19 Ağu 2017

Perseid Meteor Shower


Bu sene artık free olduğumu, istediğim şeyleri yapabileceğimi unutup aynı şekilde devam ediyorum. Misal Perseid Meteor yağmurunu izlemek için yapilan etkinliklere katılmak hiç aklımda değildi.  
O gece hatta dışarıdaydım, o da guzeldi orası ayrı da, eve gelip yaa meteor yağmurunu izleyeceğimiz bir yere gitseydik keşke diye diye bi hal oldum. 
Kreiken gözlemevine giderdik, sonra etkinlige bakıp sinir oldum. 
Bundan sonra bulduğum arabalı insanı oraya surukleyecegim, araba sürme merakım olsa herhalde hafta sonları hep orada olurdum. 

Neyse benim tek başıma yaptığım etkinlik de güzeldi. Açıkçası meteor görme umudum yoktu ama bekledim. İyi ki de bekledim çünkü bir saatten sonra arka arkaya bir sürü gördüm.  Hele ki, çoğu ay'in yanindan geçen büyük meteorlardi ve müthişti. 

Bir yandan Spotify'da Galaxy playlistimi dinlerken, bir yandan da Starlight, Starwalk uygulamalarıyla gök haritasını inceledim. 
Gün ağarınca mutlu mutlu yattım. İnsanın mutlu olması için biri ya da birilerine ihtiyacı yok. Elbette insansız da olmuyor ama bir şeyler için illa birilerinin olmasına da gerek yok. 

Bu sketch beni çok zorladı. Çünkü aptal gibi önce akrilik boyadan başlayıp, sonra sulu boyaya geçtim. O yüzden de zorladı. Dün gece sabaha karşı ancak bitirdim, nasıl saftimin kaydığını ilk resimden anlayın :) Bir de akrilik boyayi ucuz diye hobi boyalarindan almıştım. Mavileri berbat, yani yine orjinal akrilik almam gerek. Ve açıkçası artık tualle çalışma zamanım geldi gibi hissediyorum. 
Yalnız bu Moleskine aquarel defterime çok sevdiğim şeyleri çalışmışım. Bitince Youtube'a hepsini içeren bir video çekeceğim. 
Sonra Crisco art gibi karanlıkta parlayan boyalarla çalışacağım. 
Resim yapmayı seviyorum ve artık çalışma alanıma alıştım.
 Ilk başlarda aşırı yadırgadım ve gidip mutfakta yapiyordum eskisi gibi ehehe 
 Bu da burada dursun seneye gözlemevinde izleyeceğim meteor yağmurunu. 

10 Ağu 2017

Home Sweet Home





Klasik bir tatile çıkıyorum fotoğrafı ile yazima başlayayım dedim :) 

Tatilden döndüm tabii. Ve bu sene hem çok hoştu hem de eve bir an önce döneyim diye deli oldum. Çok hoştu çünkü denizi izlemek bile insana huzur veriyor. 
Ama geçen sene her yerini karış karış gezdiğin bir yerde sıkıcı oluyor. Kendine ait bir yerde olsan sıkmaz ama birinin evine gidince olmuyor. 
Hele ki bu ev aşırı basık, insanın üstüne üstüne gelen bir yer ise ekstra bunaliyorsun. Ev sahipleri de aşırı eleştiren, bunaltan insanlar olunca bir an önce gitmek istiyorsun. 
Bir de bu tatilde çok ağır bir kazayı resmen kıl payı atlattık. Halen nasıl sadece ufacık bir çizikle anlattığımıza inanamıyorum. 
Ve ben bu tip olacak şeyleri insanların hissettiğini net gördüm. 
Salihler altında bulunan Blue Beach'a gitmiştik. O gün harikaydı, deniz harikaydı. Dönüşte arabaya bildiğimizde bugün iğrençti dedim bir an. Annem kızım iyi misin bugün harikaydı, bu kadar da her şeye burun kıvırma dedi. Düşündüm hakikaten yaaa dedim. Yola çıktık, üzerimde aşırı bir ağırlık vardı. Hatta bizimkiler noldu sana yaa dediler. 
Ve bir anda karşı yönden bir araç bizim çok az önümüzde takla atarak yan taraftaki ağaçlara çarptı. Babam eğer biraz hızlı gitseydi bize carpacakti. 
Bir an şok olduk, hemen polisi, ambulansı, itfaiye ne varsa hepsini aradık. Arkadaki kadın hiç hareket etmiyordu ve sıkışmışlardi. 
O kazada arkadaki kadın vefat etmiş. 
Eğer bize carpsalardi belki ölen kişi ben bile olabilirdim.  
Çok üzüldüm, o aileye çok üzüldüm. Savrulurken bir sürü şey bizim arabaya uçmuştu, tek bir minik çatlak olmuş. 
O savrulan eşyalarda plaklar varmış. Yola saçilmişlar. Cunda'da bit pazarı oluyor, muhtemelen oradan almışlardı.  
Eve geldik, ev sahibi kadına anlattık (kendisi yakınmız ama artık benim için değil) anlattık himm banane ölseydiniz keşke der gibi davrandı. O an oraya karşı hiçbir ilgim kalmadı. Eve gelmek istedim, bir daha orayı görmek dahi istemedim. İnsanlar çok iğrenç. 

Son zamanlarda bu olayın bana bir uyarı olduğunu düşünüyorum. Malum en yakın burayı okuyanlar bilir, surekli ruh halim değişiyor ve bazen ölümü dahi düşündüğüm oluyor. Sanki kendine gel uyarısıydi. 



Bu tatilde baya kitap okudum. Yarım biraktiklarimi bile bitirdim.
Ve bana çok şey katan, nerede hata yapıyorum sorusunun karşılığını bulduğum bir kitabı okudum.


Don Miguel Ruiz'in Dört Anlaşma kitabı.  Bunu epub formatta okudum ama gidip kitabı da alacağım. 

Hani That Sugar filmini izleyince bir film izledim hayatım değişti kafasına ulaşmıştım, bu kitap da aynı kafayı yaptı. 
Hiçbir şeyi şahsi algılama ve varsayımlarda bulunma olayı benim sürekli yaptığım şeyler. Sanki dünya benim etrafımda dönüyormuş gibi düşünüyorum bazen onu fark ettim. 
Baş ucu kitaplarımdan olacak. 


Yine Sevim ve Necdet Kent kitapligina gidip oradan aşıklar tepesi ve değirmeni fotoğrafladım. 


Eve gelince seneye yapacağımız tatilin planını yaptım hemen ve müthiş apart oteller buldum. Ve çok üzdü bu bizi. Bu sene de yapabilirdik. Hele Kekik isimli bir butik otel Selimiye'de var, orada bir gün bile olsa kalmayı deli gibi istiyorum. Ben büyük otellerde havuz başı takılmaktan nefret ediyorum. Bana müthiş bir manzarali balkon verin yemek falan hiç önemli değil. Ve o şekilde olan yerler buldum.

Seneye en çok istediğim şey yamaç paraşütü. Hatta öyle ki, Fethiye'deki pilotlarıni takibe almıştım instagramda, onlar da beni takibe aldılar. Hiç yabancılık cekmeyecegim 😂
Yuzmeyi çok iyi bilsem dalış da istiyorum.


Ve dönüş yolunda full yağmur yağdı. Biraz korkutucu, bol melankolik bir yolculuktu. 

Ve bu yolculukta Mermaid playlistimi dinledim. Dinlemek isteyeni Buraya alalım.

Ve eve gelince "Home Sweet Home" şarkısı çalıyordu.