesi gerek ki gidebileyim. O çok üzmüştü. Zaten bir daha da hiç çağırmadı.

Öncelikle yakın yerlere gitmeyi istiyorum. Eskişehir, yazın yine Ege. Sonbaharda Abant, Yedigoller.
Sonra Prag ve Avrupa.

Bu ara Aliexpresste harika iskelet ve kafa tasi bulmuştum. Geçen hafta aldım ama adam yollamamis. Baktım yollamamisken iptal ettim.
Babannemin olmeden önceki on iki saat önce yani yüzü tombuldu. Yemek seçemedigi için  kilo almış, yemek problemleri duzelmisti. Sabah hatta kilo aldın sen demiştik. O on iki saatte yüzü tamamen çöktü, en son ise tamamen kafa tasi halindeydi.
Bu ara o tip şeyleri kaldırabilecek ruh halinde değilim. Adama üşenmeyip bunları anlatan bir mesaj attım. Ne üzüldü yazık ya.
Dün de saclarimi boyadım. Aylardır ne makyaj yapıyorum, ne saçim bir şeye benziyordu. Önce açtım beyaza yakın sonra mor sampuanladim. Baya iyi bir gri oldu ama o halini görünce sinirlerim iyice bozuldu. Hemen turkuaz yaptık. Benim kendimi en iyi hissettiğim renk o.

Babannemin ölümü çok sarstı beni. Her he kadar anlasamasak bile ara ara özlüyorum tuhaf bir şekilde. Sonra daha önce onunla yaşadığımız hayata inanamıyorum. Nasıl dayanmışiz diyoruz. Hem ölümüne inanamıyorum, hem de onunla nasıl yaşadığımıza inanamiyorum.

Bir yandan ona kızıyorum bu kadar inatçı, dediğim dedik biri olmasaydı hep beraber çok eglenirdik.

Ondan öğrendiğim en büyük ders şu hayatta bir tüy kadar hafif olabilmek. Olmayı başarabilmek. İnsanlara yük olmamak, her işini başka birinden beklememek. Bundan önceki yazımda her şeyi kendim yapmaktan yoruldum demiştim. Hayır bu kötü bişey değil. Kendi kendine yeten biri olmak güzel. Yapabildiğin şeyleri yardım almadan yapacaksın bu hayatta.
Kimse kimseyi taşımak, mutlu etmek zorunda değil.
Ben nette şimdiye kadar hayatımı hiç yazmadım. Yazdıklarım minik bir parçasıydı. Sorunlarımı, yaşadıklarımı cok az kişi bilir hatta çoğu kişi bilmez ve bilmek zorunda da değil. Ben hep benim gözüme takilan güzellikleri yansıtmaya çalıştım. Yazılarım ise yok şunu yapin, şöyle olumlu olun, sevgi pıtırcığı olun da değildi.
Unicornlar, cadılar, deniz kızları, büyü şişeleri, minik Hobbit evleri, Halloween, ritueller yani magical her şey. Ben sadece sorunlarımdan, asosyalligimden bunlara kaciyordum.

Şimdi minnoş bir kedi alacağım. Bu ara pek minnaklar yok ama cikacak karşıma. Yıllardır istiyordum. Eve biz zor sigdigimizdan minik nasil sigacakti. Geçen yaz Ayvalikta iki minik görmüştük, simdi olsa dusunmeden ikisini de alırdım. Öyle çıkarsa sevineceğim piliz :)


Çok uzattim. İçimi dökmeye ihtiyacım vardı.  Yakinda masamın ve arkasina yapacağım kara tahtamin resimleri ile gelirim.